'Aşkı vıcık vıcık yaşamak isterim'

Pop müziğin ünlü sesi İzel, eski Türk Sanat Müziği şarkılarından oluşan bir albüm yaptı. Etiler'deki Harvard Cafe'deki randevumuza, nişanlısı oyuncu Emre Özcan'la geldi

Cumartesi, 15 Mayıs 2010 - 05:00

'Aşkı vıcık vıcık yaşamak isterim'

RÖPORTAJ: SERAL CUMALI
scumali@posta.com.tr

Aşıksınız, bahar geldi, yaz kapıda. Cıvıl cıvıl bir albüm yerine niye bu kadar gamlı bir albüm yaptınız?


(Gülüyor) Ben gamlı hazan! Benim asıl branşım Türk musikisi. Klasik kemençe eğitimi aldım. Annem babam baktılar ki bu kız müzisyen olacak kendileri beni konservatuvara yazdırdılar.
Onların da benim de hayalim Nevzat Atlığ korosunda, radyo sanatçısı olmamdı. Ama popçu oldum. Annemle babam ilkokul öğretmeni, ben popçu olunca içlerinden üzüldüklerini biliyorum. O zaman; “Size mutlaka Türk Sanat Müziği albümü yapacağım” diye onlara söz vermiştim.

Müzik hayatınız başlayalı 25 yıl olmuş... Sözünüzü 25 yıl sonra mı hatırladınız?

Evet; 15 yaşında başladım. Çeyrek asır! İnsan, şan şöhret, konserler derken bunu unutabiliyor. Bir baktım ki çok uzun yıllar geçmiş üstünden.

15 yaşında şarkı söylüyor muydunuz? Biz sizi daha sonra tanıdık çünkü...

Muazzez Abacı’ya, Güzide Kasacı’ya, Müzeyyen Senar’a, Hamiyet Yüceses’e kemençe çaldım. Orkestrada tek hanımdım. Müslüm Gürses’in bir albümünde de çalmıştım.

Neden kemençe; bir genç kızın aklına gelecek bir enstrüman değil?

Tabii ki benim de aklıma gelmemişti. Benim aklımdaki piyano ve kemandı. Öyledir ya! Fakat konservatuvarı birincilikle kazanmıştım. “Bu kıza keman veya piyano verirsek ileride zorlanabilir, bu enstrümanları çalan çok var. Az seçilen bir enstrüman verelim ki şansı olsun” demişler.
Ben çok üzülmüş, ağlamıştım. Tanımıyordum bile enstrümanı. Hatta Karadeniz kemençesi zannetmiştim. Bu ‘kemançe’. Zamanla kemençe olmuş. Çok hüzünlü ses çıkarır.

Siz hep neşeli görünüyorsunuz ama galiba hüzne meğillisiniz?

Meğilliyim doğru. Aslında komiğimdir de. Bende arası yok. Ya çok mutluyum, çocuk gibiyim ya da hüzünlüyümdür. Kaşlarımın arası kırıştı hüzünden. Botoks yaptıracağım! “Aşk eskisi gibi yaşanmadığı için şarkılar da eskisi gibi değil...”

25 yıl sonra bir nostalji albümü yaptınız. Hayranlarınız sevecek mi?

İşte biz de albüme Jazznağme dedik. Anneme babama söz verdim diye bu albümü yaptım ama sevenlerim de çok önemli. Onlara da, içlerinde sevmeyen varsa Türk Sanat Müziği’ni bir şekilde sevdirmek istedim.
Ama daha genç kitlelere ağır gelmemesi için bazı jazz akorları koyduk. Çok da yakıştı bence. Hakikaten ‘Jazznağme’ ismi uydu.

Albümdeki şarkılar arasında sizde önemli anısı olan var mı?

Olmaz mı? 12 yaşında Üsküdar Şehir Tiyatrosu’nda ilk konserimi vermiştim. Annemin bir arkadaşının tuvaletini küçültüp bana tuvalet gibi bir şey yapmıştık. ‘Akşam Oldu Hüzünlendim Ben Yine’ ile ‘Yine Yakmış Yar Mektubun Ucunu’yu söylemiştim sahnede.
Hüzünlü 12 yaşında bir çocuk! ‘Gurbet’ şarkısının da anısı var;. annemle babam öğretmen olarak Ağrı Patnos’a tayin edilmişti. Orada konservatuvar olmadığı için ben İstanbul’da üç yıl ilkokul öğretmenimde kalarak okudum. Annem ve babamla birbirimize ‘Gurbet’ şarkısını söylerdik.
Çocukluğuma ait tek acı anımdır o dönem. ‘Bu Ne Sevgi Ah’ babamın, ‘At Kadehi Elinden’ annemin en sevdiği şarkıdır. ‘Bir Bahar Akşamı’ Müjdat Gezen’in en sevdiği şarkıymış, ki o benim müzik kariyerimde çok önemlidir, beni keşfedenlerderdir. O yüzden de sevdiği şarkıyı da koydum.

