Arınç'tan Erdoğan'a sert mesaj!

Bülent Arınç, "Öğrenci evleri ve kızlı-erkekli yurtlar" konusunda Başbakan Erdoğan tarafından söylendiği iddia edilen ve büyük tartışma yaratan sözleri yalanlamıştı. Ancak ertesi gün partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan o sözlere sahip çıkmıştı. Arınç da sert tepki gösterip Erdoğan'a Belgrad'dan yanıt gönderdi: "Ben sadece bakan değilim"

Arınç'tan Erdoğan'a sert mesaj!

4 Kasım tarihli Zaman Gazetesi'nde yer alan haberde Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, partisinin 2-4 Kasım arasında Ankara Kızılcahamam'da düzenlenen AK Parti 21. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı sırasında "Denizli ilinde şahit olduk. Yurtların yetersizliği beraberinde çeşitli sıkıntılar doğuruyor. Üniversite öğrencisi genç kız, erkek öğrenci ile aynı evde kalıyor. Bunun denetimi yok. Muhafazakar demokrat yapımıza bu ters. Vali Bey’e bunun talimatını verdik. Bunun bir şekilde denetimi yapılacak" dediği ileri sürülmüştü.

'BÖYLE BİR KONUŞMA YOK'

Büyük tartışma yaratan haberin ardırdan bir açıklama yapan Başbakan yardımcısı ve Ak Parti Sözcüsü Bülent Arınç haberi kesin bir dille yalanlayarak, "Gazetelere yansıdığı şekilde özel evlerde kalan öğrencilerin denetlenmesi gibi haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Özel evde kalan öğrencilere baskınlar yapabileceği konusunda bir konuşmamız da yok görüşümüz de yok. Özel kiralanmış evlerde kimler kalıyor bizim ilgi alanımız da değil yetki alanımız da değil. Kredili Yurtlar Kurumu'na bağlı yurtların denetlenmesi Spor ve Gençlik Bakanlığımızın yetkisi alanındadır" demişti.

SÖZLERE SAHİP ÇIKTI

Ancak bu açıklamalardan bir gün sonra partisinin grup toplantısında konuşun Başbakan Erdoğan, “Konuştuğumu inkar etme anlayışına sahip değilim. Kız ve erkeklerin birlikte kaldığı evlere dair istihbari bilgiler geliyor. Valilikler müdahale ediyor. Buralarda nelerin olduğu belli değil. Karmakarışık her şey olabiliyor. Sonra anneler babalar feryat ediyor. Bu işte biz kararlı adım atmaya mecburuz” diyerek Bülent Arınç'ı yalanlamış olmuştu.

Medya ve Bilgi Toplumundan Sorumlu Bakanlar Konferansı’na katılmak üzeri Sırbistan’da bulunan ve dün TRT Türk Kanal Koordinatörü Nasuhi Güngör’ün sorularını yanıtlayan Bülent Arınç, 'İstifa sinyali' olarak değerlendirilen sert mesajlar verdi.

'TABLETİ FIRLATTI' İDDİASI

Bülent Arınç, gezi eylemleri sonrasında söylediği bazı sözler nedeniyle de Başbakan ile çelişmişti. Bülent Arınç'ın söz konusu ifadelerini tablet bilgisayarından okuyan Başbakan’ın sinirlenerek elindeki cihazı yere attığı bile iddia edilmişti. Arınç'ın bu olaydan sonra istifa noktasına geldiği ancak Cumhurbaşkanı Gül'ün devreye girmesiyle bundan vazgeçtiği de ileri sürülmüştü.

İşte Arınç'ın sözlerinden satır başları:

 
'BEN TUTANAK KATİBİ DEĞİLİM'
 
"Ben ağır ceza mahkemesinde avukatlık da yaptım, orada da güvenilir bir isimdim. O adam satılmaz, eğilip bükülmez denirdi. Ben şimdi hükümet sözcüsüyüm. Arkadaşlarıma bilgi verirken söylediğim her sözün yerini bulması lazım. Tutanak katibi değilim, özet yapıyorum. Ama söylediklerim içeride konuşulanlara doğru şekilde uymak zorundayım.

