Aşk cinayeti kurbanı mı?

Gazeteci Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993'de katledilmişti. Suikastten 7 yıl sonra aralarında Mumcu'nun da bulunduğu Türkiye'nin aydınlarına yönelik 22 faili meçhul suikastin aydınlatılması için Umut Operasyonu başlatılmıştı. Uğur Mumcu'nun kızı Özge Mumcu, “Soruşturmayı yürüten polisler anneme 'Güldal Hanım, acaba Uğur Bey aşk cinayetine kurban gitmiş olabilir mi?' diye sordu” dedi

Pazar, 15 Ağustos 2010 - 05:00

Aşk cinayeti kurbanı mı?

KARANLIK ELLERİN SALDIRISI

Gazeteci Uğur Mumcu 24 Ocak 1993’de Ankara’da evinin önündeki otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu hayatını kaybetmişti. İstanbul’da terör örgütü Hizbullah’a yönelik 17 Ocak 2000 tarihinde düzenlenen operasyonda elde edilen CD ve disketlerdeki bilgiler üzerine, Uğur Mumcu suikastinin faillerini yakalamak amacıyla ‘Umut Operasyonu’ başlatılmıştı.

UMUT DAVASINDA BİR MÜEBBET

Operasyonda ortaya çıkan bağlantılar üzerine aralarında 31 Ocak 1990’da evinin önünde öldürülen Prof. Dr. Muammer Aksoy ve 6 Ekim 1990’da evine gönderilen bombalı paketin patlamasıyla yaşamını yitiren Doç. Dr. Bahriye Üçok suikastlerinin de bulunduğu 22 dava birleştirilmişti. Davada sanık Ferhan Özmen ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum olmuştu. Çözülemeyen suikastler Türkiye tarihinde kara bir leke olarak kaldı.

BABAM NEDEN ÖLDÜRÜLDÜ?

Uğur Mumcu’nun kızı Özge Mumcu dün Muğla’nın Datça ilçesinde düzenlenen “Babam Neden Öldürüldü Anne?” konulu panele katıldı. Suikastle ilgili soruşturma sürecinde zor günler yaşadıklarını söyleyen Özge Mumcu “7 Mart 1990’da suikaste kurban giden gazeteci Çetin Emeç’in eşi ‘Polis bize cinayetten iki gün sonra geldi, ifademi bile almadılar. Sizde de böyle mi oldu?’ diye sormuştu. Umut Operasyonu başladığında eve gelen polisler anneme ‘Güldal Hanım, acaba Uğur Bey aşk cinayetine kurban gitmiş olabilir mi?’ diye sordu” dedi.

‘SİNİRDEN GÜLMEYE BAŞLADIM’

Özge Mumcu, Türkiye’yi karanlığa götürmek isteyen hain ellerin işlediği suikasti soruşturmak için görevlendirilen polislerin sorusu karşısında hissettiklerini şöyle anlattı: “O sırada kahve servisi yapıyordum. Bir anda sinirden gülmeye başladım. Yaşadıklarımız çok sinir bozucu değilmiş gibi, sinirimizi bozmak için devletin, devletin polisinin, devletin organlarının üzerimize gelmişliği de var. Gücümüz yettiği sürece bunlara karşı duracağız.”