Aslı astarı şuymuş...

Pazar, 31 Ağustos 2014 - 05:00

“Ulan İstanbul”da (Kanal D) Şehriban, Malatyalı, yancı teyze gibi cuk oturan karakterlerin figüran olarak başlayıp dizinin neredeyse ana karakterlerine dönüştüğünü yeni öğrendim... Derya (Sevtap Özaltun) rolü için şimdi dizinin rakibi olan “Kaçak Gelinler” (Star TV) dizisinin üç ana karakterinin denendiğini (Selin Şekerci de dahil) rolü Sevtap alınca hepsinin karşı diziye geçtiğini de yeni öğrendim... Önümüzdeki bölümlerde Karlos ve Yaren düetlerine iki yeni şarkı ekleneceğini ve diziye yeni giren Necip Memili kardeşimizin hikayenin sevimli belalısı olacağını da bir kenara not aldım... Bu arada Kandemir rolü için Uğur Polat ile Levent Ülgen isminin arasında gidip gelindiğini de taa üç ay önceden not düşmüşüm. Bir diziyi üretmek kadar sevdirmek de mesele. Bu hali ve gelecek bölümleriyle daha çok malzeme çıkaracak bize, sürekli şaşırtarak hem de...

[[HAFTAYA]]

Yarın ekranların en heYecanlı günü!

Herkese hayırlı bir TV sezonu dilerim. Sanırım bugün için bir TV eleştirmeninin gönlünden geçen en makul temenni bu olmalı... Yarın bu köşede yazım olmayacak ama hemen tüm kanallarda yeni yayın dönemlerinin akışları olacak. Ara verenler yerlerine dönecekler. Tatil yapanlar iş başı yapacaklar. Yeni dizi ve programlar “ya nasip” diyerek yola çıkacaklar... Birkaç isim de verelim. İrfan Değirmenci, Selim Yuhay ekran başında olacak. Nilgün Belgün, Melek Baykal, Seda Sayan iş başı yapacak... Kanal D yayına girdiği günden bu yana ilk günlük dizisi “Alın Yazım”ı vizyona sokacak. Yaz rehavetini de yanına alıp giderken ekranlara güz bereketi gelecek... Ve yarın ekran karşısındaki izleyici oranı yaklaşık yüzde 15 kadar artacak. Dolayısıyla hani Marmara’ya lüfer nasıl bereketiyle gelirse ekranlar öyle bereketlenecek... Eh şimdi bir insanın gönlünden herkese hayırlı olsun temennisinden başka ne geçer ki!

Sıra ASPAVA’da!

“Popstar” yarışmasını hayatımıza sokan Osmantan Erkır iki ara bir derede “Mahşeri Cümbüş” diye bir fenomen de yaratmıştı... Şimdi ekranda gördüğümüz kolektif skeç/sahne programlarının öncüsü olan o iş, içinde bulunan bütün oyuncuları da bir şekilde popülerliğe taşıdı. “Mahşeri Cümbüş” aynı zamanda bağımsız bir tiyatro topluluğu olarak yoluna devam ediyor... Bu arada joker olarak kullandığı bu işi yapımcılıktan uzaklaştığı dönemde bir benzeriyle tiyatro sahnesine taşıyan Osmantan Erkır da “ASPAVA” ismini verdiği grup olgunlaşmış olmalı ki grubun ismiyle yeni bir TV programına hazırlanıyor. Bildiğim kadarıyla yine işler doğaçlama espriler ve konukların da işin içine girdiği skeçlerle yürüyecek... Bu hafta çekimlerine başlanan bu sevimli program önümüzdeki günlerden itibaren ana akım kanallardan birinde yayına girecek. Şimdiden hayırlı olsun. Umarım Osmantan’ın dönüşü verdiği uzun araya değer...

Yerleri asla dolmadı!

Hafta içi kulağıma gelen kulis, rahmetli Mehmet Ali Birand’ın neredeyse 30 yıldır ekran klasiği olan “32. Gün” (Kanal D) isimli programının yayından kaldırıldığını söylüyordu... Bilmeyenler için Mehmet Ali ağabeyin vefatından sonra bayrağı oğlu Umur Birand devralmıştı. Açıkçası henüz teyit edemedim. Ama durum aklımda başka bir soru oluşturdu... Ekranlarda mevcut haber tartışma/araştırma programlarından hangisi 30 yıl sonra telaffuz edilebilecek... Ali Kırca’nın ekrandan çekilmesiyle son bulan “Siyaset Meydanı” yerine bir başka şey koyabildik mi? Reha Muhtar’ın “Ateş Hattı” da o ekrandan çekilince yetim kaldı... Rahmetli Savaş Ay vefat etmeden çok önce bitirmişti “A Takımı”nı ve yerine bir B Takımı bulunamadı. Yaşayabilen, her şeye rağmen ekranda varlığını sürdüren birkaç TV klasiği kaldı. Uğur Dündar’ın “Arena”sı nerededir şimdi mesela? “32. Gün”, “Genç Bakış”, “İskele Sancak” ve kısmen “Deşifre” dışında iki hatta üç kuşağı kucaklayan televizyon işleri yapılmadı, yapılamadı. Ve sanırım durum böyle giderse yapılamayacak da...

Bir baklavacı daha çıktı, sıradaki?

Malum artık yaz geride kalıyor. Ama ekranda bazı alışkanlıkların mevsimi yok. Mesela “Kiraz Mevsimi” dizisinde esas oğlan Ayaz karakteri denizde ve plajda salınarak yüzer/gezerken dizinin büyük bir bölümünde kaslı ve artık “baklava dükkanı” dediğimiz vücudunu da sergilemeyi ihmal etmedi... Hatırlarsınız elbette; daha önceleri Çağatay Ulusoy, Kerem Bürsin ve Kıvanç Tatlıtuğ gibi oyuncular da kendi dizilerinde bedenlerini teşhir ederek üzerinden büyük reyting ve sükse yapmışlardı. Sonuç itibarıyla bu yarı garantili yoldan “Kiraz Mevsimi” de gitmiş oldu... Önümüzde çekimlerine yaz aylarında başlanan en az on yeni dizi var. Acaba oradaki “baklava dükkanı ya da dükkanlarını” kim açacak merak etmiyor değilim hani!