65+ Yaşlı Hakları Derneği Başkanı Dr. Gülüstü Salur Kaptanoğlu: Yaşlılığı doğru tanımlarsanız ondan korkmazsınız

01 Eylül 2018, Cumartesi 06:54
Geçtiğimiz hafta Pazar Postası’nda Beslenme Uzmanı Dr. Ender Saraç’la yaptığımız röportajda, “Kendine iyi bakmayanların çoğu huzurevinde defolu mal olarak ölecek” demişti. 65+ Yaşlı Hakları Derneği’nden bu sözlere tepki geldi. Biz de derneğin başkanı Dr. Gülüstü Salur Kaptanoğlu’nun kapısını çaldık ve sözü ona bıraktık.

ALEV GÜRSOY CİMİN

65+ Yaşlı Hakları Derneği diyor ki, “Yaşlılardan bahsederken herkes dikkatli konuşmalı.” Bunu açar mısınız?

Geçen hafta yaptığınız röportajda yaşlılardan söz ederken kullanılan dile istinaden derneğimiz bir basın açıklaması yaptı. Yaşlılık konularından bahsederken özenli, saygılı olunması gerektiğini ifade ettik. Mesele sadece böyle konuşulması onları incitir meselesi değil. Dilin saygılı olmasının kavramsal bir karşılığı var. Saygı yoksunu söylemleri normalleştirmek, özensiz ifadeleri günlük hayatımızın bir parçası yapmak, öfkenin, kabalığın kendine sevgiden, saygıdan çok yer açması ile sonuçlanıyor. Yaşlılığı acizlik, hastalık, ölüm fikri ile yakın tutmak kolay geliyor. Bu bakış zaten kırılganlıkları, güçlükleriyle yaşlılığı daha zor taşınır hale getiriyor.

Derneğiniz +65 ibaresini kullanıyor. Ama bir görüşe göre 65 yeni orta yaş. Buna ne diyorsunuz?

65 yaş ve üstündeki kişilere ‘yaşlı’ demeye resmen hakkımız var. Basına yansıyan ‘65 yeni orta yaş’ ifadesi gerçeği yansıtmıyor. Ama “65 yaşı orta yaş gibi yaşamak mümkün m?” derseniz, mümkün elbette. Takvim ne derse desin ruh ve beden sağlığı dengede ve yaşamın içindeki yerini koruyarak yaşlanabilen kişilere biz ‘yaşsız’ demeyi tercih ediyoruz.

Birçok bilim insanı ve özellikle Ertuğrul Özkök’ün başı çektiği bazı yazarlar 65 yaşın artık orta yaş olduğunu savunuyor. Size kızacaklar. Ertuğrul Bey 71 yaşında ama bir genç kadar enerjik.

Yaşlılığı bizim gibi tanımlarsanız ve bundan korkmazsanız 65 yaşında bir kişi ‘yaşlı’ sayılır. Yaşlıdır ama ‘yaşlı ve mutlu’ reklam filmlerinde oynayabilir (Gülüyor).

65’e yaşlı diyorsak 85 yaşındaki birine ne diyeceğiz?

Türkiye’de yaşlılık yaşı 65. Biz 65-75 penceresini genç yaşlılık, 75-85 penceresini orta yaşlılık, 85 üstünü de yaşlılık diye tanımlamayı seviyoruz.

YAŞAMA DAİR HER ŞEY, YAŞLILIĞA DA DAİR

Yaşılara yaşlı mı demeliyiz? Tercih edilen başka bir hitap şekli var mı?

Yaşlı sözcüğünden kaçmayalım. Söze estetik ameliyat yapmaya gerek yok. Yaşlılığı arkalara saklamadan taşıyabilmemiz gerek. Biliyor musunuz, derneğin adını koyarken bize ‘yaşlı’ sözcüğü içermeyen isimler önerildi hep. Ama yaşlılık sıfatını en çaresiz, en hasta, en yoksuna saklayıp sonra da doğru bir yaşlılık algısı, politikası oluşturmak nasıl mümkün olacaktı ki? Biz, dinleyici bulduğumuz her yerde yaşlılığı, yaşlı haklarını savunuyoruz. Yaşama dair her şey, yaşlılığa da dair.

Nasıl güzel bir yaşlılığımız olur?

Bunun tek bir cevabı varsa ‘yalnız kalmayarak’ olur benim için. Aile, dostlar, toplum bizi dengede tutuyor. Dernek olarak birçok sorunun başı olarak gördüğümüz yaşlı yalnızlığı ile mücadele önemli bir hedefimiz.

Yaşlıların yalnızlaşmasına karşı ne yapılabilir?

Biz kuşaklararası dayanışmayı savunuyoruz. Yaş tek başına emeklilik gerekçesi olamaz, her yaşta üretkenliğin devamını savunuyoruz. Teknolojiden bağımsız bir yaşam artık hiçbirimiz için mümkün değil, teknolojinin yaşlıları da kapsamasını sağlayacak teknolojik okur yazarlık eğitimleri veriyoruz, 50 yaşını geçmiş kişilere. Her yaşta eğitimi, sanatsal faaliyetleri, egzersizi mümkün kılacak faaliyetlere öncülük yapıyor, destek oluyoruz. Türkiye’de yaşlılığın yüzünü değiştirmek gibi iddialı bir hedefimiz var.

