'Atlar, erkeklerden daha duygusaldır'

Spor atı hekimliğini hiç duymuş muydunuz? Peki çıtı pıtı bir kadının, 500 kiloluk atları tedavi etmesine ne dersiniz? Öyküm Kaya'nın (31) tutkusu da aşkı da hayalleri de at

12 Mart 2011, Cumartesi 05:00
A A

Röportaj: Halil KALMUK

Veliefendi Hipodromu’ndaki at hastanesinin üç kadın hekiminden biri. Atları anlatırken kah deli dolu bir sevgili, kah fedakar ve yufka yürekli bir anne gördüm karşımda. Hayatı dörtnala yaşayan Öyküm Kaya’nın ‘son ayak’ta isteği, at çiftliği kurmak...

Atlara olan aşkınız nasıl başladı?

17 yaşındaydım. Çukurova Atlı Spor Kulubü’nde at bindiğim an, bir daha inmek istemedim! Sırf atlara yakın olmak için ahırda geceleyip uyuduğumu bilirim. Evimde, arabamda at posterleri, bibloları var. Bileğime, parmağıma at dövmesi yaptırdım. Zaten çocukluğumdan beri de veteriner olmanın hayalini kurardım. Üniversite sınavında ilk tercihim, Uludağ Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’ydi.

Ya at hekimliği?

Daha üniversitedeki ilk günümde karar verdim. Çünkü Türkiye’de spor atı hekimi yok denecek kadar az. Eğitim veren herhangi bir okul da maalesef bulunmuyor. Ben de yaz tatillerinde Çek Cumhuriyeti’ne gidip staj yaptım. Yüksek lisanstan sonra da yolumdan şaşmadım.

Aileniz “Kızım başka iş mi yok, çocuk doktoru olsaydın ya” demedi mi?

Demezler mi? Veterinerlik fakültesi mezunlarının histoloji, fizyoloji gibi temel tıp bilimlerinde uzmanlaşma hakkı var. Babam Prof. Dr. Mehmet Kaya da Çukurova Üniversitesi Histoloji Bölümü’nün kurucusu. ‘Gel yanımda çalış’ dedi. Kabul etmedim tabii. At hekimliğini tercih edersem de maddi destekte bulunmayacağını söyledi! Çek Cumhuriyeti’ne gittim, burs kazanıp spor atı hekimliği bölümünde doktora yaptım. İspanya’da da iki ay çalıştım.

Türkiye’ye ne zaman döndünüz?

2006 yazında, 26 yaşındayken İstanbul’a tatile gelmiştim. Türkiye Jokey Kulübü’ne başvurdum ve Veliefendi Hipodromu’ndaki at hastanesinde çalışmaya başladım. Bu kararımdan, çok şükür, pişmanlık duymadım.

'Türkiye’de bu işi yapan 10 kadından biriyim'

Mesleğinizi duyanların ilk tepkisi ne oluyor?

“Ne, at hekimliği mi?” diyenler de oluyor, çıtı pıtı halime bakıp 500 kiloluk atlarla baş edemeyeceğimi düşünenler de... Spor atı hekimliğini bilenlerin sayısı çok az.

Türkiye’de sizin gibi kaç spor atı hekimi var?

At hastaneleri, hipodrom haraları olmak üzere 100’e yakın spor atı hekimi vardır.

Kaçı kadın peki?

10’u geçmez. Bizim hastanede de sadece 3 kadınız.

Kaç erkek arasında çalışıyorsunuz?

Seyisten jokeye, antrenöründen at sahibine 2 bin erkekle muhatap oluyoruz.

Kadın olarak zorlanmıyor musunuz?

İnanın, atların hiç zorluğu yok. Ama hastanedeki ilk yılımda ortamdan dolayı zorluk çektim! Sonunda bana alıştılar. Biraz sert ve soğuk bir yapım var. Erkekler yanıma kolay yaklaşamaz, laubaliliğe asla izin vermem. Yoksa atlar problem çıkartmıyor! Tecrübe, bilgi ve sevgi, atın gücünü devredışı bırakıyor.

Gençlere tavsiye eder misiniz bu mesleği?

Ederim tabii. Ama yurt dışında eğitim almaları şart. Ayrıca TJK’nın kadro sıkıntısı var. Özel hastaneler açılırsa ayda 3-4 bin TL kazanabilirler.

‘Elim çok hafiftir acıtmadan iğne yaparım’

Atlarda en sık rastlanan sağlık sorunları ne?

İskelet ve kas sistemi problemleri. Aynı futbolcularda olduğu gibi tendon yırtılması, büyük dert. Sindirim sistemleri de çok karışıktır atların. Bağırsak düğümlenmesinde hayatta kalma şansı azdır.

Nasıl tedavi ediyorsunuz?

Mesela, tendon yırtılmasında kök hücre tedavisi uyguluyoruz. Arap atları, İngiliz atlarından daha çabuk toparlanıp yarışa hazır hale geliyor. Hastanemizde ameliyathane dahil her şey var. Gerekirse endoskopi yapıyor, gerekirse diş çürüklerini tedavi ediyoruz. Röntgen çekiyoruz, kan ve idrar tahlili sonuçlarına göre teşhisi koyuyoruz.

Ata iğne yapmak kolay mı?

Benim için çok kolay. Önce bir bakarım, o anki elektriğini yakalarım. Burnuna yavaşa (huysuz atları sakinleştirmek için burnuna takılan tahta kıskaç) bile takmadan iğneyi yaparım. Seyis bile anlamaz ne zaman bittiğini. Canını acıtmam hayvanın. Elim hafiftir.

Domuz gribi gibi at gribi de var mı?

Var tabii. Sık sık solunum yollarından rahatsızlanıyorlar. Ama at gribi insana bulaşmaz. Öyle durumlarda atlara bağışıklık sistemini güçlendirici ilaçlar veriyoruz.

Hastalanınca atların davranışları değişir mi?

Bazısı ayağını yere sürter, dahası çukur kazar... Kimi ağrıyan, acıyan yerine döner bakar. Kimi de yerde yuvarlanır.

 Alternatip tıptan yararlanıyor musunuz?

Ara sıra evet. Mesela kudret narı, mide sorunlarına iyi gelir. Seyisler de atın bağırsağı iyi çalışsın diye yemlerine kuru kayısı, dut katarlar.

‘Verdiğim ilaç doping sayıldı’

At sahipleri sorun çıkartıyor mu?

En büyük sorun onlar zaten. Çok pahalı bir yatırım olduğu ve büyük paralar bekledikleri için sabırsızlanıyorlar. Atın performası düşük olunca bile hastaneye getiriyorlar. Ama atın kapasitesi belli. Bunu söyleyince bağırıp çağırıyorlar.

Bu yüzden canınız sıkıldı mı hiç?

3 hafta önceydi. Yıllardır mide ülserinde kullandığımız bir ilacı vermiştik ata. Doping sayıldı. At sahibi çıldırdı tabii.

Atların psikolojik sorunları oluyor mu?

Hem de nasıl. Unutmuyorlar hiçbir şeyi. Özellikle sakatlıktan yeni çıkmışlarsa, koşmak istemiyorlar. Çok iyi yarış atları var öyle. Bu durumda yurt dışından psikoterapist getirtiliyor.

“Hamile kısraklar, cinsellikten uzak durur” derler...

Öyledir. Bu tamamen hormonlarla ilgili. Gebelik boyunca yumurtlama olmadığı için erkeğe karşı cinsel istek duymazlar. Biz buna ‘talep olmak’ deriz. Haralarda kısraklar için ‘çekim zamanı’, aygırlar için ‘aşım zamanı’ tabiri kullanılır. Cinsel ilişkiyi kısrak tayin eder. Aygıra kalsa 365 gün ister.

Baktığınız atlar ölünce, üzülür müsünüz?

Ayaklarında yüzden parçalı kırık meydana gelirse iyileşmeleri imkansız hale gelir. Felç olurlarsa da öyle. Çaresiz uyuturuz. Zırıl zırıl ağlarım başlarında. Günlerce kendime gelemem.

‘Rahatsız olurlar diye parfüm bile sıkmıyorum’

Beyaz atlı prensinizi buldunuz mu bu arada?

Prensi bulamasam da güzel giden bir birlikteliğim var.

İş stresinizi nasıl atıyorsunuz?

Tango yaparak. Mecidiyeköy’deki Cafe La Cumparsita’da dans hocası Hayati Tekin’den ders alıyorum. Tango çok kadınsı. Kendimi buluyorum orada. Malum, spor atı hekimliği erkeksi bir iş. Atlar rahatsız olmasın diye hastanede parfüm bile kullanmıyorum.

Tatilde ne yapıyorsunuz?

Her yerde at arıyorum. Hindistan, İtalya ve Tunus’ta bile at bindim.

‘At, kadın gibidir acıyı asla unutmaz’

Sizin atınız var mı?

Evet, hediye geldi. Hafta sonları biniyorum. Her spor atı hekimi at biner diye bir kural yok ama. Tutku bu.

Atlar ve erkekler?..

Her zaman atlar. Onlar beni daha çok mutlu ediyor. Ölsem vazgeçmem. Kimseye taviz vermem. İdealist olduğum için özel hayatımda zaman zaman sıkıntı yaşıyorum. Atlar, erkekler gibi hesap sormaz. Yanlarında saatlerce konuşurum. “Amma dırdır yaptın” demezler, aksine dinlerler! İşime karışmazlar. Sevgiye çıkarsız bir şekilde karşılık verirler. Erkeklerden daha duygusaldırlar.

Ya kadınlar ile atlar?..

Onlar da gününe göre huy değiştiriyorlar! Kadınlar gibi inatçılar. Ailelerine düşkünler. Sahiplenirler ve müthiş kıskanırlar. Kıskanınca kulaklarını kısarlar, yavrularını bile sevdirmezler. Bir de atlar, kadınlar gibi dalga geçilmeye gelmez. Unutmadan ekleyeyim, hafızaları çok güçlüdür! Özellikle acı çektiği anları asla unutmaz at!

Atlardan neler öğrendiniz?

Özetle hayatı öğrendim. Hissederek yaşamayı, her an gelebilecek darbelere karşı adımlarımı dikkatli atmayı, sabırlı olmayı ve pes etmemeyi atlar öğretti bana.

Sizden tüyo isteyen oluyor mu?

Taksi şoföründen arkadaşlarıma, evimin altındaki bakkala kadar tüyo istiyorlar. Prensip olarak o işlere bulaşmam. Zaten at yarışı oynamak da bize yasak. Ama bir kere, trafik polisine tüyo fısıldadım ve cezadan kurtuldum.

At kişnemesi neyi çağrıştırıyor?

Kulağıma müzik gibi geliyor. Piyano sesinden farksız benim için. Duymasam eksikliğini hissederim. Bir ara cep telefonumun mesaj sesi, at kişnemesiydi!

Hayaliniz ne?

Mesleki tatmine ulaştığım zaman çiftlik kurup at yetiştirmek... Bir de yarışmayı çok istiyorum.

(05.03.2011 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)

4

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;