Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Ankara polisinin yeni suç delili

Salı, 30 Temmuz 2013 - 05:00

Anadolu Ajansı’nın Ankara Emniyeti’ne dayanarak verdiği habere göre Ankaralı eylemciler 20 Temmuz’da Güvenpark’ta hazırladıkları iftar sofrasında akşam ezanı 20.22’de okunduğu halde 20.05’de yemek yerken görüntülenmiş! Yani iftardan 20 dakika önce yemek suç delili olarak emniyet kaydına geçmiş! Gezi Parkı’nda iftar yapmak isteyenlere ise imkan vermemek için pazar günü park yine kapatıldı.

Sultanahmet ve Eyüp’de insanlar çimenlere serilip iftar yapma hakkına sahipken Gezi’de iftar yerine polis tarafından ‘aç kapa’ yapılıyor! Taksim’de iftar yapmak isteyenler İstiklal Caddesi’nde yerlere seriliyor. Galiba Türkiye’de ilk kez solcu ve çevreci gençler iftarı eylem biçimi olarak kullanıyor ve bu da uyanık Türk polisinin gözünden elbette kaçmıyor!

[[HAFTAYA]]

Topbaş İstanbul’a park yapacak!

Gezi Parkı’nın yok edilmek istenmesine karşı başlayan çevreci, özgürlükçü direnişi kim anladı, kim anlamadı? “Yaşam biçimimize karışıyor” diye eleştirilerin hedefine oturtulan Başbakan Erdoğan’ın anlamadığı bir gerçek. İstanbul’un Başkanı Kadir Topbaş’ın Zeytinburnu’na bir Hyde Park yapma girişimine bakılırsa eylemleri doğru anladığı da bir başka gerçek.

Bakırköy’e Hyde Park

İBB Başkanı Kadir Topbaş, iki gündür yaptığı açıklamalarla Veliefendi Hipodromu’nun da içinde olacağı Çırpıcı Çayırı Mevki’ne NewYork’taki Central Park gibi bir büyük park yapılması için çalıştıklarını anlatıyor. Ne zamandır ilk kez rant ikinci plana atılarak bir arazi değerlendirmesi yapılmış oluyor. İstanbullu’nun bundan önceki taleplerini düşünürsek Ataköy’deki B Motelleri’nin bulunduğu sahilin halka açılması için çok yalvarıldı, orada şimdi oteller yükseliyor. Florya’daki belediye arazisine kurulu dinlenme evleri yıkıldı ama içine AVM’den akvaryuma o kadar çok bina yapıldı ki yeşil alan kayboldu gitti.

Likör fabrikası uçtu

Mecidiyeköy’de bir avuç yeşil alan yok. Likör Fabrikası’nın olduğu arazi buna çok uygundu. Yalvarıldı yakarıldı, kimse dinlemedi, etrafında ona yakın AVM var, yeni binalar yükseliyor o arazide, deprem olsa sığınacak yer yok! Aynı yerdeki eski GS Stadyumu’nun oraya üç tane kule dikiliyor. Haliç’deki tarihi tersane Tamince’ye verildi, turistik tesis yapsın diye. İlla bir şey yapılacaksa niye mesela karşısındaki eski Tekel binasına Kadir Has Üniversitesi yapıldığı gibi bir eğitim yuvası düşünülmüyor? Yapsanıza oraya bir denizcilik okulu. Başbakan’a kalsa hastaneleri bile şehir dışına çıkaracaktı da neyse ki yenilenmesi gereken Cerrahpaşa ve Çapa’nın yerinde kalması için izin çıkarılmış. Yakında şehrin merkezi tamamen otel ve alışveriş merkezi olacak, insanlar, okullar, her şey şehir dışında, arada bir gelip gideceğiz!

İstanbul hevesi


BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, BDP Kongresi’nde “Gezi’den sonra Türkler Kürtleri anladı. Sağlam durursak İstanbul büyükşehir belediye başkanlığını alabiliriz” demiş. Sırrı Süreyya iki TOMA’nın önünde durdu diye belediye başkanı olabileceğini düşünüyorsa çantada keklik değil. CHP’li Aylin Nazlıaka ve Emine Ülker Tarhan da az direnmedi, Gürsel Tekin de az gaz yemedi. Belediye başkanlığı için biraz daha yerel olmak gerekiyor.

Yobazlıkta sınır yok

Somali’de Türk diplomatlara canlı bombalı baskın düzenleyen El Kaide bağlantılı El Şebab “Türkler Mogadişu’da ahlaksızlık ve müstehcenliği yayıyorlar” demiş, eylemlerinin gerekçesi olarak. Öyle bir an gelir ki senin yobazlığın, ötekinin yobazlığına yetmez. Bu, kulaklara küpe olmalı!

Biraz da magazin

Temmuz ayının eğlencesi Serdar Ortaç’tı. İrlandalı model Chloe ile verdiği pozlarla hep gündemdeydi. Ve hatta “Ev benim, kız benim, motor benim, size ne, ne istersem yaparım” gibi bir vecize bile patlatmıştı ki daha ileri gidebileceğini Çeşme plajlarında verdiği pozlarla kanıtladı. Kızın tepesine çıkıp ayı güreşi yapmaya kalkmış, aşka gelip sırtını ısırmış, kafasına bastırıp suya batırmış! Şimdi kendisinden bir de denizde siyah kamyon lastiğiyle poz vermesini ve arkasından bir daha hiç görünmemek üzere hayatımızdan çıkıp gitmesini istiyoruz, bir zahmet. Daha fazlasına katlanamayacağız!