Aşk ve nefret

a
a
Cumartesi, 04 Eylül 2010 - 05:00

Okul hayatı ile anne-babalar (kısaca ebeveynler diyelim) arasında bir aşk ve nefret ilişkisi olduğunu düşünüyorum. Yaz boyu çocukları oyalamaktan, oradan oraya gezdirmekten yorulan aileler, yaz sonu okulların açılışını dört gözle bekler oluyor. Aynı durum ise sömestr ve yaz tatili başlangıcında tam ters mantıkta işliyor. Her gün asker gibi çocukları okula gönderen, dersleri, sınavları ve bilimum sorunlarıyla ilgilenen anne-babalar bu kez de okulların kapanmasını dört gözle beklemeye başlıyor. “Of, bir kapansa da her sabah çocukları servise yetiştirme, akşam ders çalıştırma stresinden kurtulsak” diyorlar. Yani okulun hayatımıza kazandırdığı disiplini hem seviyoruz hem de sevmiyoruz biz!

Şu sıralar ben de dahil herkes “Artık okulların açılma zamanı geldi, bir başlasak da hayatımız düzene girse” düşüncesinde. Yatma saatleri, kalkma saatleri, yemek saatleri, hatta oyun ve TV saatleri bile belli olacak çocukların. Okul açılışının en sancılı yanı ise tüm okulların velilerin eline tutuşturduğu o bitmek tükenmek bilmeyen kitap ve ihtiyaç listeleri... 10 silgi, 20 pritt, 30 kalem gibi uçuk kaçık ihtiyaç listesini her okuduğumda “Vay be” diyorum, “biz ne kadar gariban çocuklardık. Yıl boyunca taş çatlasın 3-4 silgi kullanırdık, o da kaybetmemiz durumunda!” İşin maddi yanını hadi geçtik diyelim, bunların hepsini bir araya toplayıp okula götürmek bile başlı başına bir iş yükü...

Üstelik bir de kitaplar var alınması gereken. Hele hele bizim gibi 2 çocuğunuz da varsa, en az 10 gününüz kitap, malzeme alımı, bunların kaplanıp etiketlenmesi ve hepsinin ayrı ayrı yerleştirilmesine gidiyor. Malzemelerin bu kadar çok sayıda ve toplu alınması çocuklar açısından da sakıncalı oluyor. Bir yerlerde ona ait 10 silginin varlığını bilen çocuk, silgisi kaybolduğunda dönüp aramak yerine dolabına gidip bir yenisini alıyor. Aynı şey kalemler, kağıtlar, defterler için de geçerli hiç kuşkusuz. Ben silgisini veya kalemini kaybettiği için üzülen bir çocuk görmedim son yıllarda; sırf bu yüzden. Her eylül şu hayali kuruyorum ben: Okul bize kitapları, malzemeleri birer karton kutu içinde vermiş, üstelik kaplamış da! “Buyurun bunlar bu yıl çocuğunuzun kullanacağı tüm kitaplar, defterler” diye bize uzatmış. Bize de çocuklarımızı elinden tutup okula götürmek kalmış! Ne güzel değil mi? Tıpkı bir şarkıda söylediği gibi, “Ah rüyalar gerçek olsa!”