Aslında dünya global değil!

Salı, 21 Haziran 2011 - 05:00

Son dönemde yönetim dünyasında Hintli uzmanların yükselişine tanık oluyoruz. ABD’nin önde gelen üniversitelerinde dersler veren bu uzmanlar arasında, dünyanın en iyi 100 yönetim gurusu listesine girenlerin sayısı hiç de az değil. Prof. Pankaj Ghemawat, ‘Global Stratejiyi Yeniden Tanımlamak’ adlı kitabıyla yükselen Hintliler arasına girmişti. Bu ilginç bir kitaptı ama yeni kitabı çok daha ilginç: ‘World 3.0’ ya da Türkçesiyle ‘Dünya 3.0’...

Yeni dünya düzeni

Biliyorsunuz, yazılımlara ve iPhone/iPad gibi ürünlere 1’den başlayan rakamlar ile 1.0, 2.0 gibi model isimleri verilir. Büyük rakamlar, değişikliklere ve yeniliğe işaret eder. Prof. Ghemawat, kitabına, yeni bir dünyayı anlatmak için 3.0 vermiş. Okunmasında yarar olan bir kitap. Bu önemli kitapta Prof. Ghemawat’ın ilginç bir görüş ileri sürüyor. Diyor ki ‘Aslında dünya iddia edildiği gibi global değil’.

[[HAFTAYA]]

Bu, globalleşmeyeceği anlamına gelmez ama globalleşmenin belki de başı ya da ortasındayız. Şimdiye kadar hep global dünya ve ‘düzleşen dünya’ yaklaşımlarını duyduk. Genelin aksine bir yaklaşımda bulunan Prof. Ghemawat, ‘Bence dünya sadece yüzde 10-20 oranında global. Globalizasyon öyle çok abartılıyor ki her şey globalleşmenin sonucu ya da suçu olarak görülüyor’ diyor.

Kaloriferi kapatmalı mı?

Dünya ekonomisinde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için farklı iki tablo var. Gelişmiş ülkelerde ekonomik büyümedeki sıkıntı devam ederken, Türkiye’nin de içinde bulunduğu ‘gelişmekte olan’ ülkelerde hızlı büyüme ya da ‘aşırı ısınma’ sorunu yaşanıyor. Londra’daki toplantıda konuşan İş Yatırım Araştırma Müdürü Serhat Gürleyen, bu durumu, çocukluğumuza ait unutulmayan bir reklam filmi ile açıkladı.

İzocam’ın 1970’lere damgasını vuran ‘Kapat şu kaloriferi’ reklamını bugüne şöyle taşıdı Serhat Gürleyen: - ‘Kapat şu kaloriferi, yanıyoruz’ diyenler gelişmekte olan ülkeler... Bunlar alt katta oturuyorlar ve aşırı ısınma nedeniyle ısının düşürülmesini talep ediyorlar. - Üst katta ise ‘gelişmiş ülkeler’ yaşıyorlar. Onlar da kapıcıya sürekli olarak ‘Aç şu kaloriferi, donuyoruz’ diye bağırıyorlar.

IMF ve ABD’nin rolü

Reklam filmindeki gibi bir üst kata, bir alt kata koşuşturan kapıcı rolünü bu benzetmede IMF oynuyor. Apartman yöneticisi rolünde ise IMF başkanını da bir ölçüde belirleyen ABD olduğunu düşünmek gerekiyor. 2008 yılında başlayan global krizin izleri hâlâ silinmiş ve sıkıntı geride kalmış değil. Dünyanın yarısı büyümek için çaba gösterirken, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Brezilya, Çin, Hindistan gibi ülkeler aşırı ısınmayla uğraşıyorlar. Londra’dan, yatırımcıların gözüyle bakınca da ilk etapta beklenen, Türkiye’nin cari açık ve aşırı ısınma sorununu aşabilmesi, en azından aşabileceğini gösterir önlemler alabilmesi... Bu durumda yeniden yıldızı yükselebilecek.

Laziridis’in yerinde olmak!

Dün Londra’da İş Yatırım’ın Yunanlı Piraeus Securities ve Mısırlı Capital ile düzenlediği ‘Doğu Akdenizin Gizli Zenginlikleri’ adlı yatırımcı konferansı vardı. Bu toplantı kapsamında İMKB Başkanı Hüseyin Erkan, Kahire Borsası Başkan Yardımcısı Mohamed Farid Saleh ve Atina Borsası Başkanı Socrates Lazaridis basınla buluştular.

Daha sonra yemekte devam eden buluşmada soruların önemli bölümü Socrates Lazaridis’e yöneldi doğal olarak... Bir süredir ekonomik sıkıntılarla boğuşan, ‘iflas etti edecek’ söylentileri çıkan bir ülkenin borsa başkanı olmak, en azından dün için hayli zor olmalıydı. Lazaridis, o nedenle bazı soruları yanıtlarken epey zorlandı, bir bölümüne sıkıntılı, bir bölümüne de kaçamak yanıtlar verdi. Borçların yapılandırılmasına yönelik sorulara hiç girmedi. Endişeli ve düşünceli görünüyordu.

Eriyen borsanın başkanı

Önce Atina Borsası’yla ilgili birkaç rakam vermek istiyorum. Borsada 256 şirket işlem görüyor. Yabancıların payı en son rakamlara göre yüzde 51.2 düzeyinde... Ancak, 2006 yılındaki rakamın yüzde 46.6 olduğunu hatırlatmakta yarar var.

Lazaridis’e göre yabancı payında ciddi bir düşüş yok. Hükümetteki sıkıntılar ve ekonomik kriz nedeniyle bu yılın ilk 6 ayında yabancıların net çıkışı 350 milyon euro düzeyinde olmuş. Endeks 2007 yılında 4.970 düzeyini görmüş, son rakam ise 2.707 düzeylerindeydi.

Özelleştirme kurtarır mı?

Socrates Lazaridis’e göre, borsadaki likidite düzeyi geçen yıldan daha iyi durumda, negatif bir durum yok. Borsadan ayrılma (delist) düzeyinde ise dikkat çekici bir gelişme yaşanmıyor. Lazaridis’e sorulan bir başka soru da özelleştirmelerle ilgiliydi. Çok umutlu konuşmasa bile iki rakamın altını çizdi. Birincisi, 50 milyar euro’luk özelleştirme paketi, diğeri ise 2 yıl için hedeflenen 15 milyar euro düzeyindeki hedef...

Özelleştirmeler ve hükümetin alacağı önlemlerle birlikte ABD ile IMF’den gelecek yardımlar, Yunanistan’ı kurtarabilir. O zaman Socrates Lazaridis’in işi biraz daha kolaylaşır sanıyorum. Ama görünen o ki bu tür toplantılarda epey zorlanacak ve sorular ağırlıklı olarak ona yönelecek.