Gündem »

Adnan Hoca derken internete sansür geldi

İş güç derken görüşemeyip koptuğum bir arkadaşımı “Cebimdeki Yabancı” sayesinde yeniden buldum! Ferzan Özpetek, Serra Yılmaz’ın filmindeki yemek sahneleri adeta bir yemek programı tadındaydı ve yazımda buna özenle dikkat çekmiştim.

İşte meğer o yemekleri hazırlayan kaybettiğim arkadaşım İnci Bak’mış. İnci’yi tanıdığım yıllarda yemek fotoğrafı çekiyor ama önceden yemekleri dizayn ediyordu! Hazırladığı yemekler tablo gibiydi.

Ferzan Özpetek’in İstanbul Kırmızı’da başlayan işbirliği, bütünüyle bir masa etrafında geçen Cebimdeki Yabancı’da iyice önem kazamış. İnci’yi kutladım ama yemekte şarabın seramik kupalarda servis edilmesini de eleştirdim. Şık bir yemekte şarap ancak cam kadehlerde içilir.

Çünkü rengini görmek, tokuşturulduğundaki çın sesini duymak önemlidir! Bundan önceki filmde öyle yapmışlar, ama film televizyon gösterimine geçtiği andan itibaren RTÜK kuralları yüzünden kadehlerin buzlanması sorunu çıkmış. Ferzan da buzlu kadeh görüntüsü yerine seramik kupa kullanmış.


Adnan Hoca ve kediciklerine bunca yıldır gösterilen hoşgörünün bitişi, internet yasağına bahane oldu.

Zaten ev sahibesi de şarap telaffuz etmiyor, sadece kırmızı mı, beyaz mı diye soruyor? Kardeşim, şarap üretilen, satılan, ihraç ve ithal edilen bir ürün. Kimsenin alkolik olduğu da yok. İçen içer size ne, niye insanların işine bu kadar karışıyorsunuz ki derken, bırakın televizyonu, internetdeki görüntülere de, Güvenli internet haftasında üstelik RTÜK kuralları uygulanacağı müjdesi geldi! Hem de ne vesileyle?

Adnan Hoca ve kedicikleri. Bu programı bahane edip, akılları sıra sansürün alanınını artıracak, nefes alınacak yer bırakmayacaklar. Ekranda yüze yakın kanal var, iki tanesini ancak seyredebiliyorum, gerisi yandaş çuvaldan ne çıkarsa o. Diğerlerinde para pul yok, içerik de yok.

Candaş ne güzel yazmış, 40 yaşına geldim, kendi isteğim, param ve kimlik numaramla bir platforma girip kaydoluyorum, izlediğim şeye ne karışıyorsun diye. Kaç çocuk yaptığından, ne içeceğine karışan ona da karışır. Hepimiz tek tip olmalıyız, ama ola ola iki tip olduk, Biz ve Onlar!

Konuşurken sağa sola bakınan toplum

Bilgi Üniversitesi’nin “Türkiye’de Kutuplaşmanın boyutları” konulu araştırmasının sonuçları arasında hangi partiden olursa olsun, üzerinde anlaşılan tek konu, Suriyelilerin ülkelerine geri gönderilmesi. Cumhurbaşkanı’nın söylem değişikliğinin altında bu gerçeği kendi yaptırdığı araştırmalarda görmüş olması muhtemel. Onları geri gönderecek de oraya yerleştirilmiş Kürtleri ne yapacak?

Bizim medyada yer almadı ama videolarını izledik, koskoca bir şehir halkı, protesto yürüyüşü yaptı,orada binlerce sivil yaşıyor?


Türk toplumunun ortak talebi 3,5 milyon Suriyelinin ülkesine geri gönderilmesi.

Neyse, inşallah evli evine, köylü köyüne, evi olmayan fare deliğine diye çocukken tekerleme söylerdik. Araştırmaya katılanlara OHAL hakkında bir tartışmaya katılıp katılmayacakları sorulmuş, sosyal medyada böyle bir tartışmaya katılırım diyenlerin oranı yüzde 25, arkadaşlarıyla yüzde 45, ailesiyle yüzde 64. Yani OHAL’e karşı çıkacaksa ancak ailesiyle evinin dört duvarı arasında konuşuyor!

Bir adım sonrası Orwell’in romanlarındaki büyük gözaltı, televizyon ekranından evin içini dinleyip denetledikleri ortam. Operasyon hakkında ise konuşmamak en iyisi!

Osmanlı Sevdası tavan yapıyor

Osmanlı İmparatorlarından 34. olan Sultan Abdülhamit Han’ı 10 Şubat’ta ölümünün 100 yılında anmak için İstanbul Büyükşehir Belediyesi, değişik ülkelerde yaşayan 52 torununun da katılacağı bir etkinlik düzenlemiş. Sabah Kuran okunarak başlayacak tören gün boyu sergi açılışı, dokümanter film izlenmesi ve panellerle sürüyor.

Katılımcılar arasında kimler yok ki. İBB Başkanı Mevlüt Uysal, Kültür ve Eğitim Müdürleri, profesörler, birinin adı da Vahdettin Engin zaten ve oturum başkanı.

Beni düşündüren Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Erhan Afyoncu oldu. Hani şu bütün Harp Okulları’nın bağlandığı üniversite?

O da herhalde sultanın askeri dehasından bahsedecek. Nurhan ve Kayıhan Osmanoğlu da 4. kuşak torun olarak konuşmacılardan. Toplantı Osmanlı Arşivleri Konferans Salonu’nda Kağıthane’de yapılıyor.

Osmanlıyı dizilerden değil, bilimsel kaynaklardan öğrenmek elbette daha mantıklı, hele 52 torunu görmek isteyenler için ilginç olabilir. Hele halifelik rüyası görenler için, haydi haydi!

Diğer Haberler