Adobe Flash Player YükleAdobe Flash Player Yükle

'HÜKÜMETİMİ KORUMAK ZORUNDAYIM'
 
Ben hükümet sözcüsü olarak söylediklerimle hükümetimi zor durumda bırakmamalıyım. Hükümetime yara vermemeliyim. Başbakanımı korumak zorundayım ikincisi. Satır satır onun söyledikilerini yanıtlamak zorunda değilim. O gün bir soru soruldu. Ben bulunduğum yerde, ne duymuşsam onu söyledim. Duymadıklarımdan sorumlu değilim. Bakanlar Kurulu toplantısında konuşulmadı bu elbette. Bundan dolayı üzülmem, eksiklik hissetmem, yanlış yaptığımı düşünümüyorum.
 
Başbakanımız grup toplantısında "Böyle şeyler duyuyoruz, bekar genç kızlar ve erkeklerin bir arada oturması mahsurlu" dedi. Bu sözler ile benim söylediklerim tezat teşkil etti.
 
'BEN YANLIŞ YAPMADIM AMA...'
 
Ben yanlış yapmadım ama farklı bir şey söyledi ve benim açıklamalarım ile kendi sözleri arasında bir fark ortaya çıkardı. Ben tevil edemem bunları ama başka pek çok insan "Başbakan'ın beni hiçe saydığını" ileri sürdü. Başbakan'ın sözlerinden ben sorumlu değilim. Kendi düşünür. Bu sözleriyle toplumda sosyal bir yaraya parmak bastığını düşünebilir ama aradan 12 saat bile geçmeden çelişki içinde bir şey yaşandı. Bunu ifade etmem lazım. Bu çelişkiye dikkat çeken pek çok isim bizi eleştirdi. Bazı eleştiriler haklıdır, saygı duyuyorum, ancak bazılarında bizi haksızca vuran, hazır imkan buldum vurayım diye bir şey var.
 
'BEN ÇOK ŞEYİ TEMSİL EDİYORUM'
 
Birlikteliğimizin bazen  zor günler geçirdiğini biliyorum, bazen münakaşa ettiğimiz oluyor. Biz dava arkadaşıyız. Kader birliği yapıyoruz. Hükümetteki sorumluluğum sadece bakan olduğum anlamına gelmez. Futbol sadece futbol değildir diye bir kitap var. Başbakan'la aramızdaki çelişkinin sebebi ben değilim.

Ben sadece bakan değilim, benim bir özgül ağırlığım var, benim yıpranmamam lazım. Bunlar ekran önünde tartışılmamalı. Ben çok şeyi temsil ediyorum. Kırmızı plaka meraklısı biri değilim. Dolayısıyla herkesin bana böyle baktığı bir noktada benim yıpranmama lazım. Benim hiçe sayılmamam lazım.

Sayın Başbakan buna dikkat eder... En azından bu bir kul hakkıdır. Kul hakkı noktasında da onun ne kadar dirayetli olduğuna ben inanırım. Özel hayatında bunu ne kadar önemsediğini ben hatırlarım. Zaman zaman hepimiz hata yapabiliyoruz. Size teşekkür ederim, bunu açıklama fırsatı verdiniz bana.

'KARDEŞ OLARAK BAŞBAKANIMIZA SESLENİYORUM'
 
Başbakanımıza dost, kardeş olarak seslenmek isterim, ikimizin sözleri arasındaki çelişkiyi düzeltmesi kendisinden beklenir. Bence de çok doğru olan düşüncelerini Başbakan açıklamalı. Eğer kendi içimizde konuştuk ve değerlendirdiysek ben hükümet sözcüsü olarak çıkar çok güzel bir şekide açıklarım.
 
