Mehmet Çoşkundeniz

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170739.mehmet_coşkundeniz_27.png

Aşkını mı kaybetmekten yoksa erkeğini mi kaybetmekten korkuyorsun

Cumartesi, 14 Kasım 2009 - 05:00

Kaybetme korkusu yoksa, aşk yoktur. Bu, iki kere ikinin dört ettiği kadar gerçek ve tartışılmaz bir olgudur. Ama sorulması gereken bir soru var. Kaybetmekten korktuğunuz şey aşkınız mı yoksa partneriniz mi? Yani siz aslında yalnız kalmaktan korkuyorsunuz da bunun farkında mı değilsiniz? 20 yaşında üniversite öğrencisi olan bir okurum şöyle yazmış bana: “Geçen yıl bu aylarda tanışıp bana olan ilgisine karşılık verdiğim, gerçekten inandığım ve inanarak tüm gücümle sevgi verdiğim sevgilim beni terk etti. Hem de tanışma yıldönümümüz olan aynı ay içerisinde. Bugün bizim yıldönümümüz ama ayrıyız. ‘Daha yaşın genç hevestir belki’ diyeceksiniz ama ben o kadar güçlü duygulara sahip bir insanım ki buna kendim bile inanmıyorum. Sahipleniyorum ve “Artık benim” diyorum. Hayatımı tek bir erkeğe adamak ve onunla yaşlanmak istiyorum...” Maili devam ediyor ama bu yazıyı ilgilendiren kısmı burası...

***

20 yaşında bir üniversite öğrencisinin daha tanışır tanışmaz, sanki bu kişi hayattaki son seçeneği gibi davranıp tanımadan, ilişkiyi akışına bırakmadan, daha baştan isim koyması ne kadar garip... Hayatını tek bir erkeğe adamak istemesi ve onunla yaşlanmak istemesi doğal ama o erkeğin, bu erkek olduğunu anlaması için zaman geçmesi gerekiyor. Ve bu genç kız şiddetli bir şekilde korkuyor... Bu hayalinin gerçekleşmeyeceğinden korkuyor. Tanıdığı her erkeği bu hayalini gerçekleştirebilecek bir figür olarak görüyor. Yani yaşadağı şey aşkı kaybetme korkusu değil, bu figürü kaybetme korkusu. Bu korkuyla hareket ettikçe de hata yapıyor, belki de büyük bir aşk yaşayabileceği insanı kendinden uzaklaştırıyor.

***

Bir ilişkinin nereye gideceğini, hangi aşamalardan geçeceğini, evliliğe ulaşıp ulaşmayacağını baştan belirlemek mümkün değildir. Bu bir sözleşme değil. İlişki yürürken insanlar birbirlerini tanır ve devam edip edemeyeceklerini görürler. Taraflardan biri, yürümeyeceğini anladığı zaman çekilir. Onun bu ilişkiyi bitiriyor olması zamanında hiç sevmediğini, hiç değer vermediğini ya da sizi kandırdığını göstermez. Bir ilişki için sadece sevmek yetmez. Bu yüzden de gideni-eğer dürüstçe gidiyorsasuçlamamak gerek. Bu okurum “En son geçen gün otobüste karşılaştık. Beni görünce ineceği yerden 2 durak önce indi” dedi ve bunun anlamını sordu. Dedim ki ona; “Seninle aynı ortamda bile bulunmak istemiyor, daha nasıl göstersin bunu?” İşte olayı bu noktaya getirmemek gerek. Birine zorla kendinizi sevdiremezsiniz. Gitmek istiyorsa, bırakın gitsin. Kendinize güvenin, o kişinin sizin son seçeneğiniz olmadığını bilin. Korkunuz aşk için olsun, ‘erkek’ için değil...