Arınç: Baykal, Cübbeli Ahmet'i aradı

Arınç: Baykal, Cübbeli Ahmet'i aradı

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, NTV Ankara Temsilcisi Murat Akgün'ün sorularını yanıtladı. Arınç, gündemle ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

CHP’nin yıllardır tehlike olarak nitelediği konuların artık tehdit olmadığını gördüğünü kaydeden Arınç, partililerin 29 Mart yerel seçimleri öncesinde tarikat büyüklerinin çocuklarına ve çarşaflı kadınlara törenle rozet takarak "Bunlar bizim zenginliğimizdir, biz onlarla siyaset yapacağız" dediğini ifade etti.

Arınç, şöyle konuştu: "Hatta inanmayacaksınız belki ama Sayın Baykal, birkaç gün evvel Cübbeli Ahmet Hoca’ya da telefon açarak ’Geçmiş olsun beyefendi’ dedi. Gazetelerde okudum. Cübbeli Ahmet Hoca efendiyi biliyorsunuz. Biz onu yanımıza alsak, birlikte bir fotoğraf sergilesek başımıza neler geleceğini az çok tahmin ediyoruz ama bir televizyon kanalı neredeyse kadrolu yorumcusu yaptı. Her hafta programlara çıkartıyor ve bu hoca efendinin incilerini gülerek izliyor ve izlettiriyorlar. Demek ki tehlike olmaktan çıkan bazı şeyler var Türkiye’de. CHP iktidarda olsaydı MGK’da bu düşüncelerini açıklayacak ve ’Artık Türkiye’de irtica tehlike olmaktan çıkmıştır’ diyecekti. Ben olsam herhalde böyle bir kanaate varacak ama bundan farklı düşüncelerimizi MGK’da söyleyeceğiz."

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNDE GİZLİ DESTEK GELEBİLİR

Anayasa değişikliği tartışmalarının gündemde olduğu hatırlatılarak, "Böyle bir ortamda kısa vadede bir anayasa değişikliği sizce mümkün mü?" sorusu üzerine Arınç, Meclis’in yasama faaliyetlerine devam ettiğini, birkaç kişinin kavga etmesi veya nahoş durumların ortaya çıkması nedeniyle bundan vazgeçilmesinin söz konusu olmayacağını söyledi.

Önemli olanın nitelikli çoğunluğun bulunup bulunamaması ve bunun dışındaki faktörlerin de gözardı edilmemesi olduğunu ifade eden Arınç, Meclis’teki oylamanın sonucunun 330’la 367 arasında olması halinde referandum imkanı bulunduğunu, 367’nin üzerinde gerçekleşmesi halinde ise doğrudan kabul edileceğini hatırlattı.

Bülent Arınç, "Muhalefetin desteğini istemek bir parça hayalci olmuyor mu? Anayasa paketinde ne olabilir ki o partilerin size desteği gelsin?" sorusunu yanıtlarken de CHP ve MHP’nin geçmişte değişmesi gerektiğini savundukları maddelerin önlerine gelmesi durumunda, bunlara ’AK Parti getirdiği için’ itiraz etmelerinin kamuoyunda yansıması olacağını söyledi. Arınç, şunları kaydetti: "Mesela CHP, Demokratik Açılım konusunda bizim söylediklerimiz onların söylediklerinden daha yumuşak olmasına rağmen bugün ’karşı çıkıyoruz’ diyorlar. Bunun gibi bir anayasa maddesi geldi... Mesela memurlara toplu sözleşmeli grevli bir imkan sağlanacak. Bunu ben iki partinin de zaman zaman savunduğunu biliyorum. Böyle bir madde gelse buna karşı çıksalar bunun kamuoyundan bir karşılığı olur. ’Dün savunduğunuzu bugün nasıl reddedersiniz’ derler. Toplumun kesimlerine hitap eden bir anayasa değişikliği olsa, geçmişte bu partiler hatta bugün bile savunuyor olsalar, ama bugün karşı çıksalar bunun karşılığını mutlaka görürler. Ama her halükarda AK Parti’nin 184 milletvekiliyle getireceği anayasa değişikliğinin parlamentoda 330’dan fazla oyla kabul edilmesi yüzde 100. 367 demiyorum, ama 330’un altına düşmeyiz. Bunların milletvekillerini kurşun asker olarak gördüğüm için söylemiyorum, parlamentonun yapısı bu. Nereden ’evet’ oyu geleceğini kimse ipotek altına koyamaz. Bir tek şartım var, Baykal çıkıp da ’hiçbir CHP’li milletvekili oylamaya girmeyecek’ demesin. Girerse en az 25, 30 milletvekili alırız."

TÜRBAN TARTIŞMASI

Emine Erdoğan'ın GATA'ya girememesinin gündeme taşınmasıyla, türban tartışmalarının yeniden alevleneceğini düşünmediğini söyleyen Arınç, "Orduevinde oğlunu evlendiren başörtülü bir anne kapıda bekliyor, içeri giremiyor" dedi. Bunun pek çok kişiyi mağdur ettiğini söyleyen Arınç,  TSK ile hükümet arasında bu konuda bir uzlaşma girişiminin bildiği kadarıyla olmadığını söyledi.

