Ana

a
a
Salı, 02 Kasım 2010 - 05:00

Başbakan “Bunlarla mücadele etmem, savaşırım” dedi.

***

Hatırlayamadım...

Başbakan ölüm döşeğindeki Prof.Dr. Türkan Saylan’a, “Karargahtaki subaylara genç kızlar gönderiyor” diye pislik atan gazetecilerle de savaşmış mıydı?

***

Hanefi Avcı’ya “Senin g...nü biz kaldırdık, biz indiririz” diyen Taraf Gazetesi yazarı ile?

[[HAFTAYA]]

***

Damadının gazetesindeki...

Kemal Kılıçdaroğlu için...

“Yalancı, Tornistan Kemal, ‘Bunun’ durumu farklı, yalancılığı ahlaki sorun yapmıyor...”

İlhan Selçuk için...

“Böyle adamın Avrupa’da yüzüne tükürürler, bizde baştacı ediyorlar...” diye yazan yazarla...?

***

Yine damadının gazetesindeki...

Egemen Bağış’ı protesto eden üniversitelilere...

“Diplomalı eşekler, p.ç kuruları...”

Bir gazeteci için...

“Al sana fikir yazısı ulan puşt” diye yazanla...?

Savaşmayı geçtim, ayıplamış mıydı?

*** 

Unutkanlığımı Türklüğüme verin...

Gazeteci Fatih Altaylı için, “O...çocuğu...Anası onu doğurmamış, s...mış” diye yazan Akit Gazetesi yazarı değil miydi Başbakan’ın uçağında başköşede oturan?

Bu mudur çirkeflikle mücadele, böyle mi savaşılır alçaklarla?

***

Çok şükür vicdan sahibiyiz...

Ve o vicdan diyor ki: “Başbakan Oktay Ekşi konusunda yerden göğe kadar haklıdır.”

Ama aynı vicdan sormadan edemiyor:

Başbakan niye sadece ucu kendine dokunan alçaklıklarla savaşıyor.

***

Bu arada hazır ‘ana’ lardan bahsetmişken...

Başbakan’ın 4 sene önce “Ananı da al git” diye fırçaladığı Mersinli Kemal Öncel geldi aklıma.

Kemal Öncel bir provakatördü, Başbakan’ı kızdırmak için oraya gelmişti, tek amacı şov yapmaktı, vesaire vesaire...

Hepsi kabul; Kemal Öncel haksızdı!

Peki anasının ne kabahati vardı?

Başbakan’ın Kemal Öncel’den değil ama annesi Ümmü Öncel’den özür dilemesi için bizim kiminle savaşmamız gerekiyor?