Avrupalı KOBİ de 'geri çevirme'den dertli

Salı, 09 Mart 2010 - 05:00

Ekonomide nispeten daha olumlu hava var. Ama küçük ve orta boy işletmelerin (KOBİ) krediye ulaşma sorunu aşılabilmiş değil. Kredi muslukları bir şekilde gevşetilse bile, özellikle KOBİ’lerdeki sıkıntılar devam ediyor.

Daha önce de yazmıştım. Nasrettin Hoca hesabı... ‘Hem bankalar hem de KOBİ’ler haklı...’ KOBİ’ler haklı, çünkü, işlerini çevirmek için acil finansmana ihtiyaçları var. Bankalar da haklı... Çünkü, Banka Yasası, onları ‘basiretli tüccar’ gibi davranmaya, mevduat sahibinin hakkını korumaya zorluyor. Durum böyle olunca da ‘kredi geri çevirme’ oranı bazı durumlarda yüzde 50-60’ları bile geçiyor.

Avrupa’da da aynı sorun

Gördüğüm kadarıyla ‘kredi geri çevirme’ sadece Türkiye’deki KOBİ’lerin sorunu değil. Avrupa Birliği’nin (AB) istatistik kurumu Eurostat’ın araştırmasına göre, Avrupa’daki KOBİ’ler de aynı sorundan yana dertli...

Büyük şirketlerde yüzde 1 ile yüzde 4 arasında değişen ‘geri çevirme’ oranı, KOBİ’lerde yüzde 12’lere yaklaşıyor.

AB ülkelerindeki KOBİ sayısının 25 milyon civarında olduğu dikkate alınırsa, neredeyse 2.5 milyona yakın şirketin kredi talebinin bir şekilde geri çevrildiği anlaşılıyor.

Bu kredi sıkıntısı, kendini artan iflas sayısında da gösteriyor. Örneğin, Euler Hermes’e göre, Portekiz’de iflas eden şirket sayısı 2008’de yüzde 67, 2009’da da yüzde 27 oranında arttı. Fransa, Almanya, İngiltere, İspanya ve İtalya’da iflaslar, 2009’da 154 bine ulaştı.

Yoksul şirket zengin patron

Avrupa’da krizden önce euro bazında yüzde 5’le borçlanan KOBİ’lerde bu oran, yüzde 14-15 düzeyine kadar ulaştı.

Sorun, Türkiye ile aynı... Birincisi, KOBİ’lere risk primi çok yüksek düzeyde uygulanıyor. İkincisi, bankalar, pek KOBİ riski almak istemiyorlar. Türkiye’de ise fazladan bir sorun daha var... O da Halkbank’ın genel müdür yardımcılarından Şahap Kavcıoğlu’nun deyimiyle, ‘Yoksul şirketin zengin patronu’ sendromu... KOBİ’lerde patron varlıklı, şirketler yoksul oluyor. Bankalar da doğal olarak bu tip şirketlerden uzak durup, kredi açmıyor.

VEHBİ KOÇ VE 'FOTOĞRAF MAKİNESİ' BENZETMESİ

Koç Holding’in Onursal Başkanı Rahmi Koç ile görüşmeye giderken, merhum Vehbi Koç’un kitabını bir daha gözden geçirdim. Şu satırlar dikkatimi çekti: ‘Çocuk, bir fotoğraf makinesi gibidir. Küçük yaşta ana ve babanın hayatını yakından izler.’

CEOLIFE adlı yeni dergi için Akın Öngör ile Rahmi Bey’le söyleşi yaparken, Vehbi Koç’un ‘fotoğraf makinesi’ benzetmesini hatırladım. Çünkü, Rahmi Koç, babasının bazı alışkanlıklarını aynen devam ettiriyor. Şöyle ki:

Birincisi, bu yeni bir gözlem değil. Rahmi Koç, babası gibi fevkalade ‘nazik’ bir işadamı... Karşılaması, söyleşi sırasındaki tavrı ve kapıya kadar geçirmesi, ‘centilmen’ tanımını hak ediyor. İkincisi, ‘öğlen uykusundan’ asla vazgeçmediğini, tekne yoluculuğu ile ilgili anılarını dinlerken öğrenmiş olduk.

Ajans dinlemek önemli!

Üçüncüsü ise ‘ajans’ alışkanlığı... Masaya Rahmi Bey, Akın Öngör, ