Arkadaşının aşkı hayatını kararttı

a
a
Salı, 09 Kasım 2010 - 14:00

Forma aşkına okulda tutuldu

7 Aralık 1980'de Londra'da hayata merhaba diyen John Terry futbol aşkına ortaokulda oynadığı okul takımında tutuldu. İlk defa formayı sırtına geçirme mutluluğunu okul sıralarında yaşayan John Terry'nin hayatının ilk dönüm noktası West Ham United kulübünün yetenek avcıları tarafından keşfedilmesiydi. 1991'den 1995'e kadar West Ham United altyapısında ter döken John Terry 1995'de simgesi haline geleceği FC Chelsea'nin altyapısına transfer oldu.

Forvetlerin korkulu rüyası

İlk profesyonel maçına 1998'de Aston Villa karşısında çıkan 1 metre 87 santim boyundaki John Terry, güçlü fiziğiyle rakip forvetlerin korkulu rüyası haline geliyordu. 2000 yılında Nottingham Forest'e kiralanışı dışında Gök Mavililer'den ayrılmayan John Terry okul sıralarında kurduğu hayale çok yaklaşmıştı. 2004'de Jose Mourinho tarafından Chelsea FC'nin kaptanı seçilen John Terry, Premier Lig'de beş kez şampiyonluk yaşamanın keyfini çıkarıyordu.



 
Yılın babası seçilmişti

Sahadaki müthiş performansıyla binlerce genç kızın hayallerini süsleyen John Terry 2007 yılında çocukluk aşkı Toni Poole ile dünya evine girdi. İkiz çocuklarıyla örnek bir çift olan Terry'ler için her şey yolunda gidiyordu. Sponsorluk gelirleriyle birlikte yılda 10 milyon dolar kazanan John Terry, İngiliz futbol ikonu David Beckham'ın ardından hayalini kurduğu İngiliz Milli Takımı'nın kaptanlık pazubantını koluna takmıştı. Yılın babası seçilen John Terry, altyapıdan yetişen yıldız adaylarına örnek alınacak ve peşinden koşulacak bir futbol ilahı olarak tanıtılıyordu.

"Arkadaşımın aşkısın" diyemezsen!

John Terry efsanesinin yerle bir olduğu an eski takım arkadaşı Wayne Bridge'in kız arkadaşı Vanessa Peroncel'le birlikte olduğu haberinin İngiliz gazetelerinin manşetlerini süslediği andı. Bir dönem Chelsea'den ve hâlâ İngiliz milli takımından arkadaşı olan Manchester City'li savunma oyuncusu Wayne Bridge, John Terry'nin en iyi arkadaşıydı. Ayrıca Wayne Bridge'in kız arkadaşı Vanessa Peroncell ile Toni Poole arasından su sızmıyordu. Eşine ihanet ettiği ortaya çıkan John Terry için hayat bir anda çekilmez bir hale gelmişti.

Değer miydi John Terry?

Wayne Bridge maç seromonisinde tüm Chelsea'li oyuncularla el sıkışırken John Terry'nin yüzüne bile bakmayarak "arkadaşına" duyduğu öfkeyi en kibar biçimiyle milyonlara duyuruyordu. John Terry'i eşi affetmişti ama İngiliz futbol otoriteleri hiç de Toni Terry gibi düşünmüyordu. İngiliz yıldızın okul sıralarından bu yana özenle ilmek ilmek ördüğü başarı kilimi inanılmaz bir hızla sökülüyordu. Yasak aşkın bedelini ödeyen John Terry'nin aklında tek bir soru vardı:"Milli takım kaptanı olarak yeniden sahaya çıkabilecek miyim?" Yıldız savunmacının geceleri uykusunu kaçıran sorunun cevabını İtalyan Fabio Capello verecekti: "Uzun süre düşündükten sonra John Terry'den kaptanlığı almanın en iyi karar olacağı sonucuna vardım."

Hayat doğru orantıya yüz vermiyor

Hayatın dengesi yok işte. İşler müthiş giderken ansızın yere çakılabiliyor insan. Bazen bizim yaptıklarımız bazen de hiç elimizde olmayan nedenlerden bulutların üstündeyken ansızın asfaltta boylu boyunca yatarken bulabiliyoruz kendimizi. Benim asıl kafamı kurcalayan soru şu aslında: "John Terry bu yasak sana milli takım kaptanlığını kaybettirecek. Bunu bile bile o aşkın peşinden gidip eşine ihanet eder misin?" Çocukluk rüyalarına ulaşanlar ya da ulaşmaya yaklaşanlar aman dikkat... En ufak bir falso sizi başladığınız yere döndürebilir, benden söylemesi.