Göksel’in ve Işın Karaca’nın da nostalji albümü sizinkiyle aynı dönemde çıktı. Yeni beste mi çıkmıyor? Yoksa besteciler çok mu para istiyor? Zorlanıyor musunuz?

Zorlanıyoruz. Bir şey duymuştum, ‘melodiler bitiyormuş’. O yüzden bence yeni şarkıların çıkmaması, bizi anneannelerimizin sandıklarını kurcalamaya zorluyor. Yeni bir şeyler buldukça onları da yapacağız. Bu albümüm ara bir proje. Bundan sonra pop albümlerime devam edeceğim.

Çok güzel şarkılar da çıkıyor ama şimdikilerde eski şarkıların tadı yok?

Şarkılar genelde aşkı anlatır. Bence aşk da farklı yaşanıyor artık; eskisi gibi yaşanmıyor. İnsanlar eskiden daha zor birbirlerine kavuşuyorlarmış. Tanışmak bile o kadar zormuşki. O tanışmak için mendil atmalara çok özenirim.
Şimdi tanışıyorsunuz, hemen sevgili oluyorsunuz. Dolayısıyla aşk eskisi gibi yaşanmadığı için şarkılar da naif ve kibar olamıyor. Ama tabii ki haksızlık da etmemek lazım, çok güzel şarkılar da çıkıyor. Ama eskisi kadar çok değil.

“Çok özenirim mendil atmaya” dediniz, eski aşkları mı yaşamak istiyorsunuz?

İstanbul’un lale devri, sandallarla gezintiler, mendil atmalar. Eski aşkları yaşamak çok isterdim. Ben hala orada yaşıyorum zaten. Benim bu albümüm bana çok iyi geldi bu yüzden. Müziği de geçmişte yapmayı çok isterdim.

Şu an aşıksınız, peki siz aşkı nasıl yaşıyorsunuz?

Aslında aşktan özel bir isteğim yok. Ben iç içe olmayı seviyorum. Hani bazı aşklar vardır ya ayrı evlerde yaşarlar, haftanın belli günleri buluşulur, daha özgür yaşarlar. Ben öyle değilim.
Öyle bir ilişkiyi yaşayamam. Amiyane bir tabir olacak ama vıcık vıcık, her dakika birlikte olarak yaşamak isterim aşkı. Birlikteyken sıkılmamak, iyi vakit geçirmek çok önemli.
Bazen yan yana durup hiç konuşmamak da çok önemli. Aşkı galiba akışına bırakmak, üzüntüsüyle, mutluluğuyla tadını çıkarmak gerekiyor.

Oyuncu Emre Özcan ile nişanlandınız. Parmağınızda tek taş görmüyorum?

Tek taş değil benim yüzüğüm akik. (Gülüyor)

Nişan yüzüğünüz neden akik?

Emre, akik yüzükle geldi, bir anda evlenme teklif etti. Yüzüğü kendi aramızda taktık. Nişan töreni falan yapmadık.

Nasıl evlenme teklif etti?

Onları söyleyemiyorum ya... Çok özel ya... Utanıyorum...

Evlenme hazırlıkları başladı mı?

Daha onlara girmedik.

Bir tarih var mı?

Bir tarih koymadık. Nazar değer, büyüsü bozulur diye çok da konuşmamaya çalışıyoruz. Bir gün olacak, yaşayacağız o anı.

Bir röportajınızda “Mutlu aşk olmadığına inanıyorum” demişsiniz, hala öyle düşünüyor musunuz?

Aslında doğru. Kerem ile Aslı’nın, Ferhat ile Şirin’in aşkları aslında gerçek aşklar. Onlara baktığınız zaman bir acı, kavuşamama var. O zaman büyüyor aşk.
Aşk bir süre sonra sevgiye dönüşüyor, çok başka bir hale geliyor. Sizin uçtuğunuz zaman kısa bir dönem. Onu nereye çevirdiğiniz önemli. O yüzden inanıyorum o söze. Promosyon için söylemedim yani!

Biriniz oyuncu, biriniz şarkıcı. Bu ilişkinize nasıl yansıyor?

Benim çocukluğumdan beri tiyatroya ve tiyatroculara hayranlığım var. Şarkıcı olmasaydım tiyatrocu olurdum. Böyle bir hayranlığım varken tiyatrocu biriyle birlikte olmak çok büyük bir keyif.
Ayrıca onun oyunculuğunu çok beğeniyorum, hayranıyım. Hatırla Sevgili’yi hiç kaçırmadan izlerdim. O dizide Teo rolündeydi ve çok beğeniyordum onu. Çok enteresan yıllar sonra yollarımız kesişti. Şimdi karşılıklı hayranlaşıyoruz yani!

Yolunuz nasıl kesişti?

Yakın arkadaşım Emel’le ‘Zoraki Başkan’ dizisinde birlikte oynuyorlar. Emel’e dizi setine gitmiştim, orada tanıştık. Kısmet, kader... Kadere çok inanıyorum.

Sizden 12 yaş küçük. Önceki ilişkinizde de bu yaş farkını yaşadınız. Yaş farkı ilişkinin ilerisi açısından sizi endişelendiriyor mu?

Valla şu an için öyle bir korkum yok. Ama çok ileri yaşları düşününce biraz endişeleniyorum tabii. Çünkü ben daha çabuk yaşlanacağım. Ama çok fazla düşünmeden anın tadını çıkarmaya çalışıyorum. Yarın ne olacağımız belli değil.

“Kızımız olacaktı” şarkınız nedeniyle hep bir kızınız olsun istedik... Ben de öyle ümit etmiştim ama! Ben hariç bir çok insana faydası oldu.

Öyle mi; nasıl?

Çok enteresan, o şarkıdan sonra adı İzel olan bir sürü kız çocuğuyla tanıştım. Şarkı 97 senesinde çıktı, 13 yaşında bir sürü İzel var şu anda. Anneleri, “İzel Hanım bizi çok gaza getirdiniz, kızımız olunca adını İzel koyduk” diyorlar. Demek ki başkaları için söylemişim ben o şarkıyı!

Bundan sonraki planlarınız ne?

25 senede sağlam bir yer edindiğimi düşünüyorum. Orada kaldığım sürece benim için tamamdır. Ama bu arada bir aile de kurmak istiyorum. Sibel Can gibi hem mesleklerini yapan hem de çocuk büyütenleri çok kıskanıyorum. Çocuğumla birlikte şarkımı söylemeye devam etmek istiyorum... “Cildim üzüntüden bir gecede bozuldu”

Cildinizdeki sorunla uzun zamandır uğraşıyorsunuz...

Eskiden Fatma Girik’in bir filminde seyretmiştim, saçları üzüntüden bir gecede beyazlaşıyordu. Ben onu hep film gereği zannederdim; böyle bir gerçek olduğunu bilmiyordum.
Gerçekte doğruymuş; ben de bunu yaşadım. Hakikaten çok üzüldüğüm bir günümdü. İhanete uğradığımı öğrenmiştim. Sabah uyandığımda yüzümde kırmızı kırmızı bir şeyler gördüm. Ki ergenlik dönemimde bile sivilce çıkmamıştı.

Kaç yaşındaydınız?

20’li yaşlardaydım. Artık nasıl sıkıldıysam vücut bir anda o şekilde kustu. Allahtan o şekilde ortaya çıktı. İnsanlar aşk üzüntüsünden verem oluyor. (Bu arada çok eski film seyrederim, bende koleksiyonları vardır)
Hakikaten çok dikkat etmek lazım o anlamda, benim de bir gecede oldu. Sonra onları düzeltmeye çalıştıkça, uğraştıkça daha da arttılar. Bir dönem hayatım hep onunla uğraşarak geçti.

İhanet edene ne oldu?

Herkesin hayatı devam etti. Onu da suçlamamak lazım. O da sonuçta üzmek istemezdi diye düşünüyorum şimdi.

Son müdahalede kesin sonuç aldığınız söylenmişti ama?

En son geçirdiğim operasyondan yüzde 50’lik bir fayda aldık. Ama çok derin izler olduğu için hiçbir zaman yüzde 100 pürüzsüz bir cilt olmuyor.

Uğraşmaya devam edecek misiniz?

Çevremdekiler, “Ne olursun bırak; bu kadar uğraşma. Bu senin imajın. Biz buna alıştık, dümdüz olursa yadırgarız” dediler. Ben de artık uğraşmamaya karar verdim.

Sizi üzüyor mu?

Zamanında çok üzmüştü. Tabii ki çok üzüldüğüm, kompleks yaptığım dönemler oldu. Ama şu anda hayır, üzülmüyorum...

Daha sonra ihanete uğradınız mı?

Görmedim, şahit olmadım; bilmiyorum o yüzden. Ama “Ben hiç aldatılmadım” diye büyük konuşmam!

6