Epilepsi hastalarına ameliyat umudu (Epilepsinin tedavisi mümkün mü?)

07 Şubat 2018, Çarşamba 15:42
Türkiye'de yaklaşık 800 bin epilepsi (sara) hastası nöbetlerle hayatını sürdürmeye çalışıyor. İlaç tedavisinden yanıt alınamayan ve sık nöbet geçiren epilepsi hastaları, cerrahi müdahale ile beyindeki sorunlu bölgenin çıkarılmasıyla nöbet kabusundan tamamen kurtuluyor
Epilepsi, beynin normal aktivitesinin sinir hücrelerinde aşırı, ani elektriksel boşalması ile bozulması sonucu ortaya çıkan nörolojik bir hastalık. Toplumda her yüz kişiden biri bir veya birden fazla sayıda epilepsi nöbeti geçiriyor.

HER YIL 35 BİN YENİ HASTA LİSTEYE EKLENİYOR

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof Dr. Ersin Erdoğan, epilepsinin dünyanın her bölgesinde erkek ve kadında, her türlü ırkta ve yaklaşık 100 kişide bir oranında görülebilen bir hastalık olduğunu belirterek, "Yaklaşık 80 milyon nüfuslu ülkemizde yıllık 35 bine yakın kişinin epilepsili hasta grubuna eklendiği söylenebilir. Ayrıca yaklaşık 20 kişiden birinde yaşam boyunca bir kez nöbet görülebilir ve bu kişilerde daha sonra nöbet tekrarlamayabilir.

EPİLEPSİ NÖBETİ NASIL OLUR?

Hastalarda nöbetler kol ya da bacaklarda kasılma, şuur kaybı ile kendini gösterir. Jeneralize nöbet diye isimlendirilen durumda, beynin tüm katmanları etkilenir; kolda ve bacakta kasılma, ağızdan salya gelmesi ve idrarı tutamama söz konusu olabilir. Küçük nöbetlerde ise hasta 5 ila 20 saniye bir yere dalarak bakabilir ya da bir kolunda hareket tarzında aksama olabilir ancak şuurunu kaybetmezç Hastanın ağzını şapırdatma ya da anormal hareketler sergilemesi halinde de şuur kaybı söz konusu olabilirç Bu durum, hastanın burnuna anormal koku gelmesi ya da ani korku hissi ile kendini gösterebilir. Bu sırada anormal sesler çıkarabilir ve nöbet süresi 1 ya da 3 dakika sürebilir. Ancak büyük nöbetlerde kişinin uyanması belli bir süre alıyor. Nöbetlerin sıklığı değişkenlik gösteriyor. Kimi hastalar yılda 1 kimi hastalar ise gün içinde 50 kez nöbet geçirebiliyor. Epilepsiye bağlı nöbetlerin bazıları genetikti  ancak büyük bir kısmı doğum sırasında ya da anne karnında gelişen olumsuzluklara, enfeksiyonlara, tümörlere, beyindeki tıkanmalara, kafa travması sonrasında beyinde gelişen sorunlara bağlı ortaya çıkar" dedi.

'İLACA DİRENÇLİ EPİLEPSİLERDE ANİ ÖLÜM RİSKİ VAR'

İlaca dirençli epilepsilerde ani ölüm riskinin yaklaşık yüzde 3 olduğunu belirten Prof Dr. Ersin Erdoğan, "Bu durum, genellikle uykudayken hayatını kaybetme tarzında olabiliyor. Nöbete bağlı yüksekten düşme, trafik kazası, boğulma da bu oranın dışındadır. Epilepsi tanısı konulan hastaların ilaç tedavisi görüyor ancak kimi durumlarda buna direnç gelişebiliyor. İlaçların etki oranı yüzde 70 olup geri kalan hastalar ise ilaca dirençlidirler. İlaca dirençli hastalar, cerrahi tedavi ile müdahaleye alınır. Cerrahi uygulama öncesinde çeşitli görüntüleme tekniklerinin yanı sıra özellikle EEG-video monitörizasyon denilen tetkik kullanılarak hastanın durumu detaylı olarak incelenir.


Prof Dr. Ersin Erdoğan

Hastanın ilaca dirençli olması ve sık nöbet geçirmesi durumund  bu kişinin nöbetinin hastane ortamında değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle kişi EEG-video monitörizasyon ile üç nöbetini kaydedecek kadar hastaneye yatırılır. Uygulamanın yapılabilmesi için hastanın haftada 3'ten fazla nöbet geçiriyor olması gerekli. Hastanın nöbetleri incelenerek nöbet sırasında hangi hareketleri yaptığına bakılır. Bu sorunun beynin neresinden kaynaklandığını belirlenir. Özel görüntüleme teknikleriyle belirlenen lezyon, epilepsi yapılan diğer tetkiklerle uyuştuğunda cerrahi uygulanır" diye konuştu.

'DOĞRU TEDAVİYE ULAŞMAK 20 YIL GECİKEBİLİYOR'

Tüm yöntemler içinde kesin çözümün, sorunlu bölgenin çıkarılması ile mümkün olduğunu açıklayan Prof.Dr. Ersin Erdoğan şöyle devam etti:

"Bu durumda hastanın bir daha nöbet geçirme riski yüzde 90 oranında engelleniyor. Elbette çıkarılacak bölümün, hastaya zarar vermeyecek bir kısım olması gerekiyor. Bu teknikte operasyon başarısı yüzde 85. Bu uygulama sonrasında hastaların nöbet geçirmeleri kesiliyor. Ancak bu bölümün çıkarılamayacak bir özellik taşıması halinde de ilgili kısımlar arasındaki bağlantı cerrahi ile kesiliyor. Bu teknikte başarı oranı yaklaşık yüzde 50. Epilepsi cerrahisi sonuçları çok iyi olmasına rağmen dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de epilepsi hastaları ve tedavi uygulayan hekimler tarafından çok az kullanılıyor. Tam teşekküllü epilepsi tanı ve tedavi merkezlerinin nöbet kontrolünü sağladığı gösterilse d  ilaca dayanıklı epilepsili kişilerin yüzde 1'den azı bu merkezlere sevk ediliyor. Bu kişiler genellikle epilepsi başlangıcından ortalama 20 yıldan fazla zaman geçtikten sonra geliyor. Erken sevk geri döndürülemez psikolojik ve sosyal problemlerden, bir ömür boyu sakatlıktan ve erken ölümden kaçınmak için en iyi imkanı sağlıyor."

GÜNCEL HABERLER