Avrupa'dan 'Evet'e iki çekince

Avrupa Komisyonu, Türkiye'de anayasa paketi konusunda endişelerini kendilerine aktaran aydınlara bir mektupla yanıt verdi

a
a
Çarşamba, 08 Eylül 2010 - 09:38


Avrupa'dan 'Evet'e iki çekince

Avrupa Birliği’nin (AB) yürütme organı olan ve AB’nin en güçlü kurumlarından biri olan AB Komisyonu Türkiye’de referandum kararı alınmasından hemen sonra Temmuz’un başında sandıkta “Evet” oyu kullanılması çağrısı yapmıştı.

AB Komisyonu sözcülerinden Ferran Tarradellas Espuny, “Anayasa değişikliği paketinin olumlu adım olduğu inancımızı, Anayasa Mahkemesi’nin kararının ardından da korumaya devam ediyoruz” demiş ve paketin AB’nin yıllardır İlerleme raporlarında ve Katılım Ortaklığı Belgesi’nde vurguladığı Türkiye’nin noksanlarına çözüm ürettiğini belirtmişti.

Bu açıklamanın ardından aralarında Binnaz Toprak ve Osman Kavala’nın da bulunduğu bir grup aydın Komisyona bir mektup göndererek, “Neden evet oyunu destekliyorsunuz?“ diye sordu. Komisyonun cevap mektubu dün Binnaz Toprak’a hitaben yazılan ve AB Komisyonu Genişleme Dairesi Genel Müdürü Micheal Leigh imzasıyla yayınlanan bir metinle geldi.

VATAN gazetesinin haberine göre, AB’nin referandum konusundaki değerlendirmeleri şöyle:

* AB’ye aday olan ülkelerdeki gelişmeleri takip etme görevimiz gereğince Türkiye’deki anayasa değişiklik paketini derinlemesine inceledik. Değerlendirmemizi Türkiye’nin Kasım ayındaki İlerleme Raporu’nda vereceğiz.

* Bu reformların kabul edilmesi durumunda, ileriye yönelik atılmış doğru adım olacağını düşünüyoruz. Ancak bu reform paketinin öncesinde siyasi yelpazede ve sivil toplumda geniş bir uzlaşı süreci yaşanmamış olmasını üzüntüyle karşılıyoruz.

* Sonuç olarak bu değişikliklerin sahada doğru uygulanması durumunda gerçek etkisini ve başarısını göstereceğini düşünüyoruz. Komisyon bunu çok yakından takip edecektir.

* Paketin içinde yer alan maddelerin çoğunluğu AB’nin her yıl yayınladığı ilerleme raporlarında ve Türkiye’nin üyelik yol haritasını çizen Katılım Ortaklığı Belgesi’nde bahsedilen sorunlara çözüm üretmektedir.

* Ombudsmanlık kurumunun kurulması, askeri mahkemelerin yetkilerinin sadece askeri konularla sınırlandırılması, kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engelliler için pozitif ayrımcılık ilkesinin getirilmesi, memurlara toplu sözleşme ve toplu pazarlık hakları verilmesi AB’yi sevindiren gelişmelerdir.

* Paket içinde en hassas konu HSYK olarak görünüyor. Değişikliklerle HSYK tabanı genişletiliyor, akademi, barolar ve ilk derece mahkeme hakimleri de bu yapıya ekleniyor dolayısıyla AB’nin yıllardır öncelik olarak tespit ettiği gibi yargı bütün olarak daha da temsili bir kimlik kazanıyor.

* Buna ek olarak hakimler ve savcıların performansını değerlendiren adli müfettişler bundan böyle Bakan’a karşı değil, HSYK’ya karşı sorumlu hale getiriliyor.

* Ancak, pakette iki noktada ihtiyatlı olunması gerekiyor. Bunlar HSYK’ya Adalet Bakanı’nın başkanlık etmesi ve ve HSYK’nın teftiş yetkilerinin Adalet Bakanı’nın onayına bağlı hale getirilmesi. AB Genişleme Komiseri Füle’nin de defalarca belirttiği gibi değişikliklerin AB standartlarına uygun şekilde uygulanması bizim de yeni oluşacak HSYK’nın bağımsız, tarafsız ve kuvvetler ayrılığı ilkesine uygun şekilde hareket edip etmeyeceğine yönelik kararımızı belirleyecek.

* Bu çekincemiz paketin diğer maddeleri için de tabii ki geçerli. Maddelerin başarısı gerçek hayatta nasıl uygulandığına bağlı olarak görülecektir.

* Hiçbir muhalefet partisinin pakete “evet” oyu kullanmadığı düşünülürse 12 Eylül sonrasında Türk toplumunda paketin uygulanması sırasında daha fazla köprüler kurulduğunu görmeyi umuyoruz.

* Referandum yolun sonu olmayacak. Komisyon bunu doğru yönde atılmış bir adım olarak görüyor. 13 Eylül’de de Türkiye, reform çabalarını sürdürmeli, vatandaşlarının haklarını genişletmeye devam etmeli, ve AB kriterlerine uymalıdır.

AB Komisyonu: Endişe duyuyoruz

AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Stefan Füle’nin sözcüsü Angela Filote, Türkiye’den bir grup aydının anayasa paketiyle ilgili endişelerini dile getiren mektubuyla ilgili bir soru üzerine “Türkiye’de ateşli bir tartışma yaşanıyor. Türkiye içinde devam eden bu tartışmaya müdahil olmak istemiyoruz. Türk vatandaşlarının 12 Eylülde yapacağı özgür tercihe bütünüyle saygılıyız ve bu tercihi etkilemek istemiyoruz” dedi.

Filote, AB’nin referandum kampanyasının “diyalog ve karşılıklı saygı ruhu içerisinde” yürütülmesini istediğini belirterek, “Paketin içeriğiyle ilgili tutumumuz değişmedi. İçerik olarak bu reform paketinin doğru yönde atılmış adım olduğuna inanıyoruz” dedi. Filote, ombudsmanlık kurumunun getirilmesini, askeri mahkemelerin görev alanının kısıtlanmasını, korunmaya muhtaç toplum kesimleri için pozitif ayrımcılık getirilmesini ve memurların haklarının artırılmasını örnek gösterdi.

Sözcü “Sayın Fule daha önce de yargı sisteminin AB standartlarına taşınmasının ardından bağımsızlık ve tarafsızlığı hakkında karar verebileceğimizi söylemişti. Anayasa paketinin hazırlanırken siyasi arenada ve toplumda genişçe tartışılamamış olmasından da üzüntü duyuyoruz. Ayrıca referandum kampanyasında hükümet yetkililerinin bile dahil olduğu polemiklerden endişe duyuyoruz. Demokrasilerin kilit şartı, insanların görüşlerini özgürce dile getirerek herhangi bir tepki korkusu duymadan kendilerince en iyisi için oy verebilmeleridir” dedi.