Özellikle Batı’da, sosyal olarak hareketli York, Paris gibi şehirlerde çok yaşlı insanlar sürekli sokakta, hayatın içinde. Kafelerde, kültürel etkinliklerde hep varlar. Türkiye’de ise daha çekingen ve ev odaklı yaşıyorlar. Bunu değiştirmek nasıl mümkün?

Gelişmiş ülkelerde kültürel ve ekonomik olanakların sağladığı bir lüks var. Hayatın içinde olmak yaşlı için de, engelli için de hayal değil. Yaşlının ne işi var demeyeceğimiz yaşsız mekanlar, etkinlikler düşünmemiz gerekiyor. Yaşlılar çekingen ve ev odaklı yaşıyor fikrine tam katılamıyorum. Yaşlılar hayatın içinde olmak istiyor ama zorluklarla karşılaşıyorlar.


PEDERŞAHİ AİLEDEN VELEDŞAH AİLEYE GEÇTİK

Toplu taşıma araçlarıyla ilgili bir çalışma olduğunu duydum. Nedir o?

Biliyorsunuz, toplu taşımadan yaşlılar ücretsiz olarak yararlanabiliyor. Gençler arasında buna bir tepki olduğunu biliyoruz. Hatta bu hakkın yaşlıların elinden alınması için girişimlerde bulunanlar oldu. Bu konuda şimdi İsveç’te ‘başarılı yaşlanma’ konusunda doktoraya uğurladığımız gönüllü bir dernek çalışanımız Merve Tuncer, bir çalışma yaptı. Videoya kaydettiği röportajlarda sadece yaşlıların beklediği duraklarda bazı otobüslerin durmadan geçmesi gibi ağır haksızlıklar anlatılıyor. Bu da bir taciz çeşidi. Önemli olan kadını, yaşlıyı, engelliyi hayatın dışına iten bu tavırlara karşı seslerin de yükselmesi. Buna yönelik farkındalık yaratmaya çalışıyoruz.

Toplumun yaşa ve yaşlıya bakışı nasıl sizce?

Değişken. Bir yanda geleneksel olarak “Başımızın üstünde yerleri var, saygılıyız büyüklerimiz onlar.” Öte yanda “Hepimiz çok yoğunuz, çok sorumluluğumuz var, hayat da zor zaten, aman sağlıklı olsunlar, iyi olsunlar da bizden fazla bir şey istemesinler” noktasında duruyor ortalama kişi. İnsanların sabrı çok az. Çok yücelttiğimiz çocuklarımıza sabrımız kalmıyor değil mi? Sıralamada yaşlılar zaten çocuklarımızdan sonra gelmiyor muydu? Bir büyüğüm demişti "Pederşahi aileden veledşahi aileye geçtik" diye.

Ne doğru bir tespit.

Yaşçılık diye bir kavram var. Yaşı nedeniyle insanların ayrımcılığa uğraması. Tabii bu sadece yaşlılara yönelik değil, “Sen çok gençsin anlamazsın, kıdemin yetmez” de bir yaşçılık çeşidi. Yaş haddinden emeklilik kavramı tam bir yaşçılık örneği. Artık bize benzer derneklerin de çalışmalarıyla, batı toplumlarında yaş haddinden emeklilik rafa kalkmaya başladı bile. Mesela bir üniversite hocasının çok verimli olmaya devam edeceği 70’li yaşlarda devlet üniversitelerinde çalışması mümkün değilken, özel üniversitelerde bu mümkün. Burada hassas bir denge var, yaşlıların köşe tutan, gençlere yer açmayan kişiler olarak hayatın içinde kalması değil hedefimiz. Her yaş döneminin kendine özgü üretkenlik biçimleri olabileceğinin kabulü ile yola çıkarsak seçenekler artacaktır.


YERİNDE YAŞLANMAK İYİDİR

Dernek olarak insanların evinde, ailesiyle, mahallesinde yaşlanmasını savunuyorsunuz. Peki ya huzurevleri? Türkiye’de huzurevlerinin durumu nedir?

Yerinde yaşlanmaya öncelik veriyoruz. Alıştığı mahalle, alıştığı standart, tanıdığı, güvendiği muhit ve insanlarla yaşlanmak. Bu mümkün olmadığında mevcut düzende iki seçenek kalıyor, ya evde profesyonel bir yardımcı ile yaşamak ya da bir huzurevine veya sağlık sorunları varsa bakım evine yerleşmek. Bu konularda büyük ön yargılar var. Evet, huzurevlerinin bir kısmı gidip gezince kolaylıkla “Ömrümün kalanını burada huzur içinde geçiririm” diyebileceğimiz yerler olmayabilir. Ancak bir kısım huzurevi emekle ve özenle hazırlanmış mekanlar.

GÜNCEL HABERLER