Galip Umut Özdil

TÜM YAZILARI

NASA'dan Karaman'a

05 Eylül 2018, Çarşamba 15:44

Ülkeler sadece tarımda değil her alanda ürettiği bilgi, teknoloji ve yenilikler ölçüsünde söz sahibi. Tarımda da sürekli bilgi ve teknoloji üretme zorunluluğu var. Bunun içinse araştırma ve geliştirme (AR-GE) çalışmalarına daha çok yatırım yapılmalı.

Ülkemizde AR-GE’ye yapılan harcamalar yurt içi hasılanın %1’i kadar. Bu oran G.Kore’de %4.36, Japonya’da %3.35, ABD’de %2.79, OECD ülkelerinde ortalama %2.4 ve AB ülkelerinde ortalama %1.98.

Cumhuriyetin ilk yıllarından beri devam eden tarımsal AR-GE çalışmaları sonucunda tarımsal ürünlerin verim ve kalitesinde önemli ölçüde artışlar kaydedildi.

Tarım daha doğrusu hayat tohumla başlıyor. Bugün Türkiye’de kullanılan hububat ve baklagil tohumlukları ile yağlı tohumlardan, aspir, susam, yer fıstığı ve haşhaş çeşitlerinin büyük kısmı yerli AR-GE ve ıslah çalışmalarından elde ediliyor. Sebzecilikte ise domates, biber, patlıcan, kabak ve hıyar tohumlarının yarısından fazlası yine yerli bitki ıslahı çalışmalarından sağlanan çeşitler ve üretimler.

Ancak gerek nüfusun hızla artması gerekse ekilebilir alanların ve suyun azalması nedeniyle bu konuya daha çok ağırlık verilmeli, Tarım ve Orman Bakanlığı, üniversiteler, sivil toplum ve meslek örgütleri ile özel sektörün iş birliği artmalı.

Rakamların söylediği gibi ülkemiz bu alana gerekli yatırımı henüz yapabilmiş değil. Mevcut kaynakların değişen şartlara uyum sağlamaya çalışan özel sektörün taleplerine uygun kullandırıldığını söylemekte ne yazık ki zor.

ÖZETLE ÖNÜMÜZDEKİ YOL, KATETTİĞİMİZ YOLDAN ÇOK DAHA UZUN

AR-GE çalışmaları yüksek teknik bilgi, personel, ekipman, finans ve sabır isteyen, riskli ve  uzun süreli bir iş. Tohumculuktada 10-15 yıl uğraşıp hiçbir sonuç alamama ihtimaliniz var.

İşte özetlemeye çalıştığımız bu durumu ve koşulları biraz bilenler ve ilgi duyanlar aşağıda anlatmaya çalışacağım projenin hakkını verecektir.

Ancak inanınız genel ekonomik ve siyasi konular ve günlük yaşam koşuşturması arasında kaybolup gitse de proje herkes için önemli… Çünkü geleceğimiz.

HIZLI ISLAH YÖNTEMİ (Speedbreeding)

Proje, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi’nin (KMÜ) …Türkiye’de ilk…

Belirtmekte fayda var; NASA’nın uzayda bitki yetiştirme çalışmalarından esinlenilmiş.

Kurumlar ve özel sektör iş birliği önemli demiştik ya; proje TÜBİTAK’ın Ulusal Yeni Fikirler ve Ürünler Araştırma Destek Programı’ından destek alınarak yürütülmüş ve özel sektörden iki tohumculuk firmasıyla geliştirme ve üretim anlaşması yapılmış.

Çalışmayı ömrünü tarıma ve bilime adamış, soyadı gibi bir bilim insanı Prof. Dr. Nevzat Aydın yürütüyor…

Prof.Dr. Nevzat Aydın

2017 yılında sessiz sedasız başlayan projeyle geliştirilen buğday tohumları önümüzdeki ay tarlaya ekilerek denemeye alınacak. 2019 sonbaharında da üretim başlayacak.

Prof.Dr. Nevzat Aydın; ‘’Ülkemizde hızlı ıslah yöntemi kullanılarak geliştirilen ilk tohum olması heyecan verici. Hızlı ıslah yönteminin dünyada birçok ülke tarafından kullanılmaya başlanması ülkemizde yönteme olan ilgiyi artırdı. Ülkemizde de yöntemi kullanan ve kullanmak için hazırlık yapan kuruluşların sayısı her geçen gün artıyor’’ diyor.


PEKİ HIZLI ISLAH YÖNTEMİ NEDİR?

Tohumda ıslahında ilk aşama olan saf hat geliştirilmek için 5-6 yıl zaman gerekiyor. Sonra bu ‘’tohum adaylarının’’ tarlada deneme süreçleri başlıyor. Verim, kalite, hastalıklara dayanıklılık testleri, tescil süreçleri derken çok uzun yıllar geçiyor. Tohumu çiftçiye beğendirebilmek ayrı bir çaba.

Hızlı ıslah yöntemi en basit anlatımla şöyle; tohumların seralarda ışıklanma süreleri artırılıyor. Tohum günde 22 saat ışık altında kalıyor. Ayrıca tohumlar normalde olgunlaşmaya başladıklarında yani sarardıklarında hasat edilip, kurutulup, yetiştirmeye alınırken bu yöntemle çiçeklenme/ döllenme olduktan sonra hasat ediliyor ve yine kurutulduktan sonra buzdolabında su içerisinde tutulup tekrar çimlenme sağlanıyor. 

Saf tohum hattı geliştirilmesi için harcanan ilk 6 yıllık zaman yazlık buğday bir, bir buçuk yıla indiriliyor. Kışlık buğday içinse soğuklama süresini eklemek gerekiyor, süre en çok iki yıla uzuyor.   

Özetle; tohumun yetişme süresi başka bir deyişle firmaların ve çiftçinin kaliteli tohuma ulaşma süresi azalıyor. Maliyetlerde düşüyor.

ÖNEMLİ BİR NOT; GEN TRANSFERİ KESİNLİKLE YOK.

Prof. Aydın, "Yetişme döneminin 60 güne inmesi yılda 6 kuşak ürün anlamına geliyor. Bu da buğdayın ıslah prosedürü için çok ciddi bir avantaj. KMÜ olarak bu yöntem ile tohumculuk sektöründe faaliyet gösteren firmalarımıza hizmet vermeye ve iş birliği yapmaya hazırız. Ayrıca bu tür çalışmaların üniversite-sanayi işbirliği kapsamında yürütülmesi ülkemizin AR-GE kültürünün gelişmesine ve ekonomiye konu olacak ürünlerin geliştirilmesine büyük katkı sağlayacaktır’’ diyor.    

***

Dünya nüfusu ile birlikte tarım ürünlerine olan ihtiyaç her dakika artıyor. Özellikle su kaynaklarında ve tarım alanlarında yaşanan düşüş ve olumsuz iklim değişiklikleri tarım sektörünü son derece kritik ve stratejik bir pozisyona çekiyor.

Diğer yandan insanların tarım ürünlerine bakışı da değişiyor. Gıda ve tarım ürünleri konusunda bilinçlenmenin artmasıyla güvenilir, yaşam kalitesini artırıcı ve besleyici özellikleri yüksek ürünlere yönelik talep yükseliyor.

Bu iki etken hızlı bitki ıslahı ve tüm AR-GE projelerinin vazgeçilmez ve daha çok bilinir olması için yeter de artar bile…