Arka Sokaklar katliamı düşündürdü...

Çarşamba, 30 Haziran 2010 - 05:00

Sanırım sezonun en kanlı ve en klasik finalini Arka Sokaklar (Kanal D) yaptı. Rıza komiserin bütün ekibi, Rıfat tarafından yok edildi. Ya da biz öyle sandık...

Ama insan anatomisinden bir gram anlayanlar için Mesut’un aldığı o bıçak darbeleri, Hüsnü’nün baygın halde atıldığı denizde dibe çökmesi gayet de öldürücü unsurlar. Dolayısıyla ölmüş olmaları yüksek ihtimal...

Rıza babanın bayıltılıp içine konduğu çöp konteyneri kalın zincirle bağlanırken içimden “Sihirbaz David Copperfield bile çıkamaz bu sandıktan” diye düşündüm. Üstüne bir de toprak döktüler ki, sanırsınız Romalı general mezarı inşa ediyorlar...

Başa dönelim. Bir yazımda bu sezon manasız trafik kazaları olmayacak demiştim, oldu. Birileri bıçaklanıp ortada bırakılmayacak demiştim, bırakıldı. Yani Arka Sokaklar, Türk dizi klişelerinin alayını bir bünyede toplayarak sezona veda etti. Ha, bundan sonrası iki ihtimalli bir skordur. Ya gelecek sezon bu dizi yayınlanmayacak ya da yayınlanırsa ve o aslan parçaları sağ salim aramıza dönerse ismi “Supernatural” olarak değişecek.

“Mesut demişti” dersiniz...

Canlı yayında nikah var!

Esra Erol önceki gün programında (atv); nikah tarihini iki gün öne çekerek canlı yayında nikah yapacağını duyurdu izleyicilerine. Pazar günkü düğüne bizzat davetli bir ağabeyi olarak Esra’nın izleyicisine yaptığı bu jesti hakikaten tuttum... Olması gereken oldu aslında. Bu ülkede izdivaç deyince akla ilk gelen markanın, halktan uzak, steril bir ortamda nikah kıyması gerçeklikten uzaklaşması manasına gelecekti... Artık kim uyarıp, böyle bir jest yap dediyse tebrik etmek gerekiyor arkadaşı. Esra Erol, bir nevi aracı olduğu yuvaların sağlamasını yapmış olacak böylece... Ve sanırım Türkiye’de kıyılan bir nikahta bir torba dolusu takıdan çok daha önemli bir hazineyi takacak o gün gelinliğine; içten gelen toplu bir “Allah bir yastıkta kocatsın” temennisini... Bu bile iki kere unutulmaz yapar insanın mürüvvetini...

Kürşat Başar’la biterken...

Yani “Bir yazlık format düşün, çok da düşünme aslında elde olanlardan birini parlat” deselerdi hiç kuşkusuz Kürşat Başar’ın sofrasını biraz daha renklendirip sürerdim ekrana... Kış ayları boyunca bir kapalı mekandan, çok da kalabalık bir masada ayin gibi söyleşileri kitlelerle buluşturan Kürşat, tam da yazın, açık mekanda işin meyvesini toplayacakken yayından kaldırılıyor... Fox TV’nin tuhaf işlerine akıl sır ermiyor vesselam. Elinde kanalın share oranının üstünde bir başarı yakalamış programın varken, tutup tutmayacağı son derece tartışmalı pahalı yarışmalar koymak için mevcudunu harcıyorsun... Sonra da Türkiye’nin televizyon izlemeyen ne kadar adamı varsa toplayıp danışma toplantısı filan yapıyorsun. “Yayın yaptığın memleketi hâlâ tanımadın mı?” diye sorarlar adama. Soruyorum da zaten bak; tanımadın mı?

Show TV’nin büyük yanlışı!

Show TV belli ki yaz aylarını isimler üzerinden götürme niyetinde. Evcilik Oyunu’ndaki sekiz arkadaşa iki de evli arkadaş eklendi. Demet ve Önder ikilisi...

Önceki akşam Demet Akalın’ın evinin bahçesinde üç cıbıldak bir de başı kabak arkadaş görünce; “Bu nasıl evliliktir birader?” diye geçti içimden...

Her günü yedi yıldızlı otelde tam pansiyon konaklama tadında geçen kaç evlilik var bildiğiniz? Ya da kamera karşısında mayosunu düzelten bir hatunla evliliğinin bitmesini kaç kişi ister?.. Neyse işin fantezisini bir kenara koyalım. Ben hâlâ evdeki kameraların bu şımarık ve elbette yapmacık ilişkinin nesini görüntülediğini anlamadım bir türlü...

Demet’in makyajsız, bol sivilceli ve bir o kadar da esmer yüzünü değil sanırım. Ya da bu sezonun trend olan bikinilerini filan hiç değil. Önder’in internette girdiği sitelerden bana ne diye düşünenleriniz de olabilir. Ki ben de onlardanım...

O halde buna zaman doldurmak, saat geçirmek diyoruz biz. Muhtemelen ucuza ve ucuza geldiği için de iyice ucuzlatarak kuşak doldurmak...

Yapmayın. Hakikaten Show TV markasına yakışan bir iş değil. Türkiye’nin ilk özel televizyonlarından birinden, birçok kaliteli ilki hayatımıza sokan bir ekrandan bahsediyoruz; yapmayın yahu!

Volkan Konak para alacak mı?

Bir kötüyü örneklediysek bir de iyiyi koyalım ki yanına, farkı görünsün. Show kanalında sezon sonuna doğru başlayıp ipi önde göğüsleyen işlerden Kuzeyin Oğlu tekrar ekrana dönüyor...

Bu kez yazlık mekanından; Çeşme’den. Volkan Konak artık perşembe geceleri “Yaz beni yarim, çiz beni yarim” diyecek. Müthiş bir reklam pazarlaması...

Dilerim Volkan bu iş için para talep etmemiştir. O sahneye çıktığı barın her akşam full çekeceği garanti çünkü... Biliyorum, geçen yaz yine aynı kanalda yayınlanan Ferhat Göçer programı Bodrum’da çekim yapılan mekanı abat etmişti. Buradan hareketle Volkan’ın şarkılarını her perşembe ekrandan halk yararına (mekandan da cep faydasına) söylemesi gerekiyor... İşte o zaman vefa borcunu taksitle de olsa öder Volkan. Onu kitlelerle buluşturan ve yazın da bunu pekiştiren o ekrana...