'Aşkı filmlerde yaşadım hayatta sevgiyi seçtim'

Hülya Koçyiğit, adını Türk sinema tarihine yazdırmış önemli bir oyuncu. 1963'te 15 yaşında başladığı sinemada 50'nci yılı. Pek çok kişi sinemayı onun filmleriyle sevdi, onun filmlerde yaşadığı aşkı aradı, beyazperdedeki Hülya Koçyiğit'le gözyaşı döktü. Hayatı ise; zaman zaman filmlerden farksızdı. Hülya Koçyiğit hayatını anlattı

18 Kasım 2012, Pazar 05:00
A A

SERAL CUMALI

seral.cumalı@posta.com.tr

12 Aralık 1947’de Melek ve Sedat Koçyiğit’in ilk çocuğu olarak doğdum. Doğduğumda annem 16, babam 20 yaşında. Görücü usulü ile evlenmişler. Babam içgüvey. Anneannemin Yenikapı’daki evinde yaşıyorlar. Babam, “Ben karımı erkek doktorun doğurtmasını istemiyorum” diyor ve eve ebe çağrılıyor. 3 gün 3 gece annem doğum sancısı çekiyor. Bir türlü çıkmıyorum. Ebe ağlayarak yalvarıyor, “Ne olur doğur” diye. Sonunda çıkıyorum ama ebe beni tutamıyor, düşürüyor. Çünkü 6 kiloyum. Doğduğum an kafamı sobanın yanına çarpıyorum. Kardeşlerim Feryal ve Nilüfer dünyaya geldiğinde Kuzguncuk’tayız. İlk tecrübe nedeniyle babam onların hastanede doğması fikrine teslim oluyor.

“Yaşım büyütüldü okula başladım”

5.5 yaşında okula gitmek istedim. Babam Kuzguncuk İlkokulu’na gidip “Bari misafir olarak alın” dedi. Müdire Hanım, “Mahkeme kararıyla yaşını büyütün alayım” dedi ve hakim karşısına çıktım. Hakim kürsüden beni göremeyince iskemleye çıkardılar. Yaşım 6 ay büyütüldü, okula başladım. Müsamerelerde öne çıkan bir yetenektim. Annemin teşvikiyle, 7 yaşında Ankara Devlet Konservatuarı Bale Bölümü’ne en küçük yatılı olarak girdim. Sürekli ağlıyordum, ateşim çıkıyordu. ‘Sıla hasreti’ hastalığına tutuldum. İki sene sonra annem, “İstanbul’da konservatuar açıldı, orada okuyacaksın” dedi; sıla hasreti bitti!

“16 yaşında aile babasıyım”

İstanbul Şehir Tiyatroları çocuk bölümü açıyordu, müracaat ederken kardeşlerim de yanımızdaydı. “Bunların hepsi birbirinden güzel, şirin. Küçükleri de alalım” dediler. Gezmeye gelmişken onlar da tiyatroda buldular kendilerini. Muhsin Ertuğrul bana “Yeteneğini görüyorum ama okumanı isterim, alaylı olmanı istemem” dedi. Haydi tekrar Ankara; bu kez tiyatro bölümüne. Metin Erksan, kardeşim Nilüfer’i bir filminde oynatıyordu. Susuz Yaz’daki Bahar rolü için annem Metin Erksan’a; “Büyük kızım oyuncu olmak için konservatuarda, onunla tanışın” diyor. 15.5 yaşında Susuz Yaz için kamera karşısına çıktım. Galadan bir hafta sonra babamı 39 yaşında kaybettik. Çok sağlıklıydı. Zatürree oldu dediler, sonra siroza çevirdi dediler, sonra da kalp krizinden öldü dediler. Her şey 5-6 gün içinde oldu. Annem hayatında çalışmamış. Üç kızla kaldı. Okula devam edecek maddi gücümüz yoktu. 16.5 yaşında aile babası oldum, okula dönmedim.

“Selim’de bulduğum aşk değil sevgiydi”

Ben hayatta aşk aramadım. Filmlerde o kadar çok aşkın provasını yaptık ki! O hissi zaten yaşadım. Selim’de (Soydan) bulduğum sevgiydi. Bir insan bir insanı ne kadar sevebilir, ne kadar özveride bulunabilir onu gördüm Selim’de. Sevgisine çok inandım. Hep bana zaman ver, bana fırsat ver, beni tanıdıkça seveceksin diyordu. Evet tanıdıkça sevdim Selim’i, çünkü söyledikleri, sevgisi, ısrarı sahiciymiş. O sevginin zaman içinde çoğalmasının gerçek aşk olduğunu anladım. Belki de böyle olmasaydı, erken biterdi.

“Annem evlenmeme önce karşı çıktı”

Evlenmeyi düşünmüyordum; çünkü ailenin babası rolündeydim. Selim’le evlenmeye karar verdiğimizde annem, “Bu kadar popüler bir sinema oyuncusu evlilik yapmaz, yaparsa da mutlu olamaz” dedi. Baktı ki Selim ısrarlı, “Ailesiyle tanıştıktan sonra kararımı belirteceğim” dedi. Gümüş gondollarıyla geldiler. Annem, kayınpederim ve kayınvalidemi görünce onay verdi, 44 senedir evliyiz. Selim sırf istediğim filmleri yapmam için futbolu bıraktı, film şirketi kurdu. Beni ruhen beslemek için maddi manevi riske girdi. İlk sermayemizi oluşturan ekibimizin en değerli parçası kızımız Gülşah’tı. Ama sinemayı sevmedi, gazeteciler eve gelince odaya kapanıp ağlardı, işimi zorlaştırırdı. Gülşah’ı 21 yaşında doğurdum. 40 yaşında torun sahibi oldum. Gülşah 18 yaşında anne oldu. Onlarınki aşktı. Büyük torunum Neslişah ilk gözağrım, küçük Aslışah bana benziyor. Lisan kompleksim vardı hep, 40 yaşında, “Bunu halletmem lazım, Londra’ya gidiyorum” dedim. 6 ay Londra’da kaldım. Sonra uluslararası alanlardaki görüşmelerim daha kendine güvenli oldu.

“Berin Menderes’i canlandırmak istiyorum”

Sanatçılar en aç gözlü insanlar. Doymak bilmiyorlar. Ne gördüğü sevgi ve ilgiden ne alkıştan tatmin oluyorlar, daha çok istiyorlar. Benim de öyle bir doyumsuzluğum var. Daha iyi şeyler yapabilirim diye düşünüyorum. Berin Menderes’i (Adnan Menderes’in eşi) canlandırmayı çok istedim. Bu filmi nur içinde yatsın Halit Refiğ ile yapmak istiyordum. Halit Bey senaryosunu yazdı. Ama filmin bütçesini karşılamaya imkanımız yetmedi. Belli olmaz bir gün bu filmi yaparım, daha vaktim var. Berin Hanım 84 yaşına kadar yaşamıştı!

(18.11.2012 tarihli Posta Karnaval'dan alınmıştır.)

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;