Fatih Kısaparmak: Toplumsal şizofreni ve cinnet yaşıyoruz

22 Temmuz 2018, Pazar 05:00
Mütevazı kişiliği ve kadife sesi ile gönüllere taht kuran Fatih Kısaparmak, uzun süren sessizliğini POSTA’ya bozdu. Ünlü sanatçı ile dünden bugüne sanatı, sanatçıyı ve Türkiye’yi konuştuk. Diyor ki: Endişe ve güvensizlik girdabındayız. Bu durumun elbette bir faturası var ve ne yazık ki çocuklarımız onu faiziyle ödeyecek.

Alev Gürsoy Cimin

alev.gursoy@posta.com.tr

Hayatınızın nasıl bir dönemindesiniz, her şey yolunda mı?

57 yaşındayım. Beşikle tabut arasındaki insan serüveni, hepimizi olgunlaştırıyor. Daha ılımlı ve olumlu olmayı öğrendiğim bir çağdayım. Sağlık ve huzur sözcüklerinin içini doldurabiliyorum. Biz vagonların içinde hangi yöne koşarsak koşalım, hayat treninin gittiği yere gidiyoruz aslında. Bir gün her şey bitebilir ama sevgi sonsuz ve sınırsızdır.

Bir ara rahatsızlandığınızı duyduk. Sağlığınız nasıl?

Direkten dönmüşüm. Yakın dönemde, kalp sağlığı açısından ciddi sorunlar yaşadım. Yaradan hep yanımda çok şükür. Koruyuşunu hep üstümde hissediyorum.

Sanat hayatınızın 35. yılı. 18 albüme ve 300’den fazla besteye imza attınız. Neler hissediyorsunuz?

Hayatımda tamamen ben yaptım diyebileceğim hiçbir şey yok. Tüm katmanları ile bütün halkımızı ve Türkiye’nin omurga değerlerini te>

Eşiniz Şebnem Kısaparmak da sanatçı. Yaptığınız düetler muhteşemdi. Buram buram aşk kokuyordu...

Aslında evlilik bir düet. Biz hayatımız boyunca birbirimize hep omuz verdik ve hep aynı şarkıyı söyledik. Şebnem hanım, üst düzeyde bir makam. Usul, nota bilgisi ve Allah vergisi bir sese sahip. Aynı zamanda şair ve besteci. IQ’su da çok yüksek. Üstelik yıllarca demlenmiş bir tutkunuz varsa...

ÖLÜMÜMÜN HABER DEĞERİ EN FAZLA TEK SÜTUNLUK OLABİLİR O DA BELKİ...

Ölmekten veya unutulmaktan korkar mısınız?

Ölümü, ölümsüz sevgiyle öldürebilir insan. Ben eğilip bükülmeden, savrulup dökülmeden yaşadım. Her türlü ucuzluk ve şaklabanlıktan uzak bir hayat sürdüm. Alnım ak, vicdanım rahat. Ölümümün haber değeri en fazla tek sütunluk olabilir. O da belki... Ama bunlar, gerçekte önemsiz şeyler zaten. Sanatçı, eserleriyle yaşar. Bizim halkımız, hem kendisini hem de kendini unutanları sonsuza dek unutur. Gerçek evlatlarını hatırlamayı ise asla unutmaz.

GÜNCEL HABERLER