Ağustos ayının en ilginç arkeolojik keşifleri

12 Eylül 2018, Çarşamba 20:15

Homo Erectus’un yok olmasında tembellik rol oynadı

2018 yılının Ağustos ayında Türkiye’de ve dünyada yapılmış en ilginç ve önemli arkeoloji keşiflerini Arkeofili derledi

Pompeii’de ölen yaşlı Pliny, balinalar konusunda haklıymış

Pompeii’deki volkanik patlamadan insanları kaçırırken ölen Yaşlı Pliny’nin, Cebelitarık Boğazı’ndaki katil balinaların varlığı konusunda haklı olduğu ortaya çıktı. Araştırmacılar bir süredir Pompeii’de yaşamış Yaşlı Pliny’nin kayıtlarında geçen Cebelitarık Boğazı’nda katil balinalar olduğunu söylediği yazılarını sorguluyor. Zira bu deniz memelilerinin o bölgeyi ziyaret ettiği bilinmiyordu. Şimdi ise yapılan bir araştırma Yaşlı Pliny’nin haklı olduğunu ortaya çıkardı.  Araştırmacılar, Cebelitarık Boğazı yakınında bulunan antik bir Roma balık işleme tesisinin kalıntıları içinde, Buzul balinası (Eubalaena glacialis) ve gri balina (Eschrichtius robustus) kemikleri keşfetti.

Mezopotamya’da biraya dair doğrudan kanıtlar bulundu

Arkeologlar, çoğunlukla yazılardan ve çizimlerden, biranın antik dünyada önemli olduğunu biliyordu, ancak bu mayalı içeceğe dair gerçek bir arkeolojik kanıt bulmak her zaman büyük bir sorun olmuştu. Arkeologlar şu an, Irak’ın kuzeyinde yer alan bir kazı alanından çıkarılan yaklaşık 2 bin 500 yıllık kil kaplardaki bira kalıntılarını saptamak için yeni bir yöntem kullanıyor. Araştırmanın eş yazarı Claudia Glatz, “Elsa Perruchini’nin gösterdiği, aynı zamanda arpayla uyuşan kimyasal izler taşıyan kaplardaki fermantasyon izleri. Bunları bir araya getirdiğimizde, kapların içinde arpa birası olduğunu anlıyoruz” diyor.

Antik Mısır mezarında, bilinen en eski peynir bulundu

Antik Mısır mezarında keşfedilen 3.200 yıllık peynirin, şimdiye kadar bulunan en eski katı peynir olduğu düşünülüyor. Genellikle peynirlerin lezzeti yıllanma ile artar, ancak bu Antik Mısır mezarında keşfedilen peynirlerin dikkat çekici yanı değil. Antik Mısır mezarında keşfedilen peynirin, şimdiye kadar bulunan en eski katı peynir olduğu düşünülüyor.

Antik Mısır mumyalama formülü ortaya çıktı

Antik Mısır döneminden kalma bir mumyanın üzerinde yapılan kimyasal analizler, mumyalama için kullanılan balsamın formülünü ortaya çıkardı. MÖ 3 bin 500 – 3 bin 700 yılları arasında mumyalandığı ortaya çıkan bir ceset, aynı zamanda mumyalama formülünün tahmin edilenden çok daha önce geliştirildiğini ve daha geniş bir coğrafyada kullanıldığını gösteriyor. Balsamın özünü şunlar oluşturuyor:  Bir bitki yağı, muhtemelen susam, “Balsam türü” bir bitki veya kök özü, muhtemelen hasırotu, Akasya olabilecek bir bitkiden alınmış doğal şeker, zamk, Kritik öneme sahip, kozalaklı bir ağaçtan, muhtemelen çam ağacından alınan bir reçine.

Çatalhöyük insanlarının kuraklığa nasıl adapte olduğu ortaya çıktı

Araştırmacılar, Çatalhöyük’teki çiftçilerin 8 bin 200 yıl önce yaşanan iklim değişikliğine nasıl uyum sağladığının kanıtlarını ortaya çıkardı. 8 bin 200 yıl önce dünya aniden soğuyarak, Kuzey Yarımküre’nin büyük kısmında daha kurak yazların yaşanmasına yol açtı. Bunun bölgedeki erken dönem çiftçilerine olan etkisi aşırı olmalıydı, ancak arkeologlar insanların buna nasıl dayandıkları hakkında çok az şey biliyorlardı.  Şimdi ise, dünyanın en eski ve en sıra dışı ön-şehirlerinden biri olan Çatalhöyük’teki kırık çömlekler üzerindeki hayvansal yağ kalıntıları, bu eski halkların felaketten nasıl kurtulduklarına dair yeni bakış açıları sunuyor.

İlk defa antik insan türlerinin bir melezi bulundu

40 bin yıl öncesine kadar, Avrasya’da en azından iki grup yaşıyordu: Batıda Neandertaller ve doğuda Denisovalılar. Şimdi ise araştırmacılar, Sibirya’da bulunan bir bireyin genomunu diziledi ve annesinin bir Neandertal, babasının ise bir Denisovalı olduğunu keşfetti. Denisovalılar, Neandertallerle beraber, şu anda yaşayan modern insanların en yakın soyu tükenmiş akrabaları olma özelliğini taşıyor. Araştırmanın üç yazarından biri olan Viviane Slon, “Önceki araştırmalardan Neandertallerin ve Denisovalıların arada bir çocuk sahibi olmaları gerektiğini biliyorduk. Ancak bu iki farklı türün bir melezi bulacak kadar şanslı olabilceğimizi hiç düşünmemiştim.” diyor.

Günümüz pigmeleri aynı adada yaşamış hobbitlerle ilişkili çıkmadı

Günümüzde Endonezya’daki Flores adasında yaşayan Pigmeler, on binlerce yıl önce orada yaşayan “hobbitler” ile ortak genlere sahip çıkmadı. Araştırmacılar, Endonezya’daki Flores adasında bulunan küçük boyutlu bir insan türü olan “Hobbitlerin” keşfinden beri, bu antik insanların günümüzde adada yaşayan Pigmelerle ilişkili olup olmadığını merak ediyor. Yeni yapılan bir araştırma bu soruya yanıt verdi: Hayır. Günümüzde adada yaşayan Pigmeler, antik hobbitlerle (bilimsel ismiyle Homo floresiensis) ilişkili değildi.

Yakutistan’da 40 bin yıllık donmuş tay bulundu

Bilim insanları, Yakutistan’daki Batagai kraterinde donmuş olarak günümüze kadar ulaşan 40 bin yıllık bir tay buldu. Araştırmacılar, Batagai çöküntüsündeki donmuş toprağın, tayı mükemmel bir şekilde koruduğunu belirtiyor. Tayın cesedi hiçbir zarar görmemiş. Hatta yelesi bile duruyor ve bu durum, bu derece eski bir ceset için oldukça nadir. Bilim insanları, tay öldüğünde en az iki aylık olduğunu tahmin ediyor ve omuz boyunun 98 cm olduğunu söylüyor.

4 bin 500 yıllık kadının kemiklerinde gizemli süslemeler keşfedildi

4 bin 500 yıl önce günümüz Ukrayna’sında yer alan Dinyester’in ortalarında gömülmüş genç kadının kemiklerinin eşsiz süslemelerle dolu olduğu keşfedildi. Bilim insanlarına göre bu işaretler ölümden ve bedenin çürüme sürecinden sonra yapılmış. Ekip, birkaç yıl önce bir dizi höyüğü inceledi. Höyüklerden birinde 25-30 yaşlarında genç bir kadın iskeleti bulunmaktaydı. Danuta Zurkiewicz, “Gömütü çizimler ve fotoğraflarken, dikkatimiz her iki dirsek kemiğinde de görünür olan paralel çizgiler gibi sıradan desenlere çekildi. İlk başta, keşfe kuşkuyla yaklaştık, izlerin hayvanlar tarafından oluşturulmuş olabileceğini düşündük.” diyor.

GÜNCEL HABERLER