Aşıyla 3 milyon ölüm engelleniyor

Enfeksiyon hastalıklarına karşı aşılamayla her yıl 2-3 milyon ölümün engelleniyor, çocuklar kadar ergen ve erişkinlerin de hayatını tehdit eden birçok hastalıktan korunma sağlanıyor

Aşıyla 3 milyon ölüm engelleniyor

Dünya Bağışıklama Haftası, bu sene 24-30 Nisan 2015 tarihleri arasında etkinliklerle kutlanıyor.

Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği adına açıklama yapan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Genel Dahiliye Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mine Durusu Tanrıöver, şunları söyledi:

“Aşıyla bağışıklama, en başarılı ve en maliyet etkin sağlık müdahalelerindendir. Enfeksiyon hastalıklarına karşı aşılama ile her yıl 2-3 milyon ölümün engelleniyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün de öncelikli hedefleri arasında tüm toplumların aşılara evrensel olarak ulaşımının sağlanarak milyonlarca ölümün önüne geçilmesi ve aşılar ile 'yaşam boyu koruma’ sağlanması yer alıyor” dedi.

Ülkemizde çocukluk çağı aşılamasında elde edilmiş başarıya rağmen erişkin yaş grubu için hedeflenen aşılanma hızlarının çok uzağında olunduğunu belirten Doç. Dr. Tanrıöver sözlerini şöyle sürdürdü:

“Oysaki yaşlanmanın bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri sonucu, çocukluk çağında yapılan aşıların koruyuculuğu azalıyor. Hacettepe Üniversitesi’nde yaptığımız çalışmada polikliniğe başvuran erişkinlerin yüzde 69’unda tetanoz, yüzde 65’inde difteri ve yüzde 91’inde boğmacaya karşı koruyuculuk kalmadığı görüldü. Pek çok çocukluk çağı enfeksiyon hastalığı, erişkinlerde çok daha ağır seyredebiliyor. Bunun en yakın örneği 2013 yılında ülkemizdeki genç erişkinlerin etkilendiği kızamık vakalarında yaşandı. Bu nedenle Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği ‘Haydi Büyükler Aşıya’ kampanyası dahilinde yaptığı çalışmalarda erişkin aşılamasında farkındalık yaratmak için eğitim programları düzenliyor."

'ERİŞKİNLERDE AŞILAMA ORANLARI HÂLÂ DÜŞÜK'

Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği Başkanı Prof. Dr. Serhat Ünal ise, erişkin aşılamasının sadece erişkinlerin korunması için değil ‘toplumsal bağışıklığın’ sağlanması için de önemli olduğunun altını çizerek şöyle konuştu:

“Bu şekilde aşılanmış kişiler, aşılanmamış kişilerin enfeksiyon etkeniyle karşılaşma risklerini azaltıyor. Örneğin, annelerin ve sağlık personelinin boğmacaya karşı aşılanması, henüz aşı ile kendi bağışıklığını geliştirememiş 1 yaş altındaki bebeklerin etrafına bir koruma ‘kozası’ örülmesini sağlar. En son olarak da Disneyland’da başlayan kızamık salgını, aşının toplumsal bağışıklık için nasıl bir öneme sahip olduğunu gösterdi."

Prof. Dr. Ünal "Tüm bilimsel ve toplumsal verilere rağmen hâlâ neden erişkinlerde aşılanma oranları düşük?" sorusunu ise şu şekilde yanıtladı:

“-Aşının etkili olmadığını düşünmek ve koruyuculuğuna inanmamak,

-Aşının yan etkisinden korkmak ve aşıya karşı güvensizlik,

-Medyada bilimsel olmayan görüşlerin yer alması ve kanıta dayalı tıp ilkelerinden uzaklaşılması,

-Yönetici seviyesinde teşvik eksikliği,

-Hastalığı geçirmiş olduğunu düşünmek ya da risk altında olmadığını düşünmek,

-Hastalıkları önemsememek,

-İğne korkusu,

-Sağlık sorunları nedeniyle ya etkisinin olduğunu düşünmek” diye sıraladı.