Aşk acısı yüzünden terapi gördüm

Cumartesi, 12 Haziran 2010 - 05:00

Aşk acısı yüzünden terapi gördüm

 

Sayım ÇINAR
sayimc@superonline.com

 

Başak Sayan’ı ortak bir arkadaşım sayesinde tanımıştım, iyi ki tanımışım. O arkadaşın farkında olmadan hediye ettiği bu arkadaşlık güzel bir dostluğa dönüştü. Başak Sayan’ın ‘Aşk ve Baştan Çıkarma’ adlı kitabı son dönemlerde en çok konuşulan kitaplardan biri. Bir kadının bir erkeği baştan çıkarması ile bir erkeğin bir kadını baştan çıkarması arasında fark yoktur. Tıpkı politikacıların toplumları baştan çıkarması gibi. Yani aşk ve baştan çıkarma bir büyü değil, bir psikolojidir. Bu kitapta tüm bunları tarihten ve yüzyıla damgasını vurmuş ünlü kişilerin hayatlarından örneklerle okurken çok eğlenecek ve zaman zaman hatalarınızı görüp kızacaksınız kendinize. Ama ne olursa olsun bu kitabı bir çırpıda okuyup hemen uygulamaya koymak isteyeceğinize hiç şüphe yok...

Aşk konusunda bir kitap yazdın, ortalık karıştı. Bu kadar tepki bekliyor muydun?

Aslında ilgi çekeceğini tahmin ediyordum elbette ama bu derece olabileceği aklıma gelmemişti. Konusu itibari ile ilgi çekti elbette, aşk ve baştan çıkarma kavramı her insanın ilgisini çeker ama burada anlatılan baştan çıkarma kavramı çok daha geniş ve farklı bir anlamda kullanılıyor. Baştan çıkarma karşındaki insanların düşüncelerine hükmetmek demek. Düşüncelerini yönlendirebilmek. Ve bunu yaparken sanki kendi düşünceleriymiş gibi hissetmelerini sağlamak. Hayat bunun üzerine kuruludur. Yazarlar okuyucularını, aktörler izleyicilerini, liderler toplumları, bir insan karşı cinsini baştan çıkarır. İlgi çekmesi bundan. Bir de içindeki öykü ilgi çekti. Kahramanların kim oldukları merak ediliyor ama bunu söylemeye niyetim yok. Bende gizli... 

Karşılıksız aşk olmazsa ne olur?

Karşılıklı ya da karşılıksız, aşkların tümünde esas olan karşındakine hayal kurabilme fırsatı vermektir. Eğer hayal kurup sizi idealleştirmiyorsa aşık olamaz. Karşılıksız aşklarda kişi aşık olduğu insana yaklaşamadığı için idealize etme durumu daha yoğun olur, aşk böylece büyür. Ama karşılıklı aşklarda da bunu yapmalısınız. İdealleştirme süreci başlatamazsanız karşınızdaki sizi sadece sıradan biri olarak görür. İnsanoğlu baştan çıkarılmak, hayal kurmak için fırsat arar zaten. Yoksa rutin hayatın sıkıcılıkları arasında yaşamanın bir anlamı kalmaz.

Aşkla ilgili kurduğumuz masalların gerçekleşmemesini neye bağlıyorsun?

Aşkla ilgili kurduğum masalların gerçekleşmemesi gibi bir durum söz konusu değil. Hayali karşıdakilere kurdurmak gerek zaten. Bahsettiğin şey hayallerin gerçekleşip gerçekleşmemesi ise, son önemli değil, yol önemli. O yolda yaşadığın mutluluk ve tatmin önemli...

Ünlü erkeklerle birlikte olmak çok zor değil mi?

Ünlü aşklar, ünlü çiftler sana neyi anımsatır? Ünlü iki insanın birlikte olması zor elbette. Çatışan egolar olabiliyor çünkü sonuçta iki taraf da egoları şişkin durumda oluyor. Ama bir taraftan başka kimselerin anlayamayacağı şeyleri anlayabiliyorsunuz. Hatta bazen bu konuşulmasa bile... Eğer iki kişinin ruhları birbirine uygunsa, birlikte tutkulu, heyecanlı, güzel bir ilişki paylaşıyorlarsa şöhretli olsun ya da olmasın önemli değil, önemli olan o insanın yanında ne hissettiğin...

