Anadolu ayarlarına dönelim

Antalya Ticaret Borsası’nın (ATB) yöresel ürünlerin korunması ve tanıtılması amacıyla düzenlediği YÖREX’te nihai hedef büyük

Anadolu ayarlarına dönelim
ATB Başkanı Ali Çandır, “Dünyanın önemli kentlerinde yöresel ürünlerimizi satacağımız mağazalar açtığımızda hedefe ve başarıya ulaşmış oluruz” diyor

■ Yöresel Ürünler Fuarı (YÖREX) fikri ne zaman ve nasıl ortaya çıktı?

2008 yılında yaşanan ekonomik krizde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), ekonomik hareketliliği sağlamak için "Kriz varsa çare de var" adında bir kampanya düzenledi.

Biz de kampanyaya nasıl katkıda bulunuruz diye düşündük. Anadolu’nun kıyıda köşede kalmış ürünlerinin ekonomiye kazandırılmasının ekonomiye hareketlilik sağlayacağını, kırsaldan kente göçü önleyeceğini ve istihdam yaratacağını hesap ederek hazırlıklara başladık. Ortaya Yöresel Ürünler Projesi ve YÖREX çıktı.

■ YÖREX ulusal ölçekte düzenleniyor değil mi?

YÖREX'i başta bölgesel düşünmüştük. TOBB Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu ile konuştuktan sonra ulusala yayma kararı aldık. Bütün oda ve borsa başkanlarımıza, "Sizin oraların nesi meşhur?" diye mektuplar yazdık. Gelen yanıtlar bizi heyecanlandırdı.

Çünkü her yörede onlarca, yüzlerce ürün vardı. Bizler küreselleşmenin etkisiyle kendimize ait olanı unutur hale gelmiştik. Bizim olanı değil de bize dayatılanları tüketiyoruz. Biz YÖREX'i anlatırken "Anadolu ayarlarına dönmek için" cümlesini kullanıyoruz. 12 bin yıllık Anadolu kültürünün bize bıraktığı lezzeti, hoşgörüyü, el emeğini, göz nurunu, küresel dayatma karşısında yaşatmalıyız, korumalıyız.

■ Yöresel ürünleri korumak için yürütülen bir çalışma var mı?

İşte bu çok önemli… Yöresel ürünlerimizin zenginliği görülünce, bunların bir zırha ihtiyacı olduğu da ortaya çıktı. Bu zırh Türk Patent Enstitüsü'nün coğrafi işaret tesciliyle sağlanabiliyor. Yani bir ürünün sadece o bölgeye ait olduğu belirlenerek, coğrafi işaret veriliyor. Böylelikle ürünün taklit edilmesinin önüne geçiliyor, aynı standartta üretilerek, geleceğe aktarılmasının garantisi sağlanıyor.

■ Türkiye'de coğrafi işaret almaya hak kazanmış ya da coğrafi işaret alabilecek ürün sayısıyla ilgili bir araştırma var mı?

Evet, Anadolu'da yaklaşık 2 bin 500 - 3 bin civarında coğrafi işaret alabilecek yöresel ürün var. Ancak son dönemde yapılan girişimlere rağmen bunların çok azı coğrafi işaretli.

Dünyada organik üretime eğilim var. Yöresel ürünlerin de çoğu organik ya da organiğe çok yakın. Avrupa örneğini incelediğimiz de birçok ürünün coğrafi işaret aldığını görüyoruz. Avrupa genelinde 676 ürün coğrafi işaretli.

■ Peki Türkiye’de durum nedir?

Biz bu projeye başladığımızda 113 coğrafi işaret almış ürün vardı. Şu anda 189'a çıktı. 259 ürünün de başvurusu var. Coğrafi işaretle ilgili yasal eksikliklerimiz var. Hükümet bu konuda önemli çalışmalara imza atıyor. Ama bizim Coğrafi İşaretler Enstitüsü kurulması yönündeki talebimiz devam ediyor. Bu enstitü kurulursa yöresel değerlerimize daha fazla sahip çıkma olanağı buluruz.

■ Antalya’da coğrafi işaret alabilmiş ürün var mı?

Antalya'da iki yöresel ürünümüz coğrafi işaretli. Biri Finike portakalı, diğeri de Döşemealtı halısı. Biz tavşan yüreği zeytin için de başvurumuzu TPE'ye yaptık. Kabul edildi, şimdi ilan edilme aşamasında. Ayrıca Korkuteli kar yağdı armudu için de çalışmamız var. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası piyaz için, Manavgat da susam için çalışma yapıyor.



