ANAP'sız Türkiye

Pazartesi, 02 Kasım 2009 - 05:00

ANAP, kurulur kurulmaz, yüzde 45 oy alarak iktidara geldi. Yüzde 45.

Sonra yüzde 36’ya indi.

Sonra yüzde 24.

Daha sonra yüzde 19, yüzde 12.

Ve yüzde 5’le nakavt.

Sonunda zaten sıfır.

 

***

 Neden böyle olduğunu tekrar anlatmakta fayda yok.

Oldu işte.

Seyir Defteri budur.

Özallı yıllar, Türkiye’nin yaptığı büyük açılımlara sahne olduysa da -sırf Özal yaptığı için- herkese şirin gelmedi.

Ağzıyla kuş tutsa bile ANAP “demokrasi özürlüydü.” Zira “12 Eylül ürünüydü.”

Defolup gitmeli diyorlardı.

- ANAP’sız Türkiye.

Ve gitti.

Ama 26 yıl sonra.

Her neyse.

Onu yolcu ederken, bir kerecik de hakkını teslim edelim... Ne demişti Erkan Mumcu:

- ANAP’ı çıkarın hayatınızdan... Bakın bakalım geriye ne kalıyor?

Hiç çıkarmadım.

Bunu denemedim bile.

***

Şimdi makul solcular, Cindoruk’a sesleniyor:

- Sol’a doğru kırın, biz de gelelim...

Haklılar.

Çünkü DP, merkez sağ’ın partisi... Tam merkezde olsa bile hâlâ sağcı olarak tanınıyor.

İşte orada durun biraz.

Özal’ın karma ettiği eski 4 eğilim’i anladınız mı şimdi? ANAP, tampon bölgeydi... Bünyesinde her türlü siyasi görüşe yer vererek çıktı yola... Cavit Kavak’tan Halil Şıvgın’a, Mesut Yılmaz’dan Mehmet Keçeciler’e kadar, geniş bir yelpaze açtı. Yâni o ANAP’a “biraz sol’a kır, biraz sağa kır, az geriye ileriye al” demeye hiç gerek yoktu.

İşte öyle bir ANAP gitti.

Artık yok.

*** 

Tabii, Türk siyaseti de değişti. Sanırım DP, sırf 46 ruhuna saplanıp kalmayacaktır.

83 ruhuna bile dönmeyecektir.

Ama bence biraz sol’a-sağ’a kırmasına da gerek yok.

Peki, ne yapmalıdır?

Cevap veriyorum:

Eski 4 eğilimden farklı (hatta arınmış) bir 5’inci eğilim lâzım.