Başbakan'ımızın çocuklarımızın üzerinden söylemek istedikleri bu. Ama onun gerekirse yasal düzenleme yaparız demesi, ardından gayretkeş bir valimizin bu sözlerin üzerine atlaması çok doğru bir davranış değil.

'BELİMİ BÜKEN NE BİLİYOR MUSUNUZ?'

Benim saçlarımı beyazlatan, belimi büken ne biliyor musunuz? Başbakan'ı 24 saat takip ederim ben. Onun da böyle bir görevi olmalı, Hükümet Sözcüsünü açmaza düşürmemektir. Buradaki konuşmasıyla biz eleştirilerin odağında olduk. Ben itibarımın, kişiliğimin yıpratılmasını istemem. Birilerinin kum torbası haline getirilmek istemem.

'KİMSE BİZİ SUÇLAMAMALI'

Ak Parti’nin 11 yılını kutladık. 3 Kasım 2002’den bu yana çok şükür 11 yıl geçti. Hiçbir şekilde özel hayata kişisel haklara saygısızlık anlamında veya müdahale anlamına veya müdahale anlamına gelebilecek isterseniz telefon dinlemelerden tutun bizim emrimizle veya gayretimizle yapılmış şeyler değildir bunlar.

Bir kötü niyetli insanların teknolojik imkanları kullanarak yaptıkları suçlar, ikincisi de yargı kararıyla yapılan dinlemeler varsa bunlar hukukun gereği olarak yapılmaktadır. Şimdi özel hayata müdahale etmekle bizi kimse suçlamamalı…Neyse suçlarlar zaman zaman gelir içki satışlarında bazı yasaklamalarla zaman zaman gelir işte biz dindar nesil arzu ediyoruz bunların hepsinin hukuk sistemi içinde karşılığı vardır.

Alkole ulaşım noktasında birtakım engeller çıkarmanın ve özellikle genç yaştaki insanların her elini uzattığında alkol alamamasını temin etmek Münih’te de vardır Londra’da da vardır İspanya’da vardır. Hatta bazı noktalarda biz onlardan daha gerideyiz.

Yaptığımız bütün düzenlemeler AB’nin normlarına uygundur. Birilerinin içine siner ya da sinmez.

'2007'DE SİYASETİ BIRAKMAYI DÜŞÜNDÜM'

19 yaşımda başladığım siyaseti "Bu yaşa geldim daha da devam ettireceğim" demem.

2007’de Meclis Başkanlığı'nın ardından siyaseti bırakmayı düşündüm ama o dönem şunu düşündüm, benim başkanlığım döneminde Cumhurbaşkanını seçtirmemişlerdi.

Ben tekrar “böyle bir cumhurbaşkanı  seçilmesine en azından bir oyumla katkı sağlamalıyım” dedim ve aday oldum.

Ben partinin görüşlerini, düşüncelerini, geçmişini, bugününü ve geleceğini temsil eden bir insanım. Herkes beni böyle değerlendiriyor. TBMM başkanlığı yapmışım, demokrasi noktasında, özgürlükler noktasında kendimi, ailemi siper etmişim. Gençliğimi, hayatımı, aşkımı bu yola vermişim, ben sadece bir bakan değilim!

Kırmızı plaka meraklısı, koltuğa oturduğumda her şey bitti diyen bir insan değilim. Ben çok şeyi temsil ediyorum. Dolayısıyla herkesin bana böyle baktığı noktada benim yıpranmamam lazım. Benim hiçe sayılmamam lazım. Sayın Başbakan buna dikkat eder, bu en azından bir kul hakkıdır. Kul hakkı noktasında da onun ne kadar dirayetli olduğuna ben inanırım. Özel hayatında bunu ne kadar önemsediğini ben hatırlarım. Ama zaman zaman hepimiz hata yapabiliyoruz."

2