Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Askerin kamyonu

Cumartesi, 13 Mart 2010 - 05:00

Orduyu itibarsızlaştırma stratejisi çerçevesinde belirli bir planı uygulayanların nereye kadar gidebileceklerini tahmin etmek zorlaşıyor. Son senaryo, Ankara’da durdurulan içi silah dolu kamyondu. Başbakanın pek kızdığı gibi akşam vakti çıkan şok şok şok bir haberdi bu: İhbar üzerine durdurulan sivil kamyonun içinde bomba ve silahlar ve sivil giyinmiş askerler vardı! Tabii haberi gazetecilere fısıldayanlar, askerlerin ellerinde sevk ve görev kağıtlarının olduğunu, silahların hepsinin numaralı ve kayıtlı olduğunu söylemek bir yana saklamışlardı. Ve tabii bunu medyaya duyuracaklarına, görevli askerlerin söylediklerine kulak verip komutanları arasalar ve olay aydınlatılınca serbest bıraksalar olay da ayyuka çıkmayacaktı. Ama istenen o değildi ki, istenen tam tersine, Ergenekoncuları suçladıkları cinsten kargaşa ve tedirginlik ortamı yaratmaktı. Daha sonra ortalık yatıştı ama biz bir askeri sırrı daha öğrenmiş olduk: Asker, dikkat çekmemek ve daha ekonomik olması için silahlarını korumasız ve sivil araçlarla naklediyordu. Bundan sonra o silah dolu kamyonlar silahlı kişiler tarafından soyulursa hiç şaşırmayın. Bakalım kendi ordumuza daha ne kadar zarar vereceğiz! Ve merak ediyorum, ihbarcıların kim oldukları öğrenilip açıklanacak mı?

Fazıl Say’dan İstanbul Senfonisi

Yaşam bir seçim süreci. Aynı anda iki yerde birden olmak istersiniz mesela ama ancak birinde olabilirsiniz. İşte tam da bugün Almanya’da, Dortmund Konser Salonu’nda olup Fazıl Say’ı ilk kez çalacağı İstanbul Senfonisi’nde dinlemek için sözüm vardı ama Kayak Federasyonu yetkilileri, hafta sonu yarışlar var, gelin hem izleyin, hem de projenizi anlatın deyince öncelik görevin oldu. Türkiye Kayak Seven Gazeteciler Derneği olarak dünyanın 44 ülkesinden davet ettiğimiz 250 gazeteciyi 2012’de Palandöken’de ağırlamak için buradayız. Elbette Erzurum’da olmak, kentin yöneticileriyle, Erzurumlularla tanışmak, projemizi konuşmak da keyifli. Ama kulağım ve kalbim Fazıl’da. Şimdi nasıl da kapanmış piyanosunun tuşlarına, mır mır mır konuşarak, notalarını okuyarak taze bitirdiği İstanbul’unu çalıyordur. Ya biz İstanbul’da ne zaman dinleyebileceğiz onu? Fazıl Say, yeni bestesinin, İstanbul’da Borusan Orkestrası eşliğinde ve Gürer Aykal yönetiminde ekim ayında çalınacağını söylüyor. Yani İstanbul Senfonisi’ni canlı olarak dinlemek için ekime kadar beklemek gerekecek. Acısını Palandöken’in karlarında kayarak çıkarmalı!

Turhan Selçuk’u yitirmek

Yazarın iyisi yıllar içinde öyle bir bilgeleşir ki yazdıkları imbikten süzülmüş gibi, inci taneleri gibi olur, lüzumsuz hiçbir şey kalmaz, az, öz yazar, uçurur! Sadece kelimeleri değil, virgülleri, satır aralarını, boşlukları da okursunuz. Turhan Selçuk’un çizgileri de öyleydi: birkaç üçgen, birkaç düz çizgi ve o yalınlık içinde bir ciltlik kitap kadar düşünce, anlam!

 

Karikatürü ilk onunla sevdim, karikatürlerini kesip yapıştırdığım defterimle yarattığım albümlerini yaptığımda sadece ortaokula gidiyordum, ama Abdülcanbaz’a da, anlattıklarına da hayrandım. Hâlâ saklıyorum onları, kağıtlar duruyor, çizgileri duruyor ve kendisini kaybetmiş olsak da, fikirleri duruyor. Turhan Selçuk, bize karikatürün, çizginin yazıdan daha kıymetli olduğunu anlatan sanatçı olarak idol olacak, yıldız gibi bir yerlerde hep duracak. Başta İlhan Selçuk olmak üzere bütün yakınlarının ve sevenlerinin acısını paylaşıyorum.