Arife değil bayram

Perşembe, 26 Kasım 2009 - 05:00

Bu maçın santrası Estonya- Bosna Hersek maçıyla aynı idi. Milli Takım, Belçika ile oynamadan Dünya Kupası’nın dışında kalmıştı. Kadere bakın ki CSKA Moskova galip gelince evdeki hesabın çarşıya uyması için Beşiktaş’ın kazanması lazımdı. Hem de Old Trafford’da hem de Manchester önünde. O 23 maç sahasında yenilmeyen futbol devine karşı. Denizli’nin maç öncesi motivasyonu neredeyse beni bile oynatacak duruma geldiyse neden olmasın dedim. Tello’nun şahane vuruşu ile de bayağı inandırdım kendimi.

Soyunma odasında gitmeden önce Fink’in kaçırdığı o gol ağlara gitse skor daha da perçinlenmeyecek miydi? Hele eskiden bu tip maçlarda ne kahramanlık yazıları yazmıyor muyduk? Ama işin bir de kan-ter içinde kalanları vardı. Toraman kan revan içinde gitti. Tello’yu kramponla ezip dışarı çıkardılar ama Ferrari geçit vermedi. Üzülmez harikalar yarattı. Köybaşı ile Ekrem birer dinamo gibiydi. Ernst ve Fink’i anlatmaya gerek var mı? Rüştü tam yerinde hamleler yaptı.

Bütün bunlar olurken iddaa’nın Beşiktaş galibiyetine 7.5 verişi aklıma geldi. Kazananlar şimdi çiftetelli oynuyorlardır. Baktım bir de rakibe Neville, Park, Brown, Vidic, Anderson ile başlamışlar sonra Owen, Carrick ve Evra girmişti. E pek de genç sayılmazlardı canım. Sona doğru gelirken kalp atışlarımın atışını daha da sert hissettim. Evet sonra Rüştü, Rüştü, Rüştü. O kurtarışları anlatılmaz, arşivden çıkardıkca hatırlanır. İnanılmazı başardı Rüştü ve Beşiktaş. Olmazı olur yaptılar. Bugün arife değil bayramdır. Haa hatırlatayım, Denizli bu işi bilmiyor, tamam mı!!!