'Atılmam bana değil halka ceza'

Levent Üzümcü'nün enerjisi, içtenliği ve doğallığı sayesinde 40 yıllık tanışıklık duygusuyla yaptık söyleşimizi. İki yeni oyunu ile başlayan röportaj, Şehir Tiyatroları'ndan atılması konusuyla devam etti. Bu arada, 'İstibdat Kumpanyası' adlı oyununu izledim aynı gece, gülmekten gözümden yaş aktı

05 Mart 2016, Cumartesi 05:00
A A

Röportaj: Elmas DERİCİ

elmasderici@gmail.com

Müzikli komedi ‘İstibdat Kumpanyası’ kaç kez sahnelendi ve kaç kişi izledi?

Bugüne kadar 100’ün üzerinde oyun sahneledik. Sanırım 40 bin kişi izlemiştir.

Oyun pek çok ödül aldı, değil mi?

Bugünlerde özel tiyatrolarda 100 oyunu devirmek alışılagelmiş bir durum değil. Tiyatro, o gün o seansta oraya gelen insanların izlediği kadar vardır. Yani sadece o salona gelen izleyicilere oynayabiliriz oyunumuzu. İyi hazırlanmış kaliteli bir oyunu uzun süre seyirciyle buluşturabilelim isteriz.

Oyunda iki karakteri canlandırıyorsunuz. Karakterler arasındaki geçişler ciddi yetenek ve performans gerektiriyordur. Bunun bir tekniği var mı?

(Kahkaha atıyor) O, kişinin içindeki oyunculukla ilgili. Bu oyunda hem ‘Cyrano de Bergerac’ ı hem de Samuel Andre’yi oynuyorum. Bir başka oyunum ‘Anlatılan Senin Hikayendir’de ise 40 ayrı karakteri canlandırıyorum. Karakterlerin kimine bir saniye, kimine beş saniye girip çıkıyorum.

İkinci oyun nasıl bir şey?

45-50 dakikalık iki perdeden oluşan tek kişilik bir oyun. İzleyici ile üç ayrı mübadele hikayesi paylaşıyor, şarkı söylüyor, gülüyor, ağlıyorum. İstanbul Tiyatrosu’nda ‘İstibdat Kumpanyası’ ile dönüşümlü sahneleniyor.

“SÖYLEDİKLERİMİN ARKASINDAYIM”

Biz seyirci olarak size hayranız. Siz kendiniz için ne düşünüyorsunuz?

Kendime eleştirel davranırım. Nerede ne hata yaptığını senden iyi kimse bilemez. Mesleğimde de özel hayatımda hata yapmamaya çalışırım. Düzeltmek için de elimden geleni yaparım.

Şehir Tiyatroları’ndan ihraç edildiğinizi öğrendiğinizde ne hissettiniz?

İthal etmemişlerdi ki ihraç etsinler (gülüşmeler). Evet, atılmadır, hatta şutlamadır bu. Siyaset yaptığım ve siyasetçilere hakaret ettiğim gerekçesiyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Yüksek Disiplin Kurulu beni tiyatrodan attı.

Atılmamla ilgili hem usul hem de esasta inanılmaz hatalar var. 2013 yılında Sosyalist Enternasyonal’de yaptığım bir konuşmayı gerekçe gösterdiler. O gün ne dediysem bugün de arkasındayım. Son nefesime kadar da imzamı atacağım. Tam metin www.leventuzumcu.com da.

Kaybetmişlik duygusu yaşadınız mı?

Hayat bana güldü ve çok uzun süredir Şehir Tiyatroları’ndan aldığım maaşa ihtiyacım olmadı. Bu demek değildir ki Şehir Tiyatroları’ndan aldığım maaşı ve işimi aşağılıyorum. Benim tanınırlılığımın 10’da birine sahip olup da istifa eden çok arkadaşım oldu. Kimse benim Şehir Tiyatroları’nda hala neden durduğuma anlam veremedi. Nedeni şu: Sanatseverlerin, benim çapımda ve tanınırlığımda bir aktörden 5-7 liraya oyun izleme hakkına saygı duyuyorum. Bu nedenle beni Şehir Tiyatroları’ndan atmaları bana değil, tiyatro izleyicisine ceza oldu.

Ben her yerde tiyatro yaparım. Şehir Tiyatroları’nın çivisiyim, kapıdan atsalar bacadan girerim. Ne hissettiğime gelince: Bu kadar haksızlık karşısında ne hissedilebilir ki. Ne demeliydim? “Çok özür dilerim, fark etmeden söyledim” mi diyeyim? Herkes gibi yapılan zamlardan, hukuksuzluklardan etkileniyorum. Mikrofon uzatıldığında ülkemin güzel geleceği ile ilgili neye inanıyorsam onu söylüyorum. Bunun neresi siyaset yapmak? Kimse ses çıkarmasın diye ‘siyaset yapma, bırak siyaseti siyasetçiler yapsın’ diyorlar. Herkes okuduğu alanda işini yapsaydı bugün Türkiye’yi yönetenler ne yapıyor olurdu?

“Millet canının derdinde”

Atıldıktan sonra projeler geldi mi?

Ülkemizde, sermayenin bileşenleri birbirini çok iyi kolluyor. Bugün televizyon kanallarından bir-iki tanesi bu sermayenin dışında. Ama yapımcı başka kanallara da iş yapıyor. Yani seninle çalışacak yapımcının başka kanallarla ilişkileri de önemli. Bir kanal sana kapısını açabilir ama yapımcı açamaz.

Peki çevrenizdekiler nasıl tepki gösterdi?

Benimle aynı dünya görüşünde olduğunu söyleyenlerin çoğu aslında fikirlerini söylemekten aciz. Ceplerine giren paraya zeval gelmesinden korkuyorlar. Olay sadece para da değil, millet canının derdine düşmüş. Korkmayacaksın, neden korkuyorsun ki? Burası senin ülken, bir grup kandırılmış insan yüzünden nereye kadar korkarak yaşayabilir insan? Adalet başta olmak üzere bu ülkenin bütün değerlerini çarçur ediyorlar. Kadın tacizleri, tecavüzler, aile içi şiddet almış başını gitmiş. Rüzgar bugün böyle esiyor diye bu insanlar böyle davranıyor, yarın başka türlü eserse ona göre davranacaklar.

12 Eylül’de babanız size “Adımı ve nerede oturduğumuzu soran olursa sakın söyleme” dermiş. Çocuk kalbinizle ne düşünürdünüz?

Oyun gibiydi. Biri gelip babamı sorarsa söylemeyecektim. 8 yaşındaydım. Bugün o zamankinden çok daha ağır bir dönem yaşıyoruz.

Levent Üzümcü, eşi Ebru Üzümcü ve oğlu Ada ile.

“Çamaşır yıkar ev süpürürüm”

Çocuklarınız kaç yaşında? Onlarla neyi nereye kadar paylaşıyorsunuz?

Ada 13, Batu 8.5 yaşında. Batu masa oyunları ve futbol oynamayı sever. Ada daha hareketli oyunlara, bireysel oyunlara yatkın. Biriyle monopoli oynarken diğerini de kaykaya götürmelisin. Baba olmak zevkli. 

Levent Üzümcü’nün ev hayatı nasıldır? Mutfağa girer misiniz mesela?

Yemek yapmayı çok severim ve iyi yaptıklarım da var. Zor tarifler ve farklı lezzette yemekler yapıyorum. Pek çok erkeğin yapmadığı işleri yaparım: Bulaşık makinesini doldurur, çamaşırları yıkar, toplar, katlarım ama ütüleyemem. Elektrik süpürgesiyle evi temizlerim.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.