Anadolu'dan yeni dolar milyarderleri çıkacak

a
a
Cuma, 12 Kasım 2010 - 05:00

Turizm, enerji ve müteahhitlik alanında yeni anlaşmalara imza atmak üzere Türkmenistan’a giden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 5- 6 yıl içinde Anadolu’dan, dünya çapında zengin iş adamlarının çıkacağını söyledi. Gül, TBMM’de Kürtçe konuşmak isteyen milletvekillerini, resmi dilin Türkçe olduğu konusunda uyardı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile dün Ankara’dan Türkmenistan’a giderken uçakta sohbet etme fırsatı bulduk. Gül, Kürt meselesinden rektör atamalarına, ekonomideki gelişmelerden türban meselesine kadar bir dizi konuda önemli açıklamalar yaptı. Başbakan Erdoğan ile özgürlükler konusunda görüş ayrılığı içinde olmadıklarının altını çizen Gül, rektör atamalarında adayların kökenine kesinlikle bakmadığını söyledi. Cumhurbaşkanı Gül, BDP’li milletvekillerinin Meclis’te Kürtçe konuşmaları konusunda ise Türkiye’nin tek resmi dilinin Türkçe olduğunu hatırlattı.

Yurt dışı seyahatlerinizde işadamlarını öne çıkarıyorsunuz. Bugüne kadar çok sayıda ülkeyi ziyaret ettiniz. Bir bilanço yaptığınızda gerçekleştirdiğiniz bağlantıların Türkiye’ye nasıl bir ekonomik katkısı oldu?

Ben, yurt dışı seyahatlerimde iş adamlarımıza her türlü yardımı yaparım. Gerekiyorsa emirleri, kralları, devlet başkanlarını telefonla arar, destek isterim. Türkiye’nin içindeki ihalelere ise hiç karışmam. Ben Anadolu’dan 5- 6 sene sonra çok sayıda dolar milyarderi çıkacağına inanıyorum. Çünkü şimdi görüyorum ki bizim orta ölçekli işletmelerimiz çok başarılı işlere imza atıyor. Hububattan madencilik işlerine kadar ihracata dönük çalışıyorlar.

[[HAFTAYA]]

Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner “Türkiye olmadan, Afrika’da Çin’le rekabet edemeyiz” dedi. Bu açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bizi Afrika’da en yakından takip eden ülkenin Fransa olmasına şaşırmadım. Onların ‘kolonyal ilişkileri’ var. Türkiye ise Afrika’ya ‘yeni ve dürüst bir soluk’ götürdü. Bizim Afrika’ya yaklaşımımız dürüst temeller üzerine kurulu. Sömürüye dayalı değil. Başka ülkeler Afrika’ya sadece ticaret ya da madenler için gider. Biz ise giderken yatırım götürüyoruz, teknoloji taşıyoruz, küçük-büyükorta ölçekte fabrikalar kuruyoruz. Onun için çok değerli. Bir ülkeye en büyük katkı aslında bu yolla oluyor. Biz karşılık beklemeden yardım yapıyoruz. Geçen yıl Türkiye’nin, ihtiyaç duyan ülkelere yaptığı yardım 1.5 milyar dolara ulaştı. Bu sene Pakistan’a sağladığımız yardımı da ekleyince 2 milyar dolar civarında olacak.

Orta Asya Cumhuriyetleri ile ilişkilerimiz ne durumda?

Türk Konseyi’ne çok önem veriyorum. Bizim için 18 yıllık rüyadır. Geçen sene Nahçivan’da anlaşmalar yaptık. Bu yıl da ilk zirvesini İstanbul’da yapıyoruz. Bu önemli bir şey. Biz Türki Cumhuriyetler’de sadece ekonomik zenginliğin değil, siyasi, sosyal ve insan hakları alanlarındaki gelişime de önem veriyoruz. Çünkü zenginlik sadece binalarla, şirketlerle olmaz. “Soft Power” dedikleri yumuşak güç de önemli bir zenginlik unsurudur.

BDP Milletvekillerinin TBMM’de Kürtçe konuşmasına nasıl bakıyorsunuz?

Türkiye hakkında, dışarıdan bakıldığında göz kamaştırıcı, içerde ise problemlerle boğuşan bir ülke izlenimi var. “Uğraşılan şeylerin hepsi büyüme sancısı” diye daha önce söylemiştim. İçerde bütün bunlara rağmen karamsarlık olmamalı. Büyüyen bir çocuk evin içinde fark edilmez. Ama 6 ay sonra uzaktan gelenler onun nasıl değiştiğini, büyüdüğünü ağzı açık söyler. Türkiye’yi öyle görmek lazım. Bu tartışmalardan dolayı hiç bir zaman karamsarlığa kapılmamak lazım. Türkiye’de şunu herkes bilsin; resmi dil, tek dil olarak Türkçedir ve bu böyle de kalacak. Hiçbir zaman değişmeyecektir. Bununla birlikte ülkemizde konuşulan dilleri kültürümüzün bir parçası olarak görmek gerekir. TBMM’nin işleyişinin kendi kuralları var. Bunlar usule dair şeyler. Bu konularda dikkatli olunursa, böyle şeyler politik araç yapılmaktan ne kadar uzak tutulursa meseleler o kadar rahat çözülür. Bütün bu anlayışı baltalayacak davranışlardan da kaçınmak gerekir. Bunlar, reformların, demokratik standartların yükseltilmesi sürecinin önünü tıkar. Onun için herkesin sorumluluğu var.