■ Coğrafi işaret almış ürünlerin nasıl bir pazarı var?

Yurt dışında yaklaşık 100 milyar dolarlık coğrafi işaretli ürün piyasası var. Bu pazar, sadece AB ülkelerinde 60 milyar Euro'luk bir pazar. Coğrafi işaretli ürünlerin fiyatı Avrupa'da diğer ürünlere göre yüzde 20-30 daha pahalı. Fransa'da tarımsal üretim gerilerken, coğrafi işaretli ürünleri üretenlerin sayısı yüzde 20 artıyor. Bu rakamlar bile yöresel ürünlerin ekonomik değerini gözler önüne seriyor.

■ Coğrafi işarette yol alabilirsek, Türkiye yöresel ürün zenginliğini bir avantaja dönüştürebilir belki de değil mi?

Elbette… Biz ürünlerimizi kendi insanımıza tanıtıp, paketleyip, satışa hazır hale getirdiğimizde dünyaya ihraç etmemek için bir nedenimiz yok. Tüketim alışkanlıklarımızı üretimimiz belirliyor. Biz kendi ürünlerimizi unuttuk, adını bile telaffuz edemediğimiz ürünlere yöneldik. Ama unutmayalım ki, Anadolu'nun 12 bin yıllık emanetine sahip çıkma sorumluluğumuz var. Anneler çocuklarının çantasına bize dayatılan ve organik olmayan ürünleri değil, bize ait ürünleri koymalı.

YÖREX bu toplumun çimentosu olan ürünleri canlandırmaya çalışıyor. Antalya'da ortaya çıkardığımız, rengarenk Türkiye haritasında bu ülkenin doğusu da batısı da kuzeyi de güneyi de biziz. Bu arada ticaret odaları ve borsalara, yerel yönetimlere ve kalkınma ajanslarına şükran borçluyuz. YÖREX'e katılım her geçen yıl katlanarak devam ediyor. Biz her yıl daha iyi bir Yöresel Ürünler Fuarı yapmak için cesaret alıyoruz.

■ Ne zaman açılıyor YÖREX?

YÖREX'i bu yıl 26-30 Ekim tarihleri arasında yine ANFAŞ’ta yapacağız. Hedefimiz 81 il ve yurt dışından stant açılması.

■ Geçmiş yıllarda da yurt dışı katılımı var mıydı?

Bu yıl ilk olacak. İspanya, Fransa ve İtalya'dan peynir, zeytinyağı gibi üreticimizin ufkunu açacak bir kaç ürün getireceğiz. Hem onların ürünlerinin coğrafi işaretleme sürecini, hem ambalajlanmasını, hem denetimini üreticilerimize göstermek istiyoruz.

TOBB desteğiyle 4’üncü Uluslararası Coğrafi İşaretler Sempozyumunu gerçekleştireceğiz. Akdeniz Ülkeleri Coğrafi İşaretler Ağı var. Onların temsilcileri de burada olacak.



■ Ziyaretçilerin ilgisi nasıl?

Geçtiğimiz yıl YÖREX'i 132 bin 198 kişi ziyaret etti. Bu sayı ilk yıl 24 bin kişiydi. ANFAŞ'ta yapılan fuar ziyaretçilerinin yüzde 25'i YÖREX için alana giriş yapıyor. Bu yıl yabancı ziyaretçi katılımını da sağlamak için turizm sektörü temsilcileriyle görüşmeler yaptık. Ayrıca önümüzdeki yıl uluslararası bir fuar içerisinde YÖREX standı açmayı planlıyoruz…

■ Yöresel ürünlerle ilgili YÖREX dışında da fuarlar var değil mi?

Fuar değil, daha çok panayır mantığında yapılan organizasyonlar var. Ama yöresel ürünlerle ilgili çalışmaların panayır mantığında olmaması gerekiyor. Çünkü önemli olan belli sayıda üretilen bu ürünlerin hakkının hukukunun korunması.

Yöresel ürünler pazarı ya da panayırı gibi etkinliklerde, kontrol edilmemiş, tağşişli ürünler yer alıyor ve tüketiciye gerçek tadının dışında bir ürün satılıyor. Çakma ürünler nedeniyle insanlar yöresel ürünlerden uzaklaşabiliyor. Bu da büyük bir risk. Onun için bu tür organizasyonlara çok dikkat edilmesi gerekiyor.

