Mehmet Çoşkundeniz

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170739.mehmet_coşkundeniz_27.png

Aşk sizin neyiniz?

Salı, 25 Ağustos 2009 - 16:09

Aşk... Bizim kaderimiz...
Kaçmayı denediğimiz ama beceremediğimiz...
Uzak durmaya çalıştıkça fark etmeden içine düştüğümüz.
Hep “Hiç sırası değil” dediğimiz ama içten içe “Nerede kaldı?” diye beklediğimiz...
Yokluğunda “Gelsin” diye dua ettiğimiz, varlığında acı çektiğimiz.
Bir kez tattıktan sonra hayat boyu özlediğimiz.

***

“Hayatın anlamı ne?” diye sorduklarında hiç düşünmeden adını verdiğimiz.
Kırılgan olduğunu bile bile kırmaktan hiç çekinmediğimiz.
Kıymetini bilmediğimiz, saçma sapan şeylere kurban ettiğimiz...
Anlamak için uğraştığımız ama asla anlayamadığımız.
“Bir daha asla” dediğimiz halde hep yeniden yakalandığımız...
En büyük sevinçleri birlikte yaşadığımız, mutluluk kaynağımız.

***

Zaman zaman küstüğümüz ama barışmadan duramadığımız...
Aklımız, vicdanımız, insafımız...
Her yolculuktaki menzilimiz, kavuşmayı bekleyen sevgilimiz.
Andığımızda yüzümüzde gülücükler oluşturan, eh bazen de gözyaşlarına sebep olan geçmişimiz...
“Tanrıya şükür yaşıyorum” dedirten şimdimiz...
Olmayacak hayalleri kurduran ve başkalarının bize deli gözüyle bakmasına neden olan geleceğimiz...
‘Ezel’imiz, ‘ebed’imiz... ‘Uğruna ölümlere gidip
geldiğim’iz...
Her mevsim güneşimiz, hayat veren nefesimiz...
Sahip olduğumuz en büyük değerimiz.

***

Arayıp da bulamadığımız, kimselere soramadığımız.
Gittiğinde arkasından binlerce kez lanet ettiğimiz ama sonra yokluğuna dayanamadığımız.
Bizimleyken dünyayı unuttuğumuz, olmadığında yaşamaktan soğuduğumuz...
Canımızı yakacağını bile bile peşinden gittiğimiz, gitmediğimizde de deli gibi pişman olduğumuz.
İçimizde biriktirdiğimiz çığlığımız, ayırmaya kalkanlara karşı en büyük başkaldırışımız.
Korkumuz, korkusuzluğumuz ve hiçbir zaman büyümeyen çocukluğumuz.
Umudumuz, umutsuzluğumuz ve hiçbir zaman dinmeyecek olan susuzluğumuz.

***

Kötülüğümüz, iyiliğimiz, en büyük gerçeğimiz.
Güzelliğimiz, çirkinliğimiz, sonsuz belirsizliğimiz.
Her alışkanlığımızı terk ettiğimiz halde, bir türlü vazgeçemediğimiz...
Gözümüzü budaktan sakınmadığımız, bazen köşe buçak saklandığımız.
Huzurumuz, huzursuzluğumuz, alınganlığımız, kırılganlığımız.
Hiç kimseye söylemediğimiz sırrımız.
Yüreğimizdeyse her şeyimiz, değilse hiçbir şeyimiz...
Yürek öyle ya, ta kendisi... Yüreğimiz...
Aşk... Bizim kaderimiz...