Mısır’ın gizeminin peşinde…

11 Mayıs 2018, Cuma 05:00
Nedim Gürsel’in yeni kitabı ‘Piramitlerin Gölgesinde’, Mısır’ı ülkenin turistik klişelerinin değil gerçek ruhunu yansıtan yazarların, aykırı sanatçıların eşliğinde gezmek için bulunmaz bir fırsat
Hande ALDEMİR

“Mısır deyince çoğunuz gibi benim de aklıma piramitler gelir” diye anlatmaya başlıyor Nedim Gürsel yeni kitabı “Piramitlerin Gölgesi”nde. Gerçekten de Mısır demek piramitler demek. Sonra firavunlar. Gizemli Nil Nehri, sıcak, çöl, biraz ezoterizm ve hatta biraz uzaylı komplosu. 

Nedim Gürsel ise edebiyatın penceresinden bakıyor Mısır’a. Yol arkadaşları yine yazarlar ya da bu coğrafyadan çıkan başka edebiyatçılar. Bu edebiyatçılardan biri de Necip Mahfuz. 1988’de Nobel Ödülü alan Necip Mahfuz’un eserlerinin izinde geziyoruz Kahire’yi Nedim Gürsel ile. Gize piramitlerinin sessiz bekçisi gibi görünen Sfenks ile tanışıyoruz, geçmiş firavunların mezarlarıyla dolu Krallar Vadisi’ne gidiyoruz. Gelmiş geçmiş en sıra dışı krallardan Kral Akhenaton ile buluşuyoruz. Necip Mahfuz’un “Dönek Akhenaton” kitabında  ilginç bir kurgu ile anlattığı kral Akhenaton. 
Bir de Hacepsut var. Kadın firavun. Yirmili yaşlarında evlendirildiği üvey kardeşi II. Tutmosis, saltanatının üçüncü yılında ölünce dul kalıyor. Ülkeyi o yönetiyor. Yönetmekle kalmıyor yeri gelince yargının başına “ayar” veriyor ve şöyle diyor Hacepsut: “Yargıcın yaptıkları gizli kalmaz. (...) Verdiğin kararlar yasalara uygun olmalı. Taraf tutarsan bu, tanrıların hoşuna gitmez. Bilene de bilmeyene de aynı biçimde davran. Yakınlarınla hiç tanımadıklarına da.”
 

RİLKE'NİN İSKENDERİYESİ


Kitapta okura eşlik eden bir başka yazar ise geçen yüzyılın aykırı şairi Rainar Maria Rilke. Avrupa’da ilham kaynaklarını kaybetmiş hisseden Rilke’nin Mısır’a adeta kaçtığını söylüyor Nedim Gürsel. Sonra “Bu şehir arkandan gelecek” satırlarının şairi Kavafis’in, Lawrence Durrell’ın İskenderiyesi’ne geçiyouz. Mısır’ın dördüncü piramidi olarak kabul edilen, ses sanatçısı Um Kalsum’dan (Ümmü Gülsüm) hüzünlü ezgiler dinliyoruz. 

Mısır’ı bir tur rehberinin değil bir edebiyatçının, eşliğinde gezmek ülkenin turistik klişelerinin değil gerçek ruhunu yansıtan yazarların, aykırı sanatçıların ve hatta aykırı firavunlarının eşliğinde bir seyahat anlamına geliyor. Edebiyatla harmanlanmış, hem yazarın hem okurun içe dönüş yolculuğu… 
 

HUZUR VE ÜRKÜNTÜ BİR ARADA


Nedim Gürsel kitapta okuru artık kaçmanın mümkün olmadığı çok ilginç bir yere götürüyor:  Karafa Mezarlığı. Kahire sakinleri burada duvarlarla çevrili, ev ve benzeri kabirler inşa edip içlerinde oturuyorlar. Kahire’nin bu yoksul ama konuksever mahallesinde mezarların arasında dükkanlar, berberler bile bulunuyor. Burada da insanlar yaşıyor, düğünler doğumları, doğumlar ölümleri izliyor. Tuhaf bir şekilde hem ürküntü hem de huzur veren bir yer olarak hatırlıyor burayı Nedim Gürsel. 


Piramitlerin Gölgesinde
Mısır’a yolculuk
Nedim Gürsel
Doğan Kitap
152 sayfa





 

GÜNCEL HABERLER