Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Aşı mı demokrasi mi?

Cumartesi, 21 Kasım 2009 - 05:00

Hep olduğu gibi, medyanın gündemi başka, halkın gündemi başka. Medyaya baktığınız zaman, ortada ciddi bir linç kampanyası var; orduya, yargıya, ana muhalefete, muhalif medyaya, kısaca iktidara muhalif olan herkese! Böylece yaptıranın da kim olduğu açık ve seçik ortaya çıkıyor! Kimse kızmasın. Maksat, AKP iktidarının yoluna çıkan pürüzleri ortadan kaldırmak. Maksat, demokrasi ve özgürlüğün teminatı olan GÜÇLER AYRILIĞI ilkesini yok etmek. Bu sütunun okurları artık öğrendi: Güçler ayrılığı, ülkeyi yöneten iktidarı denetleme mekanizmasıdır. Yani yargı bağımsızlığıdır. Yargı bağımsız olacak ki yürütmeyi şikayet edebileceksin. Yasama bağımsız olacak ki muhalefet yapabileceksin. Ama AKP, ne denetim seviyor, ne eleştiri. Bu nedenle de yolunun üstündeki en büyük pürüz olarak gördüğü yargıyı ve iç hizmet kanununa uygun olarak iç tehlikeleri de göz ardı etmeyen orduyu, önce itibarını zedeleyerek, sonra yapısını değiştirerek, kendine bağlamak ve pasifize etmek istiyor. Bütün bu Ergenekon örgütü masalları, bu kimliği belirsiz, meçhul asker ihbar mektuplarının nedeni bunu kamufle etmek.

Aşı yaptırmıyorlar!

Halk ise bir başka domuzla uğraşıyor. Domuz gribi son sürat yayılıyor. Giderek her evde bir hasta oldu bile. Hastalık henüz çok can almadı. Ama salgının havaların daha da soğumasıyla aralık ve ocakta tavan yapacağı ve can alacağı uzmanlarca anlatılıyor. Devletin Sağlık Bakanı, önlemini aldı, aşı da geldi, eczanelerde virüs önleyen “Tamiflu” adlı ilaç da. Ama Başbakan çıktı, “ben aşı olmam” dedi. Halkın kafası karıştı. Hadi başbakanın sağlık sorunları var, aşı olmak istemiyor. Üstüne gitmeyelim dedik, yetmedi, “Ben olmam, ailemden de kimse olmadı” diye ikinci kez yineledi! Niye olmuyor ve ailesini aşılatmıyor? Demek ki aşıya güvenmiyor. Pederşahi bir aile reisi olarak da kimseye kendi kararını vermesine izin vermiyor. Ne yapsın Sağlık Bakanı? Kem küm, “başbakanla aramızda farklı fikir yok” diye geveliyor! Daha ne olsun? En doğrusunu söyledi sonunda, “aşı getirmesek suçlu olurduk, zorla yaptıramayız ya, isteyen yaptırsın” dedi. Ukrayna, aşı ve ilaç konusunda hazırlıksız yakalandığı için bütün ülkelere S.O.S. yayınlıyor, “bize yardım edin” diye yalvarıyor, halk hastalıktan kırılıyor! Öyle olsaydık daha mı iyiydi? Okulların velilere yolladığı aşı izin kağıdında yan etkiler öyle bir anlatılıyor ki kimse çocuğuna aşı yapılsın istemiyor. En basit bir ilacın içindeki kağıdına bakın, ne yan etkiler olduğunu okuyunca içmezsiniz. Doktorum Ziya Bey, bir ilacın etkisi varsa yan etkisi de vardır, diyor! Özlü söz! Aşı yaptırmayın, çocuğunuz hastalansın, ama “ben sana aşı yaptır demiştim” diyen bakana da çemkirmeyin sonra...

 Cem’den ayrılmanın bedeli

Boşanma durumunda kadının evlilik süresince edinilmiş malların yarısını isteme hakkı, evlilik sözleşmeleri yaptırıyor. Ama hiç Uzanlarınki gibisini duymamıştık: Alara Koçibey, Cem Uzan’dan boşanması halinde mal varlıklarından pay istememek koşuluyla öyle bir tazminata imza atmış ki, duyanların ağzı açık kalıyor! 5 yıla kadar evli kalırsa 1 milyon dolardan başlayıp her iki yılda bir 1 milyon dolar daha ekleniyor sözleşmeye. Şimdi bundan ne çıkıyor ortaya? Cem Uzan’la yaşamak kolay değil, 10 yıl sabrederse Alara, 4 milyon dolar alıp ayrılabiliyor! Hatta Cem onu aldatırsa bir 2 milyon dolar daha alabilir. Ama ya Alara aldatırsa? O zaman tazminat uçup gidiyor! Cem’le yaşamak kolay değil demiştim. Ayrılmak da kolay değil. Çiftin aralarının kötü olduğu ortaya çıkınca Alara’nın bir yasak aşkı olduğu söylentisi de yayılıverdi hemen. Tabii anladınız, maksat tazminatı yakmak olmasın? Ve bir de tabii, tazminat için önerilen para buysa, kaçırılan para ne kimbilir! Bu kadar yüksek meblağlarda değil ama benzer bir evlilik sözleşmesi kendisine dayatıldı diye Hande Ataizi hakaret kabul edip, evlenmekten vazgeçmişti, hangisi doğru yapmış size göre?

Yandex.Metrica