Askere sivil müdahale

Başbakan Erdoğan, darbe planına dönüştüğü öne sürülen ve en son Balyoz Planı'yla karşımıza çıkan EMASYA Protokolü'nün iptal edileceğini söyledi

Pazartesi, 01 Şubat 2010 - 05:00

Askere sivil müdahale

BÖYLE BİR ŞEY OLAMAZ, OLMAYACAK

Başbakan Tayyip Erdoğan dün TRT-1’de katıldığı ‘Enine Boyuna’ programında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, askeri müdahalelere zemin hazırladığı öne sürülen EMASYA Protokolü ve kimi siyasilerce ‘Türkiye’nin gizli anayasası’ diye nitelenen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (MGSB) ile ilgili çarpıcı tespitlerde bulundu. Başbakan Emasya Protokolü için “Üzerinde çalışma yapılıyor. EMASYA Protokolü diye bir şey olamaz, olmayacak. Bu protokolü bir defa ortadan kaldıracağız” dedi.

VATANDAŞ TEHDİT OLARAK GÖRÜLEMEZ

Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin (MGSB) bütününün tüyler ürpertici bir tablo ortaya koyduğunu da belirten Erdoğan, belgenin yeniden ele alınacağını söyledi. Erdoğan, “Kendi vatandaşımızı iç tehdit olarak görmeyeceğiz diyebilir miyiz?” sorusuna “Asla. Bu tür yapılanmalara fırsat vermeyecek bir düzenleme yapılacak” yanıtını verdi. Erdoğan MGSB ile ilgili şöyle dedi: “İşin açıkçası kanuni bir geçerliliği yok. Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) bizim gelişimizden önceki havası çok farklıydı. MGK bir defa karar mercii değil. Bize tavsiyede bulunur. Belge bu yıl yeniden ele alınacak.” Erdoğan’ın gündemde yer alan diğer konularla ilgili görüşleri şöyle:

BU ÜLKEDE BİR ŞEYLER YAPILMIŞ

“Ergenekon’da olanları biliyorsunuz. Neler ortaya çıkıyor. Bunun ardından daha başka şeylerin geleceğini söyledim. Neden söyledim? Çünkü, bunlar işaret fişekleri. Tabii ki normalleşmeye giderken sancılar olacak. Bu sancıları yüksek dozda darbe olarak gösterme gayreti içerisine girenler de var. Ama ortada bir gerçek var. Bir şeyler bu ülkede yapılmış.”

YOĞURDU ÜFLEYEREK YEMEK DURUMUNDAYIZ

“Anayasa gibi bu kadar ciddi bir konuya millet karar versin. Biz sadece paketi hazırlayalım, bunu da konsensüsle çözelim istiyoruz. İdeal yol olarak da referandumu görüyoruz. Bunda da zamandan kazanalım, 120 gün olmasın. Yarın icabında bir madde için halkımıza gitmek gerekebilir. (Parti kapatma davalarına ilişkin mevzuat değişiklikleri konusundaki başka bir soru üzerine) “Böyle bir adımı atabilmek için önümüzde bir çok engel var. Sütten ağzımız yandı, şimdi yoğurdu üfleyerek yeme durumuna geldik. 411 paranoyası var. 367 olayı var. Bunları hep yaşadık. İstiyoruz ki parlamentoda bir konsensüs oluşsun.”

TSK İÇ HİZMET KANUNU UZLAŞMAYLA DEĞİŞEBİLİR

Darbe söylentilerinin dayandırıldığı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmetler Kanunu’nun 35’inci maddesinde değişiklik yapılıp yapılamayacağı sorusuna verdiği yanıt: “Bütün bunları bir konsensüs içinde yapmak iyi olur. Bunun için çok uzun zamana da ihtiyaç yok. Bu konuda askere özellikle o madde, resen harekete geçme müsaadesini zaten vermiyor. Adı üzerinde; İç Hizmet Kanunu. Ama o maddeden dediğiniz çıkarılmaya gayret ediliyor. Durumdan vazife çıkarma anlayışı oradan kaynaklanıyor.”

TÜRKİYE’DE SİVİL DEĞİL YARGI VESAYETİ VAR

“Hani nerede sivil vesayet? Böyle sivil vesayet olur mu? Bu sivil vesayeti üzerinde başka bir vesayet var. Ne o? Yargı vesayeti. Sıkıntı burada. Türkiye’yi yargı devleti olmaya gayret gösteren bir zihniyetle karşı karşıya bırakmak istiyorlar. Partiler olarak, bu adımı atmamız gerekiyor. Yoksa hakikaten yargıçların dudakları arasına iş sıkışıp kalırsa durumumuz çok kötü.”

GAZCI YAZARLARA YİNE YÜKLENDİ

Erdoğan geçen hafta partisinin grup toplantısında, askerin üzerine daha sert gidilmesini isteyen köşe yazarlarını “Bize gaz veriyorlar” diyerek eleştirmişti. Erdoğan ‘gaz’cı köşe yazarlarına dün de yüklendi: “Bazıları köşelerinden hâlâ gaz vermeye devam ediyor. Ben tabii ne gaz veren, ne gaza gelen, ne gaz alan olmak istiyorum. Çıkmış köşesinden rahat rahat konuşuyor, ‘Özal uyguladı, Erdoğan nutuk atıyor’ diyor. Ortada bazı gerçekler var. Nedir bunlar? Bugün savcı yürütmeden bir şey talep ettiği zaman bunu sümenaltı etmeyen irade, iktidar var, yürütme şu anda bu noktada.”

FİLMİ TEKRAR MI İZLEYECEĞİZ?

Başbakan Erdoğan, TRT’deki programda, daha önce AK Parti’ye kapatma davası açan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın “Partiler kapatma davası açılacağını hisseder” sözüne de sert tepki gösterdi. Erdoğan şöyle konuştu: “Eğer siz partilere böyle bir hissiyatı vermeye gayret ederseniz, hele hele bunu Yargıtay Başsavcısı bu şekilde ifade ederse, burada düşünmemiz gerekir. Yargıtay Başsavcısı ortada herhangi bir şey yokken nasıl böyle bir ifadeyi kullanır? Bu olacak iş mi? Allah aşkına, biz bu filmi tekrar tekrar seyretmeye mecbur muyuz? Yani biz her şeyi bırakacağız, bundan sonra tekrar hissetmeye başlayacağız. Böyle bir hissim yok.”

EMASYA NEDİR?

Kısa adı EMASYA olan ‘Emniyet-Asayiş-Yardımlaşma Protokolü’, 28 Şubat sürecinde, Genelkurmay Başkanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında 7 Temmuz 1997’de imzalandı. Protokolde yer alan bir madde, Valiliğin talebi olmadan da askeri birliklerin ‘gerekli gördükleri durumlarda’ olaylara müdahale edebileceğini söylüyor. İldeki polis ve jandarma, askeri birliğin komutanının emrine giriyor. EMASYA Protokolü ilk kez 20 Kasım 2003’te İstanbul’da İngiliz Konsolosluğu ve HSBC Bankası bombalamalarının ardından devreye sokulmak istenmişti. Patlamalardan sonra askeri birlikler, herhangi bir talep olmamasına rağmen olay yerlerine sevk edilmişti.

MGSB NEDİR?

‘Kırmızı Kitap’ olarak da bilinen belgenin asıl adı Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’dir (MGSB). MGSB, Bakanlar Kurulu’nun anayasal görevi çerçevesinde hazırlanan bir Bakanlar Kurulu dökümanıdır. Belge’nin güncelleştirilmesi için bir süre belirlenmemiştir. Milli Güvenlik Kurulu (MGK), ulusal, bölgesel ve küresel güvenlik ortamındaki değişiklikler ile Türkiye’nin milli güvenlik ihtiyaçlarını değerlendiriyor ve Belge’nin güncelleştirilmesine ihtiyaç olduğunu Bakanlar Kurulu’na tavsiye ediyor. Güncelleştirme buna göre yapılıyor. 28 Şubat döneminde, bölücülüğün yanı sıra irticai faaliyetler de ilk kez ‘iç tehdit’ olarak MGSB’de yer almıştı.

3