Asıl maç masada oynanıyor

Salı, 10 Mart 2015 - 05:00

Hafta sonu oynanan maçlarla ligin kaderi yine değişti. Beşiktaş ezeli rakipleri Fenerbahçe ve Galatasaray arasından sıyrılıp liderliğe oturdu. Perşembe günü yapacağı UEFA maçı öncesinde moral topladı... Topladı toplamasına da ligle birlikte spor ekranları da karıştı. Pazar gecesi bugüne kadar ses şiddeti yani desibeli en yüksek spor programları gecesi oldu... Tüm yorumcuların birbirine girdiği programlarda dikkat ettim de yorumcuların çoğu kendilerine sır kutusu muamelesi yaptılar. Sanki futbol yorumlamayıp atom parçalıyorlardı. Herkesin bir tarzı var, eleştirmiyorum elbette...

Ama bu kendini izletme telaşı maç görüntüleri olsun olmasın hemen tüm programları komik duruma düşürebiliyor. Kimileri de doğası gereği komik zaten. Neyse, futbol programlarının basın yansımasına bakarsak hangilerinin ses getirdiği de ortada. Bu hattan yürüyelim... “Beyaz Futbol” (Beyaz TV) en çok haber olan spor programı. Onu Habertürk ekranında yayınlanan “Sportürk” isimli program takip ediyor. Bir ekran klasiği haline gelen “Telegol” (360) üçüncü sırada. “Yüzde Yüz Futbol” (NTV) dördüncü sırada yer alırken tematik futbol kanalı TRT Spor’da yayınlanan “Futbol VIP” ise beşinci sırayı almış... Bu sıralama izleyicinin eğilimini de az çok belirliyor sanırım. Bakalım ligin son haftalarına girerken görüntülerin hepsini elinde bulunduran “Stadyum” da (TRT) topa hızlı bir giriş yapabilecek mi?
(Interpress’e teşekkürler)

[[HAFTAYA]]

Küçük Ağa giderken...

Küçük Ağa” (Kanal D) geçtiğimiz yıl “Kurt Seyit ve Şura” dizisini tahtından eden, aldığı reytinglerle hakikaten salı gecelerinin baş döndüren fenomeni haline gelen bir diziydi... Açıkçası çok ciddi bir çocuk izleyici kitlesi vardı ve özellikle dizinin ilk saatleri açık ara izleniyordu. Önce hikayenin eksen değiştirmesiyle izleyicisini kaybetti. Sonra baktık hemen her dizide bir çocuk oyuncu belirdi. “Poyraz Karayel” (Kanal D), “Kocamın Ailesi” (FOX) aklıma ilk gelenler mesela... Sonra meselelerini basit bir dille ifade eden dram ya da gülmeceler ağamızın karşısına dikildi ve sonunda sevimli görünen feodalite kaybetti... “Küçük Ağa” bu akşam yerini “Kara Kutu” isimli yeni diziye bıraktı. Bildiğim kadarıyla iki bölüm sonra da rafa kalkacak. Dizilerin tadında bırakılması konusunda çok hassasım. Kendini tekrarlayan bir iş yerine yeni sözü olan başka işleri izlemek daha lezzetli... “Küçük Ağa”ya hayatımıza getirdiği gülümseme için teşekkür ediyorum. Ve küçük oyuncu Emir Berke Zincidi’ye aynı başarıyı eğitim hayatında da yaşaması için kuvvet temenni ediyorum. Böylesi hakikaten ona da iyi gelecek!

Kurun TV masasını!

Şöyle TV eleştirmenlerinin haftanın dizilerini yorumlayacağı kral bir yorum programı yapılsa tutar mı acaba? Vallahi bizim millet dizileri artık maç izler gibi izliyor. Neden olmasın? İçine gazetelerde yazan eleştirmenlerden sadece bir kişi koymak yeter. Programın diğer yorumcularından biri Sinan Engin, diğeri de Sacit Aslan olmalı... Halen “Beyaz Futbol” programında yorumculuk yapan Sinan Engin, iddia ediyorum ki TV ekranlarının en çok TV izleyen adamı. Diziler resmen kendisinden soruluyor. Aynı zamanda deli bir “Paramparça” hayranı... Sacit ağabeye gelince, kuşak programcılarının korkulu rüyası gibi. İzdivaç ve moda programlarına sosyal medya üzerinden yaptığı anlık yorumlar tadından yenmiyor... Madem her şeyi tartışan ve yorumlayan bir topluluk olduk bahsettiğim format fena iş yapmayacaktır gibi geliyor bana. Hem neşemizi de buluruz, fena mı?

SİNEMADA FİNAL!


Bir veda havası da “Ulan İstanbul” (Kanal D) setine çöktü. İnternette yayınlanmaya başlayan dizi inceden bir tas tarak toparlama işine girdi... Aslında set kalkmayacak. Başından beri planlandığı gibi tatlı vedasını beyazperde üzerinden yapacak. Hani o bir dönem gişede müptelalık yaratan sevimli dolandırıcılık filmleri gibi. (Bu işin sevimlisi olur mu?) Neyse sonuç itibarıyla “Ulan İstanbul” yaz aylarından şu ana uzanan 39 haftalık zaman dilimi içinde birçok fenomeni özellikle de müzikal sürprizleri hayatımıza kazandırmıştı. Sanıyorum gişede de yarı müzikal bir komedi olacak. Bu da bizim için hazırladığı son ilki olacak, hayırlısı artık...

Maral hakkında ilk kez...


Maral” (TV8) isimli dizinin tekrarına yetişebildim. Açıkçası bir dizi kanalı olmayan TV8’de aldığı ilk reytinglerle karne üzerinde umut vaat ediyordu... Öncelikle dizinin aceleye getirilmemiş bir hali vardı. Aras Bulut İynemli oyunculukta ciddi bir kalfalık dönemi yaşadığını gösteriyordu. Birkaç sene sonra ciddi bir biçimde aranan yüzler kervanına rezervasyon yaptırmış hissi bıraktı bende... Kadronun iyi yerleştirilmiş olduğunu düşünüyorum. Hazal Kaya’nın daha önceki rollerinden çıkıp içe işleyen bakışlı bir aktriste dönüştüğünü de gördüm... Işık desen, fazlasıyla aydınlık ve izleyicinin içini ferahlatan cinstendi. Kurgu desen, mantık hatası barındırmayan şu haliyle herhangi bir dizi kanalında kafaya oynayacak disiplin içindeydi... “Maral” kendi kitlesini çok kısa sürede yaratacak bir iş. Elbette zirveye oynamasını bekleyemem ama mevcut haliyle uzun bir ömrün garantisini de bana verdi. Hadi bakalım, aynen devam!