Artık makulü kabul etmeliyiz

a
a
Perşembe, 01 Temmuz 2010 - 05:00

Bölünmüş yollarda hız limiti 90’dan 110 kilometreye çıkarıldı. Bazı kimselerin bunu eleştirdiğini görüyorum. Bu konuda yasa çıkmadan önce ben eleştiri yapmıştım. İktidarın çok övündüğü duble yol denen bölünmüş yollara yığınla para döküldü. Bu yolları çok kullanan biriyim. Ancak 86 kilometre yaptığım için ceza aldım. Çünkü bu yollardaki hız limitleri insanı canından bezdirecek durumda. Yolların çok ama pek çok yerinde 50 ile 30 kilometre levhası var. Ülkemiz bir uçtan öbür uca yaklaşık 2 bin kilometre. Bu hızlarla kara yolu seyahati nasıl yapılır bana söyler misiniz? Bu ülkeye çağa uygun demiryolu döşendi de biz mi kullanmadık? Üstelik teknoloji gelişti ve üstün vasıflı karayolu araçları yapıldı. Bunlara uygun yol yapıldıysa elbette ki bu yola uygun hız tatbik edilecektir. 110 kilometre hız, bugünün araçları için hiç de fazla değildir. Ancak yollardaki mıcırdan, altyapıdan dem vuracak isek bunların düzeltilmesi için çalışmak lazım, hız sınırını kısmak değil. Yıllardır olayın içindeyim, her trafik kazasında ‘aşırı hız’ demek adet olmuştur. Sair trafik kuralları ihlali asla kullanılmaz. Niye? Çünkü yol hatası tespit edilirse ilgili kurum tazminat ödeyecek, bunu önlemenin yolu kusuru sürücüye yüklemektir. Başka sapkınlıklar yok mu? Var elbet. İki gün önce gördüm, aklıevvel bir beyefendi kucağına iki-üç yaşlarındaki çocuğunu oturtmuş, direksiyonu da eline tutuşturmuş öylece gidiyor, yani ‘görmemişin oğlu olmuş’ durumu. Bu görmemiş kaza yapsa adı, ‘aşırı hız nedeni ile direksiyon hakimiyetini kaybetti’ olacak. Yanlış anlamayın asla aşırı hızı desteklemiyorum, sadece olması gerekeni savunuyorum. Dikkat edin trafik kurallarının yüzlerce ihlal şekli var ancak tek ceza yazılanı ‘hız sınırını aşmak’. Neden? Çünkü çok kolay, yani bu iş para tuzağı, hayır artık ekipler bu işi bırakıp tüm ihlalleri gözlemeli ama yolda mıcır var diye de çağı, at arabası çağına dönüştürmemeli. Çağın süratine uymayacak isek bu yollara tonla parayı niye döktük söyler misiniz?

Dönerci yanlış yapmış

Bir apartmanda daire satın aldım. Ancak apartmanın altında bir dükkan dönerci. Dönerci binanın cephesine bir baca kurmuş çatıya kadar çıkıyor. Baca zaman zaman arıza çıkarıyor. Hatta tutuşuyor. Kokusundan da evimin camını açamıyorum. Dönerciye ihtar gönderdim aldırmadı. Bir gün isim değiştirdiğini gördüm ama sahibi aynı şahıs (bunlar kiracı). Şimdi ben bu yeri aldığımda bu baca vardı, ben bacayı kabul etmiş mi oluyorum? İhtarname eski firma ismine gitti yeni firma için de bir ihtar gerekir mi? Ben dava açtığımda yeniden isim değiştirse ben her yeni isme dava mı açacağım? Bana bu konularda yardımcı olur musunuz? M.K.

Elbette yardımcı olurum. Zaten buradaki varlığımız bunun için. Öncelikle, bu baca varken sizin burayı bile bile almanız bu bacayı kabullenmeniz anlamına gelmiyor. Bir binada ortak yerlere müdahale varsa eski malik de olsa yeni malik de olsa bu müdahalenin önlenmesini isteyebilir. Sizin binanın cephesi ortak alandır ve proje dışı böyle bir baca yapılamaz. Bacanın yangın çıkarma tehlikesi olmasa, koku yapmasa bile kaldırılması istenilebilir. Sonra, dönercinin el değiştirmiş olması da önemli değil, zira bacanın kaldırılmasını talep için ihtar gönderme mecburiyeti yok. Doğrudan doğruya dava açılabilir. Bu nedenle ihtarın eski firmaya gönderilmiş olması sizi engellemez. Sizin dava görülüyorken firma isim değiştirse bu dahi davayı engellemez. Bu değişiklik hile yollu değil gerçek devir olsa bile yeni maliki davaya katıp davaya devam edersiniz. Dava açtığınızda hem maliki hem kiracıyı hasım göstereceksiniz. İşiniz çok zor değil, yine de kolay gelsin.