Antidepresanlar mutluluk hapı değil

Doç. Dr. Kültegin Ögel, arkadaş tavsiyesiyle depresyon ilacı kullananları uyarıyor

Pazar, 21 Mart 2010 - 05:00

Antidepresanlar mutluluk hapı değil

RÖPORTAJ: SERAL CUMALI
[email protected]

“Canım sıkılıyor”, “Çok stresliyim” diye arkadaş önerisiyle antidepresana başlayanlar var. Antidepresan tüm sıkıntıları çözer mi?


İnsanlar kolay yoldan sıkıntılardan kurtulmak için antidepresana sığınıyor. Çevresinde ihtiyacı olup da antideprasan kullanıp rahatlayanları gördükçe buna eğilim arttı. Oysa antidepresan can sıkıntısını gidermez. Çünkü antidepresan depresyon ilacıdır. Sadece sorunlara karşı tahammül gücünü depresyonlu hastada artırabilir. Ancak normal durumlarda plasebo’dan yani şekerden farkı yoktur.

Millet olarak başkasının önerdiği ilaçları kullanmayı seviyoruz; bu durum son zamanlarda antidepresan kullanımında çok yaygın...

Antidepresanlar sonuçta bir ilaç. İlaç kullanmak için de bir hastalığın olması lazım. Bir hastalık yoksa ilacı almak doğru değil. Bir sorun yokken ilaca başlamak bir sonuç aldırmaz. Onun yerine bonibon ya da draje çikolata öneririm. Daha iyi gelebilir insanlara.
Çünkü bu ilaçların özelliği, eğer bir bozukluk yoksa insanı daha mutlu kılmıyor. Çok sosyetik ya da üst düzey insanlar geliyor; “Çok ayıp ama arkadaşım kullanıyordu ben de kullandım” diyor. Genelde hiçbiri iyi bir sonuç görmemiş oluyor. Yanlış kullanıldığı için antidepresana da yazık oluyor, o kişiye de!

Depresyon nedir?

Ruh halinden çok beyin kimyasında bir bozukluk durumu olması mı gerekiyor? Evet; ama tabii depresyon tek başına beyin kimyasındaki bir bozukluk değil. Çünkü sonuçta psikolojik olaylardan dolayı beyin kimyası bozuluyor.
Biz depresyon ilaçlarıyla beyin kimyasını düzeltiyoruz. Ben hep şu örneği veriyorum: Araba çamura saplanır, gaza basarsanız patinaj yapar. Daha çok gaza basarsanız iyice batar. Arkadan biri bir omuz atarsa araba çamurdan çıkar. Sonra tekrar çamura saplanıp saplanmamak sizin elinizde.

Burada arkadan omuz veren ilaç. Dolayısıyla ilacı doğru kullanmak lazım. Yoksa arabanız asfaltta dururken arkadan birinin gelip omuz vermesi, arabayı yanlışlıkla aşağı da götürebilir.

Depresyonla hangi ruh halleri karıştırılmamalı?

En çok üzüntü depresyonla karıştırılıyor. Her üzüntü depresyon değildir. Özellikle bir nedene bağlı üzüntülerimiz depresyondan farklıdır. Mesela bir yakınımızı kaybettiysek bu bir yastır. Terk edildiysek bu bir üzüntüdür. Ve üzülmemiz de gerekir.
Bir insanın ayağından kamyon geçtiyse bağıracaktır, bundan daha doğal bir şey yok. İşte böyle bir durumda antidepresan kullanmak hiç yararlı değil. Aksine o üzüntünün yaşanmasını geciktirdiği için daha da problem oluyor.

Bu üzüntüler depresyona yol açmaz mı?

Bazen açar. O zaman antidepresan kullanmakta yarar var. Onun için de depresyon tanısı koymak lazım.

Üzüntünün dışında mesela çok “Stresliyim şu sıralar”, “Al bir antidepresan” durumu var...

Stres, depresyonla en çok karıştırdığımız ikinci durum zaten. Mesela “Ben işte çok stresliyim” diye antidepresan alırsanız hiçbir faydası olmaz. O stresle başa çıkmayı öğrenmeniz lazım.
Ama o stres bizde depresyon ya da bir kaygı bozukluğu yarattıysa, panik atak yarattıysa o zaman antidepresanlar işe yarar.

