Aşık olunca vücudumuzda neler oluyor?

Aşık olduğunuzda gerçekten de vücudunuzda ve beyninizde birtakım değişiklikler yaşadığınızı biliyor muydunuz? Elbette bu kadar yoğun duygular, davranışlar, hormonal değişiklikler bir ömür boyu sürmüyor. İşte aşkın bilimsel kimyası

03 Temmuz 2017, Pazartesi 10:22
A A

Görmekle başlar her şey. Bir fotoğraf çekilir beyinde saniyenin 5’te 1’i sürede ve beğenilir. Aşkın kapıyı çalması ise sadece 1,5 saniyede olur. Beynin 'insula' ve 'striatum' denilen bölgelerinde başlar aşk. Tabii ki ses, konuşma tarzı, kültür, statü gibi yan faktörler de vardır aşkın oluşmasında ama bunların da hemen hemen tamamı ilk görüş ile bağlantılıdır. Evet, ilk görüşte aşk bilimsel olarak da vardır.

Global Health popüler bilim dergisinde yer alan Prof. Dr. Kemal Yücesoy’un "Aşık Olunca Vücudumuzda Neler Oluyor?" başlıklı makalesinde konu enine boyuna inceleniyor. Prof. Dr. Kemal Yücesoy'un görüşleri şöyle:

GÖRMEKLE BAŞLAR AMA KOKU ÖNEMLİ

GÖRMEKLE BAŞLAR AMA KOKU ÖNEMLİ

Etkilendiğiniz, bir anda çarpıldığınız kişiyi etkilemek için ilk dört dakikalık sürenin çok önemli olduğunu  unutmayalım.Görmekle başlar aşk ama bağlayıcı olan kokudur. İnsanlarda ter bezlerinden salgılanan ve 'kokusuz koku' olarak tanımlanan 'feromen'ler bağlayıcıdır. Bu kokusuz koku, etkilenmenin yanı sıra karşımızdaki kişinin genetik yapısı ve iki kişi arasındaki biyolojik uyum hakkında da bilgi verir. Hayvanlar bir yandan havayı, cisimleri ve insanları koklayarak tehlike olup olmadığını anlarken bir yandan da türlerini sürdürmek için kendilerine uygun olan eşlerini de koklayarak bulurlar. 

Günümüz dünyasında Ferhat ile Şirin, Aslı ile Kerem, Leyla ile Mecnun gibi aşkların olmamasının daha da ötesi anne-babalarımızın, anneannelerimizin-dedelerimizin yaşadığı dönemdeki uzun süreli ilişkilerin yaşanmamasının önemli bir sebebi gelişmiş parfüm endüstrisi ile kendi kokumuzu baskılayan kokulara bürünmemiz olabilir mi? 

Aşk geldi ve kapıyı çaldı, sadece 1,5 saniyede. Sonrasında bir anda büyük bir hareketlilik başlar beyinde. Üst akıl dediğimiz ve akıl yürüterek beyni yöneten 'frontalkortex' devre dışı kalır. O ana kadar üst akılın denetiminde olan subkortikal merkezlerden 12’si kendi başına hareket etmeye başlar. İnsanda aşk, gerçek anlamda bir 'akıl tutulması'dır.

AŞK TAKINTI HASTALIĞIDIR!

AŞK TAKINTI HASTALIĞIDIR!

İlginç bir şekilde bu 12 merkez, 'obsesif komplusif bozukluk' dediğimiz 'takıntı' hastalığında da aktif olarak çalışmaktadır. Yani aşk dediğimiz hem bir çeşit 'delilik' hem de 'takıntı hastalığı'dır. Âşık olduğunuz kişi takıldığınız 'hedef', onu elde etmek de 'başarı'dır.

Âşık olduğunuz kişiden ayrılır ayrılmaz onu aramak, sesini duymak istemeniz, 'Eve gittin mi?', 'Yemek yedin mi?' hatta gecenin bir yarısında 'Uyudun mu?' diye aramanızın, sık sık 'Beni seviyor musun?' diye sormanızın gerçek sebebi her şeyin yerli yerinde olduğunu kontrol etmektir. Bu da 'obsesif komplüsif hastalığı'nın ta kendisidir. 

DÜNYANIN EN TATLI KISIR DÖNGÜSÜ

DÜNYANIN EN TATLI KISIR DÖNGÜSÜ

Âşık olunca 'serotonin' azlığına bağlı depresif hal izlenirken 'noradrenalin' devreye girer ve gerginlik, huzursuzluk, uykusuzluk başlar. Dayanılmaz bir kontrol etme isteği ile âşık olunan kişi aranır, penceresinin altına, kapısına gidilir veya modern çağda bir mesaj atılır, FaceTime’da görüntülü konuşulur, sonuçta bir şekilde 'kontrol edilir.' 

Âşık olduğumuz kişiyi 'yerinde bulduğumuzda',  dopamin salgılanır ve mutlu oluruz. Ancak dopaminin mutlu etkisi bir süre sonra biter ve noradrenalin etkisi ile huzursuzluğa döner. Yeniden kontrol etme, yeniden dopamin salgılanması mutluluk, yeniden, yine... Dünyanın bu en tatlı kısır döngüsü sürer gider. 

AŞKIN ÖMRÜ 2,5 YIL

AŞKIN ÖMRÜ 2,5 YIL

Aşkın ömrü yaklaşık 2,5 yıl (937,5 gün). Bu sürenin sonunda üst akıl tekrar kontrolü ele alıyor, daha doğrusu kişi uyanıyor. Eğer uyanan kişi bulunduğu ortamdan memnun ise ilişki bitmiyor, dönüşüyor; daha akılcı ve insani bir hal alıyor. Ama kişi uyandığında bulunduğu ortamdan memnun değilse ayrılık geliyor. 

Bu noktada eşler aşk sırasında ne kadar kendi yaşamlarından fedakarlık yapıp işlerinden, arkadaşlarından, ailelerinden, hobilerinden vazgeçiyorlar ise uyandıklarında kendilerini buldukları hayattan o kadar çok mutsuz oluyorlar ve ayrılık kaçınılmaz bir son olarak geliyor.

AYRILIKTA DÖKÜLEN GÖZYAŞI BİLE FARKLI!

AYRILIKTA DÖKÜLEN GÖZYAŞI BİLE FARKLI!

Ayrılık döneminde dökülen gözyaşları da normal zamanda dökülenden farklı özellikler taşır. Ayrılık dönemindeki gözyaşı içindeki tuz miktarı daha düşüktür, yani daha suludur. ('Sulu göz' deyimi buradan geliyor olabilir mi?) Yine daha düşük tuz oranı nedeni ile göz çevresinde geçirgenlik oranı artar ve gözler daha çok şişer, kızarır. 

KIRIK KALP SENDROMU

KIRIK KALP SENDROMU

Son olarak ayrılık acısı yaşayan kadınlarda görülen 'kırık kalp sendromu' da bilinmelidir. Yoğun acı nedeni ile kalp krizi bulguları ortaya çıkan kadınların yapılan anjiyografilerinde koroner damarları sağlam olarak bulunmaktadır. Buna rağmen, kalp yetmezliği hızla gelişmekte ve sıklıkla ölüm ile sonuçlanmaktadır. 

'Âşık olduğumuzda vücudumuzda neler oluyor?' sorusunun yanıtını bir beyin cerrahı olarak bilimsel verilerden de yararlanarak ve aslında hepinizin kafasında küçük soru işaretleri yaratmak isteyerek şöyle bir toparlamaya çalıştım. Umarım hem kafanızı aşkın anatomisi konusunda biraz aydınlatmış, hem de kafanızda yeni soru işaretleri oluşturabilmişimdir."