ANKETLER

CHP Genel Başkanı Baykal'ın araştırma yaptırmadığı için anketleri doğru okuyamadığını söyleyen Arınç, kamuoyu araştırmalarında AK Parti'nin oyunun yüzde 38 - 40'lar civarında göründüğünü belirtti.

HÜKÜMET - ASKER İLİŞKİSİ İDEAL NOKTADA DEĞİL

Arınç, bir başka soruyu yanıtlarken, hükümet ve asker ilişkisini bugün geçmişe oranla çok daha sağlıklı, iyi niyetli, demokratik ve katılımcı bulduğunu, bunu bizzat bildiği, inandığı, hissettiği ve kısmen müşahede ettiği için söylediğini aktardı. Arınç, şöyle devam etti:

"Yüzde 100 oldu diyemem ama geçmişi de yaşadığımız için geçmişte başka iktidarlar da yaşadığı için, biz bunları yakın siyasi tarihimizde bütün örneklerimizle gördüğümüz için biliyoruz. Türk Ordusunun, Silahlı Kuvvetlerinin başındaki Sayın Genelkurmay Başkanı ve diğer kuvvet komutanlarının, bu aşamalarda görev almış pek çok kişinin şu an sivil iktidarla, sivil siyasi inisiyatifle her zamankinden, geçmişten daha çok iyi ilişkiler içerisinde anayasaya, demokrasiye, hukuk devletine daha uygun bir şekle dönüştüğünü, evrildiğini görmekten de mutlu oluyorum. Ama bu ideal seviyede değil."

Asker-iktidar ilişkisinde herkesin kendi görev sahası içinde işini iyi yapmasının ve birbirine müdahale etmemesinin ideal olduğunu belirten Arınç, toplumsal hayatın da iyi okunması, halkın bütünlüğünü, beraberliğini çok daha iyi temin edebilecek bir noktaya doğru taşınması, geçmişteki korku ve vehimlerden sıyrılmış halkı kucaklayan bir yapıda olması gerektiğini de söyledi.

Arınç, "Bu korku ve vehimler hala geçerli mi?" sorusuna da "Geçerli. Bugün yapılan tartışmalar...Yani çoğu gitmiş olsa bile kalan azının hala vehimler, korkular ve tedirginlikler yaşadığını gösteriyor" karşılığını verdi. "Silahlı kuvvetlerden kaynaklanan bir takım korku ve endişelerin hala devam ettiğini mi söylediniz?" denilmesi üzerine de Arınç, "Bu karşılıklı. Askeri kesimler de sivil iktidarların bazı davranışlarından, konuşmalarından, hareketlerinden, yapmak istediklerinden endişe duyuyor olabilirler. Bunun tam karşıtı olarak da iktidarların askerin bazı davranışlarından, sözlerinden, hareketlerinden hala endişe duyuyor olabilirler. Önemli olan endişeleri giderebilmek, birlikteliği temin edebilmek ve birbirlerine güveni tam manasıyla sağlamaktır. Bu zaman içerisinde olacaktır. Ve herkesin kendi görev sahası içinde kalmasıyla, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin niteliklerine sıkı sıkıya bağlı olarak, belki bunu kabul etmekle gerçekleşecek" şeklinde konuştu.

BAYKAL’IN SÖZLERİ

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Arınç, CHP Genel Başkanı Baykal’ın partisinin grup toplantısında söylediği, "Çok paslaşmayın kendi kalenize gol olur" sözlerinin hatırlatılması üzerine ise Baykal’ın bu konuşmalarının "onun bütün siyasi hayatını noktalayan, sadece salı günleri 12.30-13.30 arasına sıkıştırılan, polemiklere dayalı bir konuşma olarak sınırlı kaldığını" söyledi.

Baykal’ın, iktidar tecrübesi, toplumsal barış projesi olmadığını, Türkiye’nin meseleleriyle yakından ilgilenmediğini ifade eden Arınç, Baykal’ın konuşmalarının ülkeye negatif enerji yaydığını ve yarar getirmediğini söyledi.

ÜZGÜNÜM

Bülent Arınç, programın sonunda sözlerine ilave yapmak istediğini belirterek, TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu’yla yaşanan olaya ilişkin şunları kaydetti: "Gerçekten o ne derse desin ben onu kadınlık gururu incinmiş bir psikolojiyle yazılmış, duygusal bir açıklama olarak görüyorum. Ben şuna dikkat etmemiş olabilirim, içime sinmediği için tekrar son söz olarak söylüyorum, benim bir hanımefendiye, bir bayana karşı saygısız davranmam hiçbir zaman söz konusu olmadı. Hele hele dünkü konuşmamda sıfatlarını saydığım Sayın Mumcu’ya böyle bilerek, isteyerek bir saygısızlık yapmayı, odasını basmayı, hakaret etmeyi, fiili tecavüzde bulunmayı düşünmem. Ama gururunun incinmiş olabileceğini hesaplamalıydım. Belki bu eleştirilerimi farklı bir şekilde yapmış olabilirdim diye düşünüyorum. Çünkü bir bayandır, kendisine karşı yapılan bu eleştirileri gururunu incinmiş olarak kabul edebilir. Bundan dolayı da üzgün olduğumu söylemeliyim."