Atanamayan meslek grupları

Cumartesi, 14 Mart 2015 - 05:00

Mesaj kutularımız ve sanal medya hesaplarımız her gün gelen mesajlarla dolup taşıyor. Her ilde üniversite açılan ülkemizde her ilde iş yaratamadığımız için, üniversite mezunları kendi alanlarında çalışamıyor veya hiç çalışmıyor. Elbette herkes devlette çalışamaz ama yüksek döviz kurları ile hammadde ve üretim maliyetleri en üst düzeye çıkmış özel sektörün de yatırım yapma arzusu minimuma inmiş durumda. Bir lise öğrencisinden mesaj gelmiş;

‘Hangi alana yönlenirsem işsiz kalmam?’ diye soruyor. Çocuklar, bırakın istedikleri mesleği seçmeyi, seçtikleri meslek ile iş bulup bulamayacakları endişesi içinde. Eskiden herkes öğretmen olmak isterdi, şimdi ‘atanamayan öğretmenler’ diye bir meslek kolu var. Sorun sadece öğretmenlik mesleği ile de ilgili değil. Arkeoloji, veterinerlik, turizm, iktisadi ve idari bilimler, gıda mühendisleri, bilgisayar programcılığı gibi bölümlerin mezunları da iş arama aşamasında hayal kırıklığına uğruyor.

Yarın YGS’ye girecek tüm gençlerimize şans ve başarı diliyorum. Yukarıdaki karanlık işsizlik tablosuna rağmen üniversite okumak bir gururdur. Hayatınızın en güzel seneleri üniversitede geçirdiklerinizdir. Kendinizi hem eğiteceğiniz hem geliştireceğiniz yıllar... Bu yılları sosyal ve kültürel açıdan dolu dolu yaşamanızı öneririm. Hangi bölüm olursa olsun, kendinizi geliştirmeniz, eğitiminizi tamamlamanız, okuduğunuz branşta başarılı olmak için çalışmanız çok önemli. Şansınız bol, yolunuz açık olsun.

İSTANBUL FİLM FESTİVALİ

Bu sene 34. kez İstanbul Film Festivali, izleyici ile buluşuyor. 4 Nisan-19 Nisan arasında yapılacak olan festival, 62 ülkeden 204 film gösterimi ile yine zengin bir program sunacak. Festivalde Akbank Galaları, Ustalar, Dünya Festivallerinden Yeni Bir Bakış, NTV Belgesel Kuşağı, Mayınlı Bölge, Antidepresan, Çocuk Mönüsü, Geceyarısı Çılgınlığı, Balkanlar, Aile Bağları, Özel Gösterim, Alman Canlandırma Sineması bölümleri var. Beyoğlu Atlas, Fransız Kültür Merkezi, Beyoğlu Ortaköy Feriye, Rexx ve İstanbul Modern sinema salonlarında gösterilecek filmlerin biletleri 28 Mart Cumartesi günü Biletix, Atlas ve Beyoğlu sinemaları gişelerinden satışa çıkacak. Hafta içi gündüz seanslarının bilet fiyatı 5 TL.

Galalar bölümüne dikkat!

Festivalin yıldızları yine Akbank Galaları bölümünde olacak. Türkiye’de ilk kez gösterilecek ödüllü filmlerden oluşan bölümde; Paul Thomas Anderson’un ‘Inherent Vice’, 9 ünlü yönetmenin kısa filmlerinden oluşan ‘Words with Gods’, Noah Baumbach’ın ‘While We are Young’, Bertrand Bonello’nun ‘Saint Laurent’, J.C.Chandor’un ‘Amost Violent Year’, Stephen Daldry’nin ‘Trash’, Andrew Haigh’in ’45 Years’, Terrence Malick’in ‘Knight of Cups’ gibi filmleri var. Festival kataloğu, Biletix noktalarından ve festival sinemalarından 5 TL karşılığı temin edilebilir.

‘Müsaitim’ demek ne zaman ‘hafifmeşreplik’ oldu?

 Türk Dil Kurumu’nca (TDK) hazırlanan hem Güncel Türkçe Sözlük’te hem de Büyük Türkçe Sözlük’te “müsait” kelimesinin anlamlarından ikincisinin “flört etmeye hazır olan, kolayca flört edebilen (kadın)” olarak tanımlanması kadınların tepkisini çekti. Müsait kelimesi ile ilgili bu ikinci örneğin, TDK sözlüklerine giriş tarihine baktığımızda, 1981 tarihli ‘tıpkıbasıma’ kadar böyle bir açıklamanın olmadığını görüyoruz. Zaten TDK Başkanı Kaçalin, söz konusu ifadenin 1983 yılında sözlüğe girdiğini söyleyerek Sözlükte ne yazıyorsa sitede o var. Halk ne diyorsa biz onu tespit ediyoruz. Uyarılar çerçevesinde inceler, gerekirse düzeltiriz” açıklamasında bulundu. Evet Sayın Kaçalin, biz kadınlar olarak bu açıklamaya -geç de olsa- itiraz ediyoruz.

Kelimeyi açıklamak için binlerce örnek bulabilecek iken, kalkıp ‘kadın ahlâkı’ üzerinden ve iyi niyetli olmayan bir açıklamayı kullanmayı ‘tercih etmemenizi’ rica ediyoruz. Gençlik dönemini 1985-1995 yılları arasında yaşamış bendeniz, hiçbir flört teklifi için ‘müsait misiniz?’ sorusu ile karşılaşmadım. Yine TDK sözlüğünde, ‘arkadaş olmak/arkadaşlık etmek’ kalıplarının karşısında gayet düzgün açıklamalar mevcut. Dostluk kurmak, içten olmak, yârenlik etmek diye açıklanan bu tanımların naifliğinin yanında; müsait kelimesi karşısına kadın üzerinden, hem de -ne gerek varsa artık- ‘KOLAYCA’ yazarak hafifmeşreplik imasını da içinde barındıran bir tanımlama, kadınları rencide etmektedir. Meramımız budur.