Magazin »

Leyla ile Mecnun'un senaristi Burak Aksak'a ağır suçlama: Bana saldırdı

Küsurat Yayınları'nda staj yapan Ayşe Gülen Eyi, Leyla İle Mecnun dizisinin senaristi yazar Burak Aksak'ın kendisine hakaret ettiğini ve şiddet uyguladığını iddia etti. Burak Aksak ise iddianın doğru olmadığı ve yasal yollara başvuracağını söyledi

Küsurat Yayınları’nda staj yapan Ayşe Gülen Eyi, yayınevinin kurucusu ve yazar Burak Aksak’ın kendisine hakaret ettiğini ve fiziksel saldırıda bulunduğunu öne sürdü. Yayınevinde sadece bir tartışma yaşandığını söyleyen Burak Aksak ise şiddet ve hakaret iddiasını reddetti.

Burak Aksak, “Konuyla ilgili yasal yollara gideceğim, basın açıklaması yapacağım” dedi.

Gazete Duvar'ın haberine göre, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğrencisi Ayşe Gülen Eyi, Twitter hesabından yaptığı açıklamada Burak Aksak’tan şiddet gördüğünü iddia etti.


Ayşe Gülen Eyi

Bir kitap projesi için metinler yazdığını belirten Ayşe Gülen Eyi, olayın künyede adının yazmasını istemesi üzerine yaşandığını söyledi. Ayşe Gülen Eyi, açıklamasında “Künyede adımın yer almasını istediğim için çıkan tartışma sonucunda Burak Aksak yayınevine girdi. ‘Ne bu künye muhabbeti, siz neyin derdindesiniz? Sen kendini ne sanıyorsun kızım’ dedi. ‘Benimle böyle konuşamazsınız’ dediğimde ise ‘S… git bırak elindekileri, defol’ dedi” ifadelerine yer verdi.

''KONUYU HUKUKİ YOLLARA TAŞIYACAĞIM''

Metinleri kitaptan çekmek istediklerinde Burak Aksak’ın hakaret ettiğini ve iterek dışarı çıkarmaya çalıştığını iddia eden Gülen, açıklamasını şöyle sonlandırdı:

“Yayıncılıkla ilgili bir şeyler öğrenmek için girdiğim yayınevinden fiziksel saldırıya maruz kalarak resmen yaka paça atıldım. Yaşamım boyunca böyle bir saldırıya maruz kalmadığımı belirtmek isterim.”

Konuyla ilgili olarak konuşan Ayşe Gülen Eyi, “Çalıştığım süre zarfında birçok kez mobbinge uğradım. Ayrıca sigortam yapılmadı ve söz verildiği gibi maaşta iyileştirme olmadı. Konuyu hukuki yollara taşıyacağım” dedi.

''BU İFTİRAYA DAHA FAZLA SESSİZ KALAMAM!''

Burak Aksak yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Kadının beyanı esastır” Bu yüzden yazılanları okuyup da hakkımda yapılan yorumları anlayabiliyorum. Ancak şunu söyleyebilirim ki; iddiaların tümü asılsızdır. Küsurat Yayınları’nın bu sene çıkarmayı planladığı kitaplar, ilk kitabı olan kadın yazarlardır. Ofis çalışanlarının tamamı kadınlardan oluştuğu gibi, hepsi de sigortalı çalışanlardır. Film çekimleri ve ardından kurgu süreci nedeniyle yayıneviyle ilgim alakam, zaten yapılan işlerin son halini gördükten sonra onay vermekten öteye gitmez. Bahsi geçen kitapta emeği geçen herkesin ismi künyede yer almaktadır. Tıpkı bir önceki kitapta yer aldığı gibi. ‘Ayna Ayna’ isimli kitabımızın künyesinde de görebilirsiniz bu isimleri. Hele ki “Dünyaya Kafa Tutan Kadınlar” adlı erkek egemen toplumda başarılı kadınların yok sayıldığının anlatıldığı bir kitapta böyle bir şey yapmam düşünülemez.

Burayı kadının sesinin daha gür çıktığı bir yer haline getirmekten başka bir amacımız yoktu. Bunu sağlayan da, ben değil burada çalışan kadınlardır.

Bahsi geçen kişiye, tam zamanlı çalışanımız olması teklif edilmiş ve sigortasının yapılması gerektiği söylenmiş ancak kendisi başka birinin daha yanında çalıştığını, ardından da okulunun başlaması sebebiyle her gün ofise gelemeyeceğini açıklamış, dolayısıyla yollarımızı ayırma kararı kaçınılmaz olmuştur.

Her şey Pazartesi günü yapılan bu konuşmadan sonra başlamış ve işle ilgili durumu konuşurken gösterdiği saygısız ve üslupsuz hareketlerinden dolayı ofisi terk etmesini istememle sonuçlanmıştır. Haliyle gergin ve seslerin yükseldiği bir ortam olduğu doğrudur. Ancak kişinin şahsına küfür ya da şiddet söz konusu dahi değildir. Bırakın şiddeti, fiziki bir temasım dahi olmamıştır, olamaz.

Mottosu “Hevesini ağzına sokup, kursağına kadar ittirenlere inat; vazgeçme” olan bir yayınevinde geçen bu hadise zaten tüm hevesimizi kırmış ve insanlara olan güvenimizi zedelemiştir. Metinlerin haklarına dair aldığımız tüm imzalar da benim için artık yok hükmündedir. Diledikleri gibi, diledikleri yerde kullanabilirler bu metinlerini. Gelinen şu noktada; atılan iftiralar karşısında daha fazla sessiz kalamam. Bu yüzden mesele artık avukatlarımızın kontrolündedir. Hukuki sürecin ardından neyin ne olduğunu hep beraber görürüz. ‘Çamur at izi kalsın’ zihniyetinin de en kısa zamanda son bulması dileklerimle.

Burak Aksak

Benzer Haber