Aşıklar kenti

Bir kent en fazla ne kadar romantik olabilir diye düşünebilirsiniz? Emin olun Brugge'u gördükten sonra bu sorunun cevabını aramaktan vazgeçeceksiniz

Pazar, 29 Kasım 2009 - 05:00

Aşıklar kenti

Bu kentin sokakları gerçekten aşk kokuyor. Her köşe başındaki çikolata dükkanları bu aşka lezzet katıyor... Puslu havası, sokaklarda el ele yürüyen aşıkları, kenti çevreleyen kanallarıyla romantik Venedik’i aratmıyor. Tarihi değerleri nedeniyle UNESCO tarafından 2000 yılında koruma altına alınmış olan Brugge’a tek başına değil, sevdiğiniz kişiyle gitmenizi öneririm. Her mevsim ziyaret edebileceğiniz kent hem yazın hem de kışın büyüsünü koruyor...

ORTA ÇAĞ'A YOLCULUK

Belçika’nın kuzeyindeki Brugge, önce yemyeşil doğası ve tertemiz havasıyla karşılıyor gezginleri. Ormanın büyüsünden sıyrılıp şehrin merkezine doğru yürümeye koyulduğunuzda zaman içinde bir yolculuk da başlamış oluyor. Bin yıllık bir tarihe sahip olan Brugge sanki hala Ortaçağ’da yaşıyor. Caddelerdeki faytonlar, faytonları çeken katalanlar, meydandaki bin yıllık binalar sizi 21. yüzyıldan alıp Ortaçağ’a doğru bir yolculuğa çıkarıyor.

 

Tarihte özellikle İskandinav ülkeleriyle ticarette önemli yere sahip olmuş bu güzel şehir. 11. yüzyılda ise Avrupa’nın ticaret merkezi haline gelmiş. İngiltere’de yapılan ucuz tekstil ürünleri, ithalatı olumsuz etkilemiş. Buna bir de seller ve coğrafi değişiklikler eklenince şehrin denizle bağlantısı bir iki kanal dışında kesilmiş ve ne yazık ki Brugge zamanla unutulmuş.

YENİDEN DOĞUŞ

Ancak bu kayıp, başka bir şey kazandırmış; zamanla şehri Avrupa’nın en popüler turistik merkezi haline getirmiş. Kentin tarihi dokusu olduğu gibi korunmuş; en yeni bina en az 100 yıllık bir geçmişe sahip. Küçük bir sokakla birleşen Markt ve Burg meydanı kentin en göz alıcı kısmı. Arnavut kaldırımları, dar sokakları, her köşe başındaki çikolatacıları ve waffle’cılarıyla bu şehre aşık olmamak imkansız.

Dünyanın en iyi ve lezzetli çikolatalarının üretildiği Brugge’dan çikolata tatmadan hatta eşe dosta tattırmak için almadan dönmemenizi tavsiye ederim. Sokaklarda burnunuza gelen kokuyu takip edin, sizi mutlaka lezzetli bir çikolatacıya götürecektir. Biz aslında Belçika’nın çikolatasına hiç de yabancı değiliz. Çünkü onların ünlü çikolata markası Godiva, Ülker tarafından satın alındı ve Türkiye’de de yaygın olarak satılıyor. İstediğiniz yerde bu lezzetin tadına bakabilirsiniz.

BİRA VE MİDYE İKİLİSİ

Şehirdeki bir diğer lezzet de bira ve elbette bu biralara eşlik eden patates ve midyeler. Biralar renk, koku ve sunuluş şekline göre çeşitlilik gösteriyor. 70’ten fazla bira çeşidinin bulunduğu Belçika’da her şehrin ya da kasabanın kendi yaptığı bira çeşitleri ve bir de ulusal biraları var. Restoranların çoğunda yiyecek menüsünün yanında biralar için de farklı bir menü geliyor.

 

Biranızı bu işi bilen biriyle seçmenizi ya da alkol oranına bakmanızı öneririm. Aksi halde masadan sarhoş kalkmak işten bile değil. Bir tencere dolusu midyeyi (yaklaşık 30 adet) on dakika içinde tükettiğimi söylemem; lezzetini tahmin etmenize yeterli olacaktır sanırım. Patatesi sadece restoran ve kafelerde değil, sokakta yemek de mümkün. Bir benzerinin Beyoğlu Tünel’de de açıldığı bu patatesçilerden aldığınız altın rengi kızarmış patatesler külah içinde satılıyor. Sosunuzu da seçtiğinizde artık hazırsınız; romantik sokaklarda elinizdeki külahtan müthiş lezzetli bir patates atıştırarak dolaşabilirsiniz. Eğer bira sevdiğiniz içkilerdense ya da nasıl yapılıyor diye merak ediyorsanız Brugge’de ziyaret edebileceğiniz iki bira fabrikası da bulunuyor.

KANALDA SANDAL KEYFİ

Brugge’u romantik bir aşk şehri yapan en önemli şey elbette şehri çevreleyen su kanalı. Kanal boyunca ziyaretçileri gezdiren sandallar var. 20-25 kişilik sandallarla kanalda gezintinin keyfini çıkabilirsiniz. Sandal hareket edip tarihi binalar arasında ilerlemeye başladığında Brugge’un gerçek bir masal şehri olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Her köşe başında başka bir tarihi güzellik var. Bu yüzden her anı fotoğraflamak istiyor ve sürekli deklanşöre basıyorum. Muhteşem karelere sahip olmak için öyle çok iyi fotoğrafçı falan olması gerekmiyor bu arada.

Şehrin güzelliği profesyonel izlenimi veren kareler yakalamanıza yetiyor da artıyor bile. Vaktiniz varsa sandaldan inip faytonla yeni bir şehir turu yapabilir, Brugge’u bu şekilde daha iyi keşfedebilirsiniz. Madem romantik bir şehir sözünden yola çıktık, önerim Brugge’e trenle gitmeniz. Brüksel’den 1-2 saat içinde Brugge’e ulaşmanız mümkün.Hem de iki tarafı yeşilin farklı tonlarıyla örtülü harika bir yoldan ilerleyerek. Brugge için birkaç gün yeterli aslında.

 

Sadece romantizmin zirvesini yaşamak, birbirinden güzel yeni tatlar keşfetmek için... Dönme vakti geldiğinde üzerinize çöken hüznü benim gibi ‘Nasılsa çok uzak değil, yine gelebilirim’ diye savuşturabilirsiniz de... Ama kararım kesin, bir dahaki sefere sevdiğim kişiyle geleceğim... Siz de öyle yapın...

EYLEM KESKİN-POSTA

[email protected]

3