Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Anadolu binlerce yıl önce daha gelişmişti!

Salı, 31 Ağustos 2010 - 05:00

Hafta sonunu Burdur Ağlasun’daki antik kent Sagalassos’da geçirdim. Bir kaç yıl önce ilk kez gittiğim Burdur yaylasındaki bu çarpıcı uygarlık kalıntısı, gözden ırak olduğu için doğal afetler dışında çok da hırpalanmamış. Kazı ve restorasyon çalışmaları 13 yıldır sürüyor ve bugün orada Roma Meydanı’ndaki Aşk Çeşmesi kadar görkemli Antoninler Çeşmesi’nden gürül gürül su akıyor! Anadolu, antik uygarlıkların yatağı. Sadece bilebildiğimiz 3 bin antik kent, adı bilinen 42 uygarlık kalıntısı Anadolu’nun her yanına yayılmış. Medeniyetin temeli sayılan Helen uygarlığının örneklerine Yunan yarımadasından daha çok Anadolu’da rastlanıyor! ‘Bunların hangileri gün yüzüne çıkmış’ derseniz, yerli yabancı uzmanların üzerinde çalıştığı 150 kadar kazı var. Ama ne yazık ki daha fazlası köylüler tarafından yapılıyor! Antik kentlerin koruyuculuğunu misyon edinmiş gazeteci araştırmacı Özgen Acar’a göre her köyün bir delisi ve iki definecisi var! Bunlar metal dedektörleri ve hatta şimdi daha gelişmiş makinelerle çevrelerini didik didik ediyor, lahitleri patlatıyor, heykellerin kaçırabildikleri kadarını, kırdıkları başını, büstünü çıkarıp satıyor. New York’dan Londra’ya, Paris’e antikacıların vitrinleri, ünlü müzeler ve müzayedelerde Anadolu’dan çalınmış görkemli antik buluntular satılıyor. Bizde çok olduğu için kıymetini bilemiyoruz, elin parası çok, antik kalıntıları yok, bizden alıp alıp sergiliyor. Hoş biz neyin kıymetini bilmişiz ki? Ben antik uygarlıklar yazımı yazarken göz ucuyla seyrettiğim haberlerde densiz cahilin biri İstanbul’un göbeğinde, Taksim Meydanı’ndaki Atatürk heykelinin başına AKP’nin kasketini geçirip eline de ‘Anayasaya evet’ yazısı tutuşturmaya kalkıyor! Biz cehaletin arsızlığı ve saldırganlığından Taksim’deki Atatürk heykelini koruyamıyorsak, Burdur dağlarındaki Roma İmparatorları’nın heykellerini tabii koruyamıyoruz!

Aygaz ve Belçika

sponsor Antik bir kenti kazmak ve elde kalan parçalardan bazı bölümleri ayağa kaldırmak deli işi! Pul kadar parçaları, aslının nasıl olduğunu tam da bilmeden, arayarak, düşünerek, eksik parçaları mermercilerden yaptırarak bulup buluşturmak ve bugün gördüğümüz, 28 m. boyunda 9 m. yüksekliğinde, 7 farklı taştan yapılmış, 4.5 m. yüksekten akan şelalesi, önündeki havuzuyla Antoninler Çeşmesi’ni hayata geçirmek için yıllar geçti. Tabii sadece emek ve bilim yetmiyor, para da gerekiyor. Kazıyı yürüten Belçika Leuven Üniversitesi’nden Prof. Marc Waelkens, restorasyonu gerçekleştiren uzman Semih Ercan ve ekiplerine, Koç Topluluğu’ndan Aygaz ile Belçika’nın bazı ünlü ailelerinin maddi desteği bugünkü sonucu sağlıyor. Çeşmenin açılışına Belçika ve İstanbul’dan kalabalık bir davetli topluluğunun yanısıra Kültür ve Turizm Bakanı Günay, Belçika sefiri, Burdur ve Isparta valileri katılıyor. Dağın tepesindeki törende konser verilip ikram yapılıyor, Sagalassos yeniden yaşıyor! Yüksekçe bir yerden, taşların tepesine tüneyip seyrettiğim tören sırasında en çok merak ettiğim bundan 1500 yıl önce insanların burada nasıl yaşadığı. 20-30 bin olduğu tahmin edilen şehir nüfusuna karşın 9 bin kişilik tiyatro-stadyumun varlığı ve büyüklüğü, beni en çok meraklandıran konu. Buradaki insanların tümü tiyatroya gelmediğine göre demek başka yerlerden geliyorlardı. Nasıl, neyle? Tiyatro bitince evlerine nasıl gidiyorlardı? Kağnı, at, eşek? Nasıl bir trafikle?

Burdur Müzesi

Burdur Müzesi, kıyıda köşede kalmış gibi ama Türkiye’nin en önemli 3. arkeoloji müzesi. Gezerken görünenler dışında depoları da muhteşem heykellerle dolu. Sergilenen heykellerden Marcus Aralius ve Dianisos o kadar görkemli ve güzel ki. Bu 2 gün boyunca, herkesten, ağzımı açık bırakan öyle çok öykü dinliyorum ki hangi birini yazsam? En güzellerinden biri Özgen Acar’ın fıkra gibi anlattıkları: Bir kırlık alanda köylüler kafasını topraktan çıkaran bir köstebeğin boynunda kolye olduğunu fark ediyor! Hayretle üstüne gidince hayvan geldiği yere kaçıyor ama kolye kalıyor, antik bir kolye bu. Orada yapılan kazılarda onlarca lahit bulunuyor! Tabii lahitlerin içinde de o dönemde kullanılan mücevherler, eşyalar... Güzel ülkemiz, sadece kum, güneş ve denizden ibaret değil. Antalya civarına tatile giderseniz, yolunuzu düşürün, Burdur Ağlasun yakınlarındaki Sagalassos’a da uğrayın, 1600 yıl önce Roma İmparatoru Marcus Aurelius adına yapılmış ve bugün yeniden ayağa kaldırılmış bu çeşmeyi, hamamı, konağı, tiyatroyu görün. Zenginliklerimizin farkına varın! 30 Ağustos Zafer Bayramı töreniyle ilgili izlenimlerimi, kutlandıktan sonra yazacağım elbette.

Yandex.Metrica