Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Anayasa değişimi bir başka bahara kalıyor...

Çarşamba, 03 Şubat 2010 - 05:00

Eminim sizlerin de dikkatinizi çekmiştir. Son günlerde Ak Parti’nin üst düzey yetkililerinin konuşmaları değişmeye başladı. Örneğin Başbakan, TRT’deki söyleşisinde öyle cümleler kurdu ki, Anayasa değişikliğinin seçim sonrasına ertelenme olasılığının büyük oranda arttığını gösterdi. Ne oranda kesinleşti, henüz bilemiyorum.

Ancak, işaretler giderek artıyor.

Hatırlayacaksınız, 2010, “Anayasa’nın değişim yılı” olacaktı.

Önümüzdeki genel seçimin de Anayasa değişiminin gölgesinde gerçekleşeceği söyleniyordu. Hatta hem Başbakan, hem de İçişleri Bakanı, Anayasa değişiminin tüm sinyallerini veriyorlardı.

Erdoğan, Türkiye’nin referandumlara alışması gerektiğini sık sık tekrarlıyordu.

Sonra bu söylem değişmeye başladı.

Uzlaşı aranması gereği ön plana çıktı.

“Durun bakalım, biraz daha düşünelim” denir oldu. Galiba iktidar partisi, referandumun riskli yanlarını görmeye, genel seçimler öncesinde, böyle bir risk almanın zorluğu yönetimi korkutmaya başladı.

Deniz Baykal, geçen haftaki 32. Gün programında bu konuya değinirken, “referandumun risklerine” dikkat çekmişti. Söyledikleri doğruydu.

Başbakan da, durumun farkında. Gerçekten de, referandum sonucu genel seçime hiç benzemez. Bambaşka hesaplar devreye girer. İnsanlar, parti seçmeyeceklerinden dolayı çok değişik nedenlerle sandığa gider.

Yüzde 51 oyla referandumu kazansanız dahi, bu oranın AKP için bir hezimet olduğunu iddia edenler çıkacaktır. Gerilim artacak, muhalefet ülkeyi harekete geçirecek ve tüm enerji referanduma harcanacak. Ardından da, yine harekete geçilecek ve bu defa genel seçim çalışmalarına girilecek. Çok yorucu, gereksiz bir gerginlikle dolu bir sürece ne gerek var ki?

Bundan dolayı AKP, Anayasa değişikliğini seçim sonrasına bırakmayı daha akıllıca bir yaklaşım gibi görüyor galiba. Ben son konuşmaları böyle okuyorum.

Bakalım doğru mu algılamışım, yoksa Erdoğan her şeye rağmen Anayasa’yı değiştirip seçime gitmekte ısrar edecek mi? Aman yanlış anlaşılmasın, kimseleri gaza getirmeye de çalışmıyorum!

CHP’de ikinci bir Baykal bulamazsınız

Yiğidi öldürelim, ancak hakkını da verelim... Deniz Baykal çok eleştiriliyor. Kimi çevrelerde, CHP’nin kurtuluşu Baykal’ın gidişine bağlanıyor.

Aslına bakacak olursanız, Baykal bunca yıllık parti liderliğinin yüz aşınmasını yaşıyor. Ancak istediğiniz kadar eleştirin, istediğiniz kadar “yıkıcı muhalefet yapmakla” veya “yeni hiçbir politika üretememekle” suçlayın, yine de bugün CHP’nin lokomotifi Deniz Baykal’dır.

Etrafa bakınıyorum da, partide Baykal’ın performansına birazcık dahi olsa yakınlaşabilecek bir ikinci isim bulamıyorum. Tek başına koskoca bir partiyi koşturuyor, milyonları arkasında toplayıp götürüyor. Hele grup toplantıları TV’lerde canlı yayınlanmaya başladığından bu yana, bu performans çok daha net şekilde görülüyor. Bunca yıldır siyaset dünyasını izliyorum, ancak Baykal gibi, irticalen bu kadar düzgün, bu kadar renkli konuşabilen bir başkasını göremedim.

İçeriğini belki beğenmeyebilirsiniz, ancak konuşmalarında kullandığı sloganları, cümle yapılarını, vücut dilini ve özellikle vurgulamalarını da alkışlamak zorundasınız. Bunları söylediğim zaman hemen karşıma tanıdık sözler geliyor:

“Başkasına hiç hayat hakkı vermedi ki, sadece kendine çalıştı. Başkalarının kendilerini göstermesine imkan sağlamadı...”

Sorarım size, parti içinde Deniz Baykal’ın bu performansını gösterebilecek başka kim var?

Sanki birileri var da, Baykal mı önünü kapatıyor? Artık seçim sürecine girdik. Galiba mart-nisan döneminde bir erken seçim niteliğinde referandum yasayacağız. Ardından da 2011’de seçime gideceğiz. Artık partide bir lider değişikliği düşünülemez. Hatta şimdi kalkıp bir liderlik tartışması yaratmak, CHP’ye çok pahalıya mal olur. Deniz Baykal’sız bir CHP perişan olur. Zaten onun da henüz çekilmek gibi bir düşüncesi yok. Son 32. Gün programındaki soruma verdiği yanıtla bu konuyu hemen kapatıverdi.

Baykal, Sarıgül’ü ciddiye dahi almıyor

Yine aynı programda sorduğum ve çok kimsenin kafasındaki bir başka soru da, Mustafa Sarıgül’ün CHP’nin oylarını ne oranda eriteceğiyle ilgiliydi.

Bana öyle bir yanıt verdi ki, Baykal’ın bu yarışı ve özellikle Sarıgül’ü ciddiye dahi almadığı ortaya çıktı. Sarıgül’ün hiçbir şey yapamayacağına inandığı besbelliydi.

Ancak Sarıgül’ün performansı da küçümsenecek gibi değil. Tam aksine, hızla teşkilatlanıyor ve düzenlediği mitingler çok hareketli bir seçmen kitlesine işaret ediyor.

Sarıgül ne kadar oy alırsa, bunun büyük bölümünü CHP’den alacaktır. Barajı aşar veya aşamaz, ancak ne yaparsa CHP’ye yaramayacaktır.