■ Kıyıda köşede beklerken, YÖREX’in etkisiyle ekonomiye kazandırılabilen ürünler oldu mu peki?

Ordu'nun fındık sepeti var mesela. Bu sepetler YÖREX'te İspanyol alıcılar tarafından keşfedildi. 10 yıllık anlaşma yaptılar. Çanakkale'nin Mevlevi tatlıları da THY'nin tedarik zincirine girdi. Bunlar gibi çok sayıda örnek var.

■ YÖREX’in bir nihai hedefi var mı?

YÖREX bizim için sadece bir fuar değil. Yöresel Ürünler Projemizin bir etabı. Asıl hedef coğrafi işaretlerin geliştirilmesi ve ürünlerin hak ettiği değerde satılması. Biz bunun için panel ve konferanslar, bilgilendirme toplantıları yapıyoruz. Tüm ülkenin, katkı koyup, sahiplenebileceği bir çalışma bu.

Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağımız (YÜCİTA) var. Orada da bu konuda bilimsel çalışmalar yapılıyor. Nihai hedef de bu ürünlerin korunmasını ve pazarlamasını sağlayıp; New York 5. Cadde başta olmak üzere dünyanın önemli kentlerinde Türkiye’nin yöresel ürünlerinden oluşan mağazalar açmak.

Onu yaptığımızda YÖREX Projemiz başarıya ulaşmış demektir.

'ŞİMDİ ANTALYA ZAMANI'

■ Şimdi Antalya Zamanı adıyla bir çalışmanız var. Niye böyle bir kampanyaya ihtiyaç duydunuz?

Antalya ekonomide başarı hikayelerine sahip, rol model bir kent. Ama 2 yıl önce Rusya'da devalüasyonla başlayan aşağı iniş, Rus uçağının düşmesiyle daha da kötüleşti. Antalya şu anda mevduatının iki katı kredi kullanan bir kent haline geldi ve direncini büyük ölçüde kaybetti. Biz direncin yeniden kazanılması için bir Antalya yaklaşımından bahsettik ve sorumuzu sorduk…

“Antalya'ya şimdi destek vermeyeceksek, ne zaman vereceğiz?" Buradan yola çıkarak, oda ve borsalara yazılar yazdık, hem organizasyonlarını, hem tatillerini Antalya’da yapmaları için.

Karşılık da buldu bu yazı. Ayrıca kent insanının ve tatile gelenlerin çektikleri fotoğrafların, "Şimdi Antalya zamanı" adıyla sosyal medyada paylaşılması konusunda farkındalık çalışması yapıyoruz.

'ANTALYA'YA NEFES OLUR MUSUNUZ?'



■ Zeytinpark’taki çalışmalar ne aşamada?

Burası, birinci derece SİT alanı, içinde zeytin ağaçları olan Antalya’nın en geniş toprak parçası. Geçmiş yıllarda alanla ilgili halkın genel kaygıları vardı. İmara açılmaması için ATB olarak ihaleye girdik ve aldık. Zeytinpark A.Ş. adıyla bir şirket kurduk. Alanın içinde yaklaşık 400 dönüm, ağaçsız bölge vardı. Orası için park projesi yaptık. Halkın kullanımına açmak adına etkinlikler yapıyoruz.

Gönüllülerle birlikte çocuklar için doğa akademisi kurduk. Ayrıca 7 yürüyüş parkuru var. 20 kişilik ekip kuran herkese yürüme ve nefes tekniklerini öğreteceğiz. Endemik bitkilerin tanıtımını yapacağız. İnsanların doğayla buluşmasını ve oranın gelecek nesillere aktarılması için sahiplenmesini amaçlıyoruz. Burada da sloganımız ‘Antalya'ya nefes olur musunuz?’

■ Kaç zeytin ağacı var alanda?

25 bin ağaç var. Bunun 20 bini zeytin. Ama uzun yıllardır bakımsızdı. Hepsinin bakımını yaptık. Geçtiğimiz yılki ürünlerden yağ elde ettik ve Zeytinpark’ta satışını yapıyoruz. Coğrafi işaret için başvuruda bulunduğumuz tavşan yüreği zeytinden yağ elde ettik. Bu yağ Amerika’da düzenlenen bir yarışmada altın ödül aldı, Milano’dan da ödülle döndü.