PKK’nın eylemsizlik kararı olumlu gelişmelerin yaşanmasına zemin olabilir mi?

Kan, silah, şiddet, terör olmazsa her şey farklı olur. Bunların olduğu yerde herkesin psikolojisi farklı olur.

Türkiye’de bütün önemli konular seçim sonuna mı bırakıldı?

TBMM’nin gece gündüz çalışması gerekir. Meclis açılışında da söyledim. Önündeki gündemine hâkim olup süratli bir şekilde gündemini temizlemesi gerekir. Mesela niye ticaret kanunu çıkmasın?

Eşiniz Hayrünnisa Gül ve sizin türban konusundaki değerlendirmenizden sonra aynı soru Başbakan Erdoğan’a soruldu ancak tartışma hâlâ devam ediyor. Bu konuda bir görüş farklılığı mı var?

Bu konular çok fazla konuşulduğu için belli bir yerden sonra bıkkınlık yaratıyor. Başbakan’ın özgürlük anlayışı “modern, Avrupa Birliği çerçevesinde olması gereken temel hak ve özgürlüklerle” ilgili. Kendine güveni olan bireyciliği daima öne çıkartan bir yapıdadır. Bunun ötesinde bir şey aramamak gerekir. Başbakan’ın özgürlük anlayışından herhangi bir şüphe etmiyorum. Gayet açık söylediği şey şu; bireyin öne çıktığı, özgürlükçü, herkesin kendi tercihini yapabileceği ve buna saygı duyulacağı bir ortam. Herkesin ulaşmak istediği de bu.

Türkiye’de siyasilerle ilgili karikatürler tartışma yaratıyor. Siz nasıl bakıyorsunuz bu olaya?

Önemli olan hakaret olmaması. Onun ötesinde karikatür mizah zaten. Yazıya kıyasla karikatüre daha toleranslı olmak gerekir. Yazıda her şeye hâkim olursun, öbürü farklı...

Karikatüristler sizi güzel çiziyor mu?

Güzel yapan da var, çok iyi yapan da var.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, açıklamaları rahatsızlık yarattığı için mi ayrılmak zorunda kaldı?

Hayır, ben öyle görmüyorum. Biliyorsunuz 8 yıldır görevdeydi. Bu, devlet görevinde hayli uzun bir dönem. Kendisinin de ayrılma yönünde bir arzusu vardı zaten. Diyanet İşleri Başkanı saygı duyulacak bir din adamıdır. Bir diyanet işleri başkanının saygı görmesi için sadece göreviyle ilgili alanlarda bilgisinin olması yetmez, formasyonuyla, kişiliğiyle itibar görmesi gerekir. Bardakoğlu böyle bir insandı. Yeni Diyanet İşleri Başkanı da böyle olumlu özelliklere sahip bir insan.

Diyanet’in özerk olması konusuna nasıl bakıyorsunuz?

Türkiye’de her şey tartışılıyor. Buna da o çerçeveden bakmak lazım.

Siz Londra’ya giderken rektör atamaları için “Alevi’yi de atadım CHP’liyi de” dediniz. Kimliklerine bakarak mı yaptınız atamaları?

Atama yaparken insanların kökenlerine bakmak ahlaki de olmaz doğru da. Sadece bu makamlara gelecek kişilerle ilgili güvenlik konularını bakılır. Ben kişilerin Alevi olup olmadığını asla araştırmam. Böyle bir bilgi gelmez. Asla sorulmaz. Hatta bazen doğum yerleri bile olmaz bilgi formunda. “Gerçekten üniversiteyi iyi üniversite yapacak mı?” buna bakarım, seçim kriterim budur.

 Başörtüsüne imza atan isimleri daha fazla atadığınız yönünde değerlendirmeler var.

Ne bende böyle bir liste var ne de cumhurbaşkanlığında...

Gelecek hafta Portekiz’de NATO zirvesi var. NATO ile sorun mu yaşıyoruz, İzmir’deki NATO üssünün kaldırılması mı söz konusu?

Türkiye, tıpkı Amerika ve İngiltere gibi NATO’nun en önemli ülkelerinden biridir. İzmir’le ilgili böyle bir şey söz konusu değil.