Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Amerikan rüyasının sonu 2!

Pazar, 10 Ocak 2010 - 05:00

Amerikan sinemasının en sevdiğim yanı: Gündeme hemen adapte olup can alıcı bir biçimde işlemek! Jason Reitman’ın senaryosunu yazıp yönettiği “Aklı Havada” filminde en etkileyici bulduğum bölüm, krizdeki Amerikan ekonomisinin eleman çıkarmalara ucuz bir yol bulmaya çalışması! George Clooney’in canlandırdığı kahramanımız, 365 günün neredeyse 300 günü şehirden şehire uçarak gittiği yerlerde işten çıkarılacak elemanlarla son konuşmayı yapar, bir anlamda kelle alır. Tam bir profesyonel olarak çalışan Big Ryan bu berbat işi yaparken aslında hiç sıkılmaz; karşısındaki insanın çaresizliği, gözyaşları, öfkesi, dramı onu hiç etkilemez. Bir çalışana daha işten kovulduğunu söyledikten sonra tek derdi bir başka seyahate çıkmaktır. Ben de çok seyahat ettiğim için benzer tipleri artık tanıyorum: Onlar havaalanları, uçak yolculukları ve oteller konusunda öyle deneyimli ki! Ellerinde uçağa sokulacak büyüklükte bir valiz, önceden hazırlanmış biniş kartları ve hayatlarını kolaylaştıran kulüp kartlarıyla sıra beklemez, iyi yerlerde oturur, bedava yer içer, üstelik de bunun karşılığında başka yolculuklar için puan biriktirirler! Ryan’ın başı, yaptığı işi daha da basitleştiren hırslı bir genç kızın işe alınmasıyla derde girer. İşten çıkarılacak personelin ayağına gitmek pahalıya malolduğundan, yeni projeye göre bu iş artık ekran aracılığıyla internet üzerinden yapılacaktır. Ryan’ın pek sevdiği uçak seyahatleri, otel konaklamaları da yok olacaktır. Amerika’da vahşi kapitalizmin çöküşü ve altında kalan insanların dramı, daha önce Michael Moore’un, “Kapitalizm: Bir Aşk Hikayesi” filminde de dile getirilmişti. Orada daha belgesel mantığıyla işlenen çöküş, burada romantizm sosuna bulanıp izlettiriliyor seyirciye. Jason iyi ki de böyle yapıyor çünkü, hem izlemesi daha keyifli oluyor, hem de kahramanımızın hayatına giren kadın, ona öyle bir kazık atıyor ki bu türü hep canımızı yakan erkek olarak görmeye alışık olduğumuzdan ilk kez oh çekip intikam alıyoruz! Evet, o muhteşem gülümsemesiyle seyahatte tavladığı ve seyahatler dışında başka bir birliktelik düşünmediği kadına sürpriz yaparak evine giden Ryan, acı gerçekle yüzleşir: sevgilisi evli ve çocukludur, üstelik ona “sen benim hayatımda sadece bir parantezsin, haber vermeden nereye geliyorsun?” diyecek kadar da yırtık! Acıtan, düşündüren, gülümseten bir film, “Aklı havada”. Kesinlikle aklı havada, sıradan bir romantik komedi değil...

Hatay işi Arnavut ciğeri
Şu mutfak işi giderek ciddiyet kazanıyor. Hatay Valisi Celalettin Lekesiz, Antakya Belediye Başkanı Dr. Lütfü Savaş, Ticaret ve Sanayi Odası’ndan iş adamları yeni yılın ilk haftasında kalkıp gelmişler İstanbul’a, Hatay mutfağını tanıtacakları bir “Geleneksel Lezzetler Şenliği”nin ön tanıtımını yapıyorlar. Tabii bu işler Anadolu Halk Mutfağı Derneği’nden dostumuz Adnan Şahin’in başının altından çıkıyor. Emirgan’da yeni açılan Meyyali’de düzenlenen gecede damat gibi koşturup duruyor, medyadan dostlarını ağırlıyor. Gerçi geceye katılan Mutfak Dostları Derneği’nden Ahmet Örs ve Artun Ünsal gibi ağır toplar, görücüye çıkan yemeklerin çoğunun Hatay’dan olmadığını tespit ediyor, “aman uyaralım, şimdi genç muhabirler Arnavut ciğerini bile Hatay’ın sanır” diye telaşlanıyor. Asıl yemekler mayıs ayındaki şenlikte Hatay’da. Yine de köz üstünde hafif hafif altı kızaran künefenin koca tepside ters yüz edilme şovu herkesin yeterince ilgisini çekiyor, damakta eriyen peynirli lezzeti ise hepimizi fethediyor! Ayva salatası ise Deniz Alphan’la benim kalbimi çeliyor, sebzeciyiz ya... Orası burası derken yerel lezzetler kaybolmasın ve birbirine benzeyip yok olmasın, maksat bu.