Otonom sürüşe hazır mısınız?

27 Aralık 2017, Çarşamba 06:36
Son Güncelleme:29 Ocak 2018, Pazartesi 17:46
Dünyada otomotiv teknolojileri hızla gelişiyor. Türk mühendisler de ülkemizde üretilen otomobillerde otonom sistemler dahil tüm yenilikleri hayata geçiriyor.
Büyük bir rekabet içinde olan otomotiv endüstrisinde markalar, araçlarda sürekli yeni özellikler çıkararak adeta birbirleri ile yarışıyorlar. Elektrikli, hibrit, kendi kendine park edebilen, gece görüşü ile sürüş yapan , hoparlörsüz müzik sistemlerine sahip ve daha birçoğu... Kesintisiz iletişimin ön plana çıktığı günümüzde fotoğraf çekebilen otomobiller bile var.  Bu rekabetin en kızıştığı noktalardan biri ise otonom sürüş.
 Maksimum güvenlik ve konforun hedeflendiği otonom sürüş sistemleri ile aracın içindeki sürücü ve yolcular seyahatleri sırasında birçok kolaylığa sahip olabiliyor. Bu sistemler yoldaki tehlikeleri, riskleri önceden sezip önlem alabiliyor. Dikkat dağılması, yorgunluk gibi durumlara karşı sürücülere güven sağlıyorlar. Tabi ki otonom sürüşün de çeşitli seviyeleri var… Yarı otonomdan başlayıp tam otonom sürüşe kadar uzanıyor. Hatta bazı markalar tam otonom sürüşe hazır seri üretim otomobillerinin 2020’de pazara sunulacağını açıklamasını yapıyor.
Burada en önemli sorun bu araçlarla yapılan sürüşlerde meydana gelecek problemler ve oluşabilecek hukuksal problemler.  Belediyeler, hükümetler bunun için çalınmalarını sürdürmekte.  
 
Premium sınıftan standart donanıma
 
Otonom sürüş birçok farklı teknolojinin birleşiminden oluşuyor.  Ancak bu sistemlerin de çekirdeğini, aracın yolun durumuna göre kendi kendine hızlanıp yavaşlayabilmesi, şerit takibi gibi sürücü destek sistemleri oluşturuyor. Son yıllarda gelişen bu sürücü destek sistemlerinin içerisinde hiç kuşkusuz en dikkat çekeni Adaptif Hız Sabitleme Sistemi..  
Otonom sürüşe ulaşma noktasındaki en büyük adımlardan biri olan Adaptif Hız Sabitleme Sistemi çok yeni sayılabilecek bir teknoloji.  Bu sistem, araçların ön bölgesine yerleştirilen bir radar ile çalışıyor. Bu radar aracın ön kısmını sürekli olarak tarayıp önündeki yolun uygunluğunu kontrol ediyor.   Sürücünün önceden belirlediği hızı ve takip mesafesini aşmayacak şekilde, devamlı olarak trafiğe ayak uyduruyor. Trafikle birlikte yavaşlıyor ya da hızlanıyor. Özellikle şehirlerarası kullanımda büyük kolaylık sağlıyor. Oldukça yüksek maliyetli olan bu teknoloji düne kadar yalnızca premium otomobillerde sunulabiliyordu.  Bugün ise artık tanıdık bir modelde de yer alıyor.. Bursa’daki Tofaş fabrikasında üretilen Egea Hatchback ve Egea Station Wagon modelleri, bu teknolojiyi standart donanımları arasında sunuyor. Yarı otonom sürüş özellikleri sürücü ve yolculara maksimum keyif ve güvenliği sağlıyor.   Böylesine önemli ve üstün bir özelliğin, Türk işçisinin ve mühendisinin emeği ile üretilen bir otomobilde sunulması bizler için gurur verici. Otomotivdeki son teknolojileri yakından takip edip yerli araçlarımıza süratle adapte edebilen sektörümüz şüphesiz ki önümüzdeki dönemde Türk otomobil severleri daha birçok yeni teknoloji ile tanıştıracak. Hem de en uygun maliyetle.

Mehmet Ali Kantarcı

GÜNCEL HABERLER