Mehmet Çoşkundeniz

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170739.mehmet_coşkundeniz_27.png

Aşklar zamanla değil inançla kuvvetlenir

Pazar, 17 Ocak 2010 - 05:00

Televizyon dünyasından tanıdığım Serdar, “Benim aşkımı yazmalısın abi” dedi. “Öyle aşığım ki Damla’ya, bunu herkes bilsin, herkes duysun, herkes bizi örnek alsın istiyorum...” Anlattı öyküsünü. “Biz” dedi, “İki yaralı yürektik. Damla, benden önceki sevgilisi tarafından istemeye gelecekleri gün terk edilmiş. Adam o gün telefonunu kapamış ve kaybolmuş ortadan... Ben de evlilik hazırlıkları yaparken terk edildim. ‘Evlilik sorumluluğunu alamam’ demişti kız arkadaşım. Onu tekrar razı edebilmek için kendi hazırladığım programa bile çıktım. Ekrandan çağrı yaptım ama nafile... Güvenimizi yitirdik insanlara, bir daha asla aşık olamayacağımızı düşünüyorduk. Ama oldu işte, aşk bizi buldu yeniden. Damla Antalya’da, ben İstanbul’da... Üçüncü görüşmemizde evlenme teklif ettim ona. Kabul etti. Ailesinin üzerine titrediği bir kız Damla. Kesinlikle üzülmesini istemiyorlar. Ailenin tüm üyelerinin testinden geçtim. Şimdi evlilik hazırlıkları yapıyoruz. 30 Mayıs’ta evleneceğiz...”

***


Serdar’ın öyküsü ana hatlarıyla böyle. Daha üçüncü buluşmada evlilik teklifi biraz garip geldi bana. Çok da onayladığım bir durum değildir. İnsanlar, aşklarının coşkusuyla böyle şeyler yapar ama daha sonra bulutların üzerinden yere inince gerçeklerle karşılaşıp pişman olurlar. Serdar’a dedim ki, “Senin aşkını diğerlerinden farklı kılan nedir ki yazılmaya değer olsun?” Şu cevabı verdi Serdar... “Biz ilk görüşte aşkla başlayan ilişkimizde birbirimize çok kısa zamanda bağlandığımıza inanıyoruz. Çok doğru bir seçimi kısa bir sürede yaşayarak gördüğümüze inanıyoruz. Bazı aşklar zamana yenik düşer, bazı aşklar yıllarca sürer ama sonuca bağlanmaz. Önemli olan zaman kavramı değil inanç... Ben Damla’ya ve bu ilişkiye inanıyorum. Aşklar zamanla değil inançla kuvvetlenir...”

***


İşte, Serdar’ın bu cevabı aşkını yazmaya değer kıldı benim gözümde. “Aşklar zamanla değil inançla kuvvetlenir” cümlesi nasıl da doğru, nasıl da güzel bir cümle... Aşk, aşka inanan insanları ister. Bu inancını gösterenleri ister. Bu inanca sıkı sıkıya bağlı olan insanları ister. Ne kadar çok inanırsanız, o kadar güçlü olur aşkınız, o kadar bitmez olur. İnsan sevdiğini binlerce kez söyleyebilir, ama buna kalbiyle inanmıyorsa, söylediği her sevgi sözcüğü havada kalır, değersizdir, anlamı yoktur. Aşktan kolay vazgeçen insanlara bakın, hepsi önce inancını yitirmiştir. Zamanın aşkları hakkında karar verebileceğini ve zamanla aşklarının daha güçlü olabileceğini düşünürler. Kolaycılıktır bu, en küçük bir zorlukta kaçıp gitme düşüncesinde olanların bahanesidir.

***


Sonuç olarak, Serdar ve Damla’nın aşklarını bu kadar güçlü kılan şey inançları... Hem aşka, hem kendilerine hem de birbirlerine duydukları inanç... Böylece ne mesafeler problem oluyor onlar için ne de geçmişte yaşadıkları kötü olaylar. Birbirlerinin canları, hayatları, olmazsa olmazları oluyorlar... Ben de böyle aşkları gördükçe, suya yazı yazmadığımı, yazdıklarımın öyle ya da böyle okuyanların zihninde aşka dair inançlarını güçlendirdiğini görüyorum, mutlu oluyorum. Serdar ve Damla’ya da ömür boyu mutluluklar diliyorum...