Anadolu'da holdingleşme hızlanıyor

Cuma, 23 Nisan 2010 - 05:00

Türkiye’de son yıllarda girişimciliği özendirmeye yönelik projeler yürütülüyor. Bunların bir bölümünü ben de, görev yaptığım yayınlar da destekliyor...

Girişimcilikle ilgili çalışmalarda, Türkiye’deki girişimci nüfusunu ve gücünü küçümseyen değerlendirmelere katılmıyorum. 1.3 milyon girişimci ve 530 bini geçen şirket sayısı, bakarsanız, Türkiye ölçeğinde yetersiz görülebilir...

Ancak, ABD’nin 1900’lerin başında yaptığı ‘girişim devrimini’, Türkiye 1990’larda başlatabildi. Unutmayalım, 1960’larda Türkiye’de yılda birkaç yüz şirket kuruluyordu. 1963-2009 arası kurulan 1 milyonun üstündeki şirketin 800 bini son 20 yıla ait...

Buradan bakarsanız, Türkiye’de önemli bir ivme başlamıştır ve ekonomideki iyileşmelere bağlı olarak gücünü artırarak devam edecektir.

Sıra kurumsallaşmada!

Ben bunu Anadolu’da kurulan holding sayısından da görüyorum. Büyüyen, buna bağlı olarak kurumsallaşan ve değişik işlere giren Anadolu iş dünyası, ‘holdingleşme’ yoluyla bir üst basamağa çıkıyor.

Rakamlar da aslında bu etkileyici değişimi ortaya koyuyor. Önce Türkiye’deki holding sayısına bakalım... 1990’ların başında 300 kadar holding vardı, 2009 sonunda 993’e yükseldi.

Bunların 204’ü, yani neredeyse dörtte 1’i de Anadolu’ya ait. Sadece son 7 yılda büyük şehirler dışında kurulan holding sayısı 74’ü buluyor.

Örnek holdinglerin etkisi

Bu rakam, Anadolu’dan çıkan büyük ve güçlü holdinglerin sayısındaki artışa paralel olarak yükselecektir. Örneğin, bazı toplantılara birlikte gittiğim için biliyorum... Anadolu’da, Boydak Holding’e yönelik büyük bir sempati var. Çok sayıda grup Boydak’ı, Sanko’yu kendilerine örnek ve idol olarak görüyor. Bunlara Denizli, Konya, Malatya ve diğer illerden de yenileri eklenecek, Anadolu’daki ‘girişimcilik devrimi’, yeni aşamaya geçmiş olacak.

Ucuz emek avantajında sona mı yaklaşılıyor?

Denizli ve İstanbul’da konuştuğum giyim ihracatçılarından dinlemiştim. Yavaş yavaş Çin’in ‘ucuz üretim’ avantajının ortadan kalkmaya başladığını anlatmışlardı. 5-10 yıl öncesiyle karşılaştırıldığında, bu konuda ciddi bir değişim olduğunun altını çizmişlerdi.

Çin’de neler oluyor?

Son dönemde uluslararası basında da benzer yazılara yer veriliyor ve özellikle çalışan ücretlerindeki artışın altı çiziliyor. Örneğin, Wal Mart, Home Depot ve Target gibi ABD’nin perakende devlerine üretim yapan Yongjin’de çalışan ücretleri 2009’da yüzde 40 artmış, ortalama 160 dolara çıkmış. Bu nedenle de kâr marjı yüzde 5’e kadar gerilemiş.

Benzer gelişmeler Samsung, Siemens ve Nokia gibi şirketlerde de yaşanıyor. Çin’in bitmek tükenmek bilmez ucuz emek gücünün sonuna gelindiğine yönelik düşünceler yaygınlaşıyor.

Hepsi o kadar da değil. Çalışanı tutmak da önemli sorun haline geliyor, şirketlerde ‘sirkülasyon’ oranı hızla artıyor. Düşük teknolojili işlerde yüzde 50’ye bile ulaşıyor.

3 önemli gelişmeye dikkat!

Araştırmalarda gördüğüm kadarıyla birkaç önemli gelişme yaşanıyor Çin’de:

1. Artık yöneticiler haftada 7 gün, günde 12 saat çalışacak işçi bulmakta zorlanıyorlar.

2. Kalifiye eleman sıkıntısı artıyor. Bir araştırmaya göre, sadece Guangdong’da 2.5 milyon boş pozisyon varmış. Bunun için kullanılan yüksek ücret silahı da maliyetleri artırıyor.

3. Giderek daha fazla çocuk ve genç okula gidiyor. Üniversite öğrencisi sayısı 2000’de 2.2 milyondu, 6.5 milyona yaklaştı. Bu da çalışacak kişi sayısını azaltıyor.

İşin doğrusu, sonsuza kadar Çin’in ucuz emek avantajını kullanması mümkün değildi. Trend dönmeye başladı ama 150-200 dolarlık aylık ücretler, hâlâ bu ülkeyi şanslı kılmaya yetiyor

2