Yaprak Dökümü’ndeki Ceyda’dan böyle bir kitap çıkınca neden bu kadar şaşırdılar?

Hıncal Uluç’un bu kadar şaşırmasının nedeni ne olabilir? Çünkü insanlar benim yazdığımı bilmiyorlardı. Yakın çevrem uzun yıllardan beri yazdığımı biliyordu elbette ama bunları paylaşmadığım için haberdar değildi insanlar. Bu bir hazır hissetme meselesi sanırım. Şimdi hissettim ve şimdi ortaya çıktı. Hıncal Uluç kitabı çok beğendi ve benim yazdığımı bilmediğinden çok şaşırdı.

Kitaptaki öyküde geçen karakter Ahmet Hakan mı gerçekten?

Kitaptaki hikaye gerçek bir hikaye evet ama ben bunun kim olduğunu açıklayacak değilim elbette. Kaldı ki benim bugüne kadar yaşadığım tek ilişki Ahmet ile olan ilişkim değildi. Başka ilişkilerim de oldu.

Kitabında çok önemli dahiler ve aşklar var...

Seni bu dahilerden daha çok hangileri etkiledi? Beni kitapta en çok etkileyen iki karakter var. Biri Freud diğeri ise Lou Salome. Freud’u çok araştırdım. Neredeyse yayınlanmış tüm yazılarını okudum. Öyle bir adammış ki; eğer birinden çok etkilenirse asla onunla ilgilenmezmiş mesela. Onun yanındakiyle ilgilenirmiş. Bu sayede asıl ilgilendiği kişinin düşüncelerine hükmeder, arzularını yoğunlaştırırmış. Kitaplarında da satır aralarında anlatır bunu aslında. “İnsan iradesi doğrudan libidoya bağlıdır” der. Lou Salome ise beraber olduğu hiçbir erkeğe kendini tam olarak vermemesi sayesinde onların düşüncelerine çok uzun süre hükmetmeyi becermiş bir kadındır. Hayranıyım onun.

Bütün anlaşmazlıklar, yıkıntılar, intiharlar, bunalımlar hep aşkın içinde var... Zaman zaman terapiste gittiğin oluyor mu?

Aşk kuşku ile beslenir. Ne kadar fazla engeller, özlemler, kuşkular, endişeler, gitmeler, gelmeler varsa hissedilen duygular o kadar şiddetli oluyor. Terapiste ise sadece bir kez gittim. Çok aşıktım ve onu kaybetmiştim. O kadar acı çekiyordum ki o acıdan kurtulmak için ölmeyi bile istiyordum. Hayatımın o döneminde gittim terapiste. 2 sene evveldi. Zaten daha evvel de o derece sevmemiştim kimseyi...

Sevgiyle yaşanan cinsellik gerçek aşkın en güzel tarafıdır, öyle değil mi?

Gerçek bir baştan çıkarmada cinsellik yer almaz. İnsanın gözündeki aşk bağını yalnızca haz ve tatmin çözer çünkü. 

Twitter’da yazmış olduğun fikirlerine nasıl tepkiler alıyorsun?

Twitter’da sosyalleşmek sana ne katıyor? Twitter’ı ciddiye almıyorum çok fazla. Elbette tatlı insanlarla karşılaşıyorum ama neticede sanal bir ortam. Kimse gerçek değil aslında. İstediği maskeyi takıp, o olmaya çalışan insanlar. Önemli olan gerçek sosyal ilişkiler kurabilmektir. Eğlence orası yani. Çok ciddiye almamak gerek.

Yaprak Dökümü adlı dizide en çok hangi oyuncuyu kendine yakın buluyorsun?

Dizide Halil Ergün’ü nasıl buluyorsun mesela? Herkes yakın arkadaş oldu, tabii kaç senedir devam ediyor dizi. Deniz’le, Hasan’la, Tolga’yla, Fahriye ile iyi anlaşırız. Hepsi ile dizi bittikten sonra da görüşmeye devam ederim. Halil Abi ise hepimize her konuşmada bir şeyler öğreten engin bir deniz gibi.

Oyunculuktan önce başka hangi işlerde çalıştın? Bu arada oyunculuğunun geliştiğini düşünüyor musun?

Oyunculuktan evvel üniversitedeyken çeşitli tv kanallarında programlar yapıyordum. Bunun dışında ne okuduğum dalı ne de başka bir mesleği yapmadım.

“Hiçbir erkek beni reddedemez!” demişsin. Öyle mi diyorsun gerçekten?

Böyle bir cümle asla kurmadım. Benim tarzıma uygun bir cümle değil. Bazen karşınızda olaya sadece magazin olarak bakan, ne dese de bundan bir magazin başlığı çıkarsam diye düşünen biri olabiliyor. Yazılan şeyin felsefesi ilgilendirmiyor onları. Ve sorulan, hiç aşık olup da içinizde kalan biri oldu mu sorusuna verdiğiniz “Hiç öyle bir durum yaşamadım“ cümlesini böyle kullanabiliyorlar.

Kitabın içindeki hikayenin bitiş şeklinden devamı var gibi geliyor. Ne düşünüyorsun bu konuda?

Evet, ikinci kitapla ilgili kafamda kurgular var. Şu an kurgulama aşamasındayım. Bu sefer bir araştırma kitabı olmayacak. Tamamen bir roman olacak. Ve gerçekle gerçek olmayanı biraz karıştıracağım bu sefer.

Kitabını okuyacak olanlara iletmek istediğin bir mesaj var mı?

Sadece şunu söyleyebilirim; bu kitap sizin ilişkilere bakış açınızı değiştirecek ve bunun dinamiklerini farklı görmenizi sağlayacak. Hayatı başka bir açıdan gözlemlemiş olacaksınız. Okudukça geçmişte neden öyle yapmışım diye pişmanlık duymayın. Pişmanlığınız yaşadıklarınıza değil, yaşamadıklarınıza dair olsun.

Aşk senin için ne ifade ediyor?

Aşkı arzu ile karıştırıyor insanlar. Aşk bizim olmayana duyduğumuz hayranlıktır. O yüzden tamamen sizin olduğunu anladığınız zaman aşk duygusu azalmaya başlar. Aşkın ömrünün kısa olmasının nedeni budur. İdealleştirme süreci yaşanmadan aşk oluşmaz. İdealleştirmek içinse uzaklık, kuşku ve şüphe olmalıdır.

Kitaptaki kitlesel baştan çıkarma metodları bölümünde anlattığın şeyleri yapabiliyor musun?

Bir kısmını evet, bir kısmını ise hayır. Bunları yazmış olmam hepsine hakim olduğumu göstermiyor. Farkındalığım söz konusu. Ama elbette normal birinden daha fazla hakimim tüm bunlara. Benim işimin bir parçası bu. Başka türlü bir aktris ya da aktör nasıl başarılı olabilir?

Sürekli gerçek niyetini gizler misin mesela?

İnsanoğlu zaten temelde gerçekten istediği şeyleri gizlemek konusunda yetiştirmiştir kendini. Sosyal ve toplumsal normlar ve kabul görme isteği, kendine toplumda yer edinme isteği gibi arzularla çocuk yaşlarda öğrenir bunu. Sadece çocuklar ne istediklerini gizlemezler çünkü henüz öğrenmemişlerdir. Dolayısı ile birinin temel niyetini asla bilemezsiniz. Kimi daha az gizler bunu kimi daha çok. Ben de bunu ne zaman gizleyip ne zaman gizlememeniz gerektiğini anlatıyorum. Çünkü zamanlama en önemli şeydir hayatta. Bazen bilinçli olarak zayıf görünmeniz gereken anlar da vardır... Başak Sayan’ı ortak bir arkadaşım sayesinde tanımıştım, iyi ki tanımışım. O arkadaşın farkında olmadan hediye ettiği bu arkadaşlık güzel bir dostluğa dönüştü. Başak Sayan’ın ‘Aşk ve Baştan Çıkarma’ adlı kitabı son dönemlerde en çok konuşulan kitaplardan biri. Bir kadının bir erkeği baştan çıkarması ile bir erkeğin bir kadını baştan çıkarması arasında fark yoktur. Tıpkı politikacıların toplumları baştan çıkarması gibi. Yani aşk ve baştan çıkarma bir büyü değil, bir psikolojidir. Bu kitapta tüm bunları tarihten ve yüzyıla damgasını vurmuş ünlü kişilerin hayatlarından örneklerle okurken çok eğlenecek ve zaman zaman hatalarınızı görüp kızacaksınız kendinize. Ama ne olursa olsun bu kitabı bir çırpıda okuyup hemen uygulamaya koymak isteyeceğinize hiç şüphe yok...