Anne-babalar okul kurdular

Anaokullarını beğenmeyen bir grup veli Türkiye'de bir ilk'e imza attı

Anne-babalar okul kurdular

RÖPORTAJ: YASEMİN YURTMAN

Küçük çocuğunuz var, ona anaokulu arıyorsunuz... Ama durum belli; siz çocuğunuzun geleceğini düşünerek karar vermeye çalışırken anaokulları işi ticarete dökmüş...

Şöyle düşünüyorsunuz; “Hayalimdeki anaokulunu kendim açabilseydim keşke...” İşte bir grup veli hayal etmekle kalmamış, gerçekleştirmiş de... Bir araya gelmişler, kolları sıvamışlar, ‘Küçük Kara Balık Çocuk Evi’ni açmışlar...

Bu, Türkiye’nin ilk ‘veli inisiyatifi okulu’... Yani okulu veliler işletiyor, kararları birlikte alıyor... Sonuç mu? Mükemmel! 

İstanbul-Koşuyolu’ndaki Küçük Kara Balık Çocuk Evi’nin kurucuları, veliler. Çocukları üç yaşına gelen veliler, ticari kaygı gütmeyen anaokulu bulamayınca kafa kafaya vermişler. Ebeveyn forumlarında bu isteklerini paylaşmış, tepkilerin olumlu olması üzerine kolları sıvamışlar. Anne-babalar buldukları binayı okul haline getirmişler önce.

Sonra eğitimcilerin görevini gönüllü olarak üstlenmişler. Topladıkları parayla da yurt dışından eğitim materyali getirmeyi tercih etmişler. Okulun Yönetim Kurulu Başkanı da bir veli: Seda Aydın. Seda Hanım’la, giriştikleri serüveni, aldıkları yolu ve hedeflerini konuştuk.

Nereden çıktı veli inisiyatifiyle bir okul kurmak?

Katıldığımız bir toplantıda Emel Çakıroğlu Wilbrandt’la tanıştık. Ülkemizdeki eğitim sisteminden şikayet ettiğimizde “Eleştirmek yerine neden çözüm üretmiyorsunuz?” diye sordu. Yurt dışında, bizim gibi düşünen velilerin kurduğu yüzlerce okul varmış. Biz de o okulları örnek aldık. Veli inisiyatifi “patron-müşteri” ilişkisi yerine, “veli-eğitimci-çocuk” ilişkisini içeriyor.

Halen eğitim veren anaokullarının yanlışı ne?

Mevcut eğitim sistemi; çocukların kişisel özelliklerine, bağımsız karakterlerine, özgün yapılarına, yeteneklerine, birey oluşlarına saygı duymadan hazır kalıplar içinde eğitim veriyor. Standart bir anaokulundaki gürültünün ve uygulamaların içinde, yetişkinin bile sakin kalması zor.

Diğer velileri nasıl topladınız?

Çevremizde aynı sıkıntıları yaşayan annebabalar vardı. Bu fikri paylaşınca oluşumun parçası oldular. Okulu kurduk. İlk yaptığımız ‘Montessori ve Kaynaştırma Eğitimini Geliştirme Derneği’ni kurmaktı. Okul, derneğin iktisadi teşebbüsü olarak kuruldu.

Montessori nedir ya da kimdir?

Mario Montessori, İtalya’nın ilk pedagog ve antropoloji profesörü. Onun geliştirdiği Montessori pedagojisinin en önemli özelliği, çocuğun bireyselliğine uyması. Sloganı ‘Kendim yapabilmem için bana yardım et’. Bu sistemde serbest çalışma var. Çocuk, erken yaşlarda öğrenmeyi sevmeye teşvik ediliyor. Böylece yaşamı boyunca yaratıcı bir öğrenme becerisi oluşturuluyor. Bu yöntemde çocuk, meşgul olmak istediği çalışmaya, ne kadar ve kiminle olmak istediğine kendisi karar veriyor. Bu eğitim sisteminin kendine özgü çalışma aletleri var.

Şu anda kaç velisiniz?

32 veliyiz. Destekçi olarak da 100 aileden fazla.

Bütün veliler insiyatif kullanıyor mu?

Veli insiyatifini, iyi işleyen bir “okul aile birliği ve mezunlar derneği” olarak düşünebilirsiniz. Bu insiyatif “gönüllülük” esasına dayanıyor. Anne-baba istediği sürece bu yapı altında çalışabilir.

Çocuk başına kaç eğitmen düşüyor?

24-36 aylık çocuklarımız var. Bir de 36 ay-6 yaş arası okul öncesi grubumuz bulunuyor. Kadromuz, bir danışman, iki öğretmen ve iki stajyer öğretmenden oluşuyor.

Hedeflenen çocuğu anlatır mısınız?

Özgüvenli, yaratıcı, kolay sosyalleşen, özdisiplinini kurabilen, kendisine ve çevresine saygı-sevgi duyan, doğaya özenli...

İlkokul da kuracak mısınız?

Montessori Eğitim sistemine bağlı kalmak kaydıyla, evet. Almanya’daki kardeş okulumuz da sayılı aile ile bir villada başlamış, bu yıl 25. yıldönümlerini büyük bir kampüste kutladılar. Neden olmasın? Ama bunu yapabilmek için daha çok destekçiye ihtiyacımız var.

(25.06.2011 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)