Ateşle oynamak

Çarşamba, 30 Eylül 2009 - 09:45

Ben lisede öğrenciyken Bursa-Acar Kulübüne Diyarbakır’dan bir futbolcu transfer oldu: Cavit... Kampo Cavit... Bursaspor henüz yoktu. Ama Acar popüler ve sükseli bir takımdı. Türkiye çapında oyuncuları vardı. Hocası da Halit Deringör. Kampo Cavit öyle goller attı ki, Bursa’nın sevgilisi oldu. Onu seyretmek için tribünler doldu taştı. Bursa seyircisi, Cavit’i yolda bile görse boynuna sarıldı öptü. İşte, Bursa’yla Diyarbakır arasında bir gönül köprüsü böyle kuruldu.

                                                   ***

Geçen hafta oynanan Bursaspor- Diyarbakırspor maçında, PKK dışarı diye bağırılınca, hemen yıllar öncesinde döndüm ve Kampo Cavit’i hatırladım. Bursa seyircisi çok duyarlıdır ve de vefalıdır. Kendini bilmez bir gurubun PKK dışarı diye bağırmasına seyirci elbet müdahale etmiştir; ama belli ki önleyememiştir. Böyle hassas bir devrede ne demek PKK dışarı. Diyarbakırspor PKK’lı değil ki... Bilakis, yöreye spor yoluyla barış getirmek isteyen tertemiz delikanlılar hepsi... Memleketin pırıl pırıl evlatları. Diyarbakırspor Başkanı Çetin Sümer’in tepkisine hak veriyorum. Lig’den çekiliriz demesi biraz fevri bile olsa onurlu bir tavır.

                                                  *** 

Bereket, Futbol Federasyonu Başkanı girdi araya... Diyarbakır ve Bursaspor Başkanlarını yanına alarak bir ortak Basın Toplantısı yaptı. Gereken mesaj verildi. Bursaspor Başkanı İbrahim Yazıcı’yı tanırım. İyi bir yurtsever ve şefkat dolu bir insandır. Olaydan duyduğu rahatsızlığı çok güzel sergiledi ve Çetin Sümer’i teskin etti. Sanırım Diyarbakır gençliği de meseleyi daha fazla uzatmayacaktır.

                                                  ***

Kampo Cavit hayranlığı’ndan ‘PKK dışarı’ hoyratlığına nasıl geldik bilemiyorum. Hepimiz bari bu olaydan dersimizi almış olmalıyız. Ucuz atlattık; ama uslubumuza dikkat edelim. Konuşurken, yazarken kelimeleri iyi seçelim. Hele futbol... Ateşli bir spordur. Seyircisi yok, taraftarı vardır. Oralardan sıçrayacak küçücük bir kıvılcım çok büyük tatsızlıklara yol açar. Provokatörler zaten pusuya yatmış fırsat kollarken, siyasi parti liderleri hâlâ niçin bu kadar sinirli konuşuyorlar, anlamak mümkün değil... Başımıza ille bir felaket mi gelmeli? “Ben demiştim” diyebilmek için mi? Yeter yahu, bağırmadan konuşun.