Peki ne hissedince depresyondayız?

İsteksizlik, hiçbir şeyden keyif almamak, enerjisizlik, halsizlik, uykuda artma veya azalma, iştahta artma veya azalma, dikkat ve konsantrasyonda azalma, kendimize olan güvenimizde azalma, mutsuzluk, karamsarlık, huzursuzluk, kaygı hissetmeye başlamak ve ölüm düşüncemizin olması.

Bunlardan 4-5 tanesinin olması depresyon demek için yeterli. Fakat bir kural daha var; bunları iki gün yaşayıp geçmesi değil, 15 gün boyunca sürüyor olması lazım. İşte o zaman hemen bir doktora görünmekte fayda var. Ama eğer bu bir yassa, derin bir üzüntüyse 15 gün erken bir süre, onun bir-iki ay sürmesi normal.

Bir de depresif tipler var?

Ruhsal durumunuz çalışmanızı, iş yapmanızı, ders çalışmanızı, çocuğunuza bakmanızı engellemiyorsa o mizaçtır. Kimisi çok konuşkan, çok hareketlidir, kimisi daha sakin, sessiz, az neşelidir. Bu insanların mizacıdır.
Ama depresif mizaçlı insanlar, diğerine göre daha kolay depresyona girer. Depresyon dememiz için sosyal işlevlerinin bozulması, sorumluluklarını ve yükümlülüklerini yerine getirememesi lazım.

Antidepresanların alındığı an etkisi başlar mı?

Antidepresanlar etkilemeye 3 hafta içinde başlar, gerçek etkisini 6 hafta içinde görebiliriz. Yani yatıştırıcı veya sakinleştirici değildir; düzenleyicidir. Başlandığı zaman en az 3 ay kullanılmalıdır. Yoksa çabuk tekrarlar depresyon. Ama ortalama 9 ay kullanımı öneriyoruz.

İhtiyaç duyulan antidepresan cinsi, depresyonun tipine göre mi değişiyor?

Mesela aşk acısından dolayı depresyona girenin ilacı başka, iş stresinden depresyona gireninki farklı mıdır? Nedenler değil, depresyonun tipi önemli; ilaç ona göre seçilir. Uykusuzlukla seyreden bir depresyon yaşıyorsanız ona göre ilaç seçilir, fazla yiyorsanız ona göre, yemiyorsanız başka bir ilaç, enerjisizlik, halsizlik varsa başka, kaygı ön plandaysa başka, takıntı ön plandaysa başka ilaç verilir. Alkol kullanıyorsa ona göre ilaç seçilir.

Farklı tepkilere farklı antidepresanlar veriliyorsa bilinçsiz ilaç alımında insanları bekleyen en önemli tehlike ne?

Eğer kişinin manik bir yatkınlığı varsa antidepresanlar bunu alevlendirir. Antidepresanların en büyük tehlikesi budur. Özellikle biz ilaç verirken kişinin manik durumu olup olmadığına bakarız ve bunu anlamak da çok zordur.

Özellikle birçok iyi, birçok kötü olanlarda antidepresan kullanımı bu iyi dönemleri hastalık haline getirebilir.

Antidepresanları bırakırken nasıl sorunlar yaşanıyor?

Antidepresanlar kesildiği zaman çekilme sendromu dediğimiz bir sendroma yol açıyor. Bu çekilme sendromu depresyonun belirtileriyle çok benzeşir. O kişi depresyonun tekrar başladığını zanneder. O depresyonun başlaması değil, antidepresanın çekilme sendromunun belirtisidir. Her antidepresanı uygun şekilde kesmek lazım, hepsinin süresi ve kesilmesi farklıdır.

Depresyon ilaçları cinsel sorunlara da yol açıyor. Cinsel sorunların da depresyona yol açtığını düşünürsek bunu nasıl hallediyorsunuz?

İnsanlarda en çok görünen cinsel sorun-ki o da yüzde 10-15 civarıdır-, erkeklerde erken boşalma, kadınlarda orgazm sorunudur. Erken boşalma sorunu olan için aslında avantajlı bir durum da yaratır antidepresan!
Biz bu yan etkiyi giderici başka ilaç ve yöntemlerle geç boşalma sorununu da halledebiliyoruz. Antidepresan kullananlarda çok sık bir durum olarak cinsel isteksizlik görülebiliyor. Bu isteksizlik duyarsızlaşmamızdan dolayı oluyor.

Nasıl?

Bizi depresyona sokan soruna karşı duyarsızlaşmak için antidepresan kullanmıyor muyuz? Her şeye üzülüyorum, her şeyi stres yapıyorum diyoruz, antidepresan da bize iyi geliyor.
Çünkü duyarsızlaştırıyor. Bu cinsellik konusunda da oluyor. Hasta, “Kocam bana bağırıyor, duymuyorum artık ama cinsellik de aklıma gelmiyor” diyor. Çoğu şöyle şikayet ediyor: “Aman şimdi kim yapacak?” Üşeniyor. Antidepresan motivasyonu etkiliyor ama cinsel birleşme başladıktan sonra cinselliğin kalitesinde herhangi bir durum olmuyor.

Antidepresanların zararları var mıdır?

Doğru yerde ve doğru zamanda kullanıldığında en tehlikesiz ilaçlar. Aslında onlara halk sağlığı ilaçları demek yerinde olur. Ve gerçekten de çok etkili ilaçlar. Tabii depresyon varsa o kadar çok yararlı oluyor, o kadar çok şeyi değiştiriyor ki. Depresyon yoksa tabii bir şeyi değiştirmez. Çünkü mutluluk hapı diye bir şey yok!

Bağımlılık yapar mı?

Kesinlikle bağımlılık yapmazlar. Zaman içinde etkileri kaybolmaz. Ancak kesildikleri dönemde geçici bir süre için bazı olumsuz etkileri olur.

‘Kendi hayatımızı yaşayamadığımız için depresyona giriyoruz...’
Neden bu kadar mutsuz olduk?

Kent yaşamı insanı boğuyor. En önemlisi kendi hayatımızı yaşayamıyoruz. Bunlar bazen iş yüzünden. Bazen de toplumun bize dayattıkları yüzünden. Dolayısıyla kendi hayatlarımızı yaşayamıyoruz ve bir süre sonra kendimize bir ceza veriyoruz. Zihin benliğe bir ceza veriyor yani.

Türk halkı depresif bir halk mı?

Aksine araştırmalar ülkemizde depresyonun diğer ülkelere göre daha düşük olduğunu gösteriyor. Ancak burada bizim halkımızın depresyonunu göstermediği, farkına varmadığı da düşünülebilir.
Depresyonu da yeni öğreniyoruz. Depresyona girmek eskiden ayıpken şimdi bunu bir hastalık olarak kabul edebiliyoruz. Dünyada antidepresan kullanımı daha yüksek. Ülkemizde 10 kişiden birisi hafif depresyonda.

Daha çok kadınlarda mı görünüyor?

Kadınlar depresyonlarının farkına varıyorlar. Erkekler depresyonlarını maskeli yaşıyorlar.

En çok hangi sıkıntılar depresyona yol açıyor? İnsan neyle başedemiyor?

En çok aşk ilişkileri, bu konudaki problemler. İkincisi ise iş hayatı. Ama iş hayatındaki stresten ziyarede üstündekiyle yaşadığı problemler.

Bunların dışında hangi sorunlarla karşılaşıyorsunuz?

Mükemmelliyetçilik hep depresyonu provoke eder. İnsanları bu çok perişan ediyor ve insanlar bunun çok da farkında değil.

Hastalarınıza en çok ne önerirsiniz?

Kişinin kendisini, yaşam biçimini, davranış ve düşünce biçimlerini değiştirmesi gerekir. Bunun için de psikoterapi yararlıdır. Ama ben aslında hastalarıma “Depresyonu sevin” diyorum.

Neden?

Yaşarken kötü ama insana çok şey katar.

Neler katar?

Sizi olgunlaştırır. Çünkü insanın kendisini, yaşamı sorguladığı bir dönemdir. Kendinizi, yaşamın anlamını daha iyi görürsünüz. Eğer bu dönemde bir şeyler öğrenebilirseniz tekrar depresyona girmeniz de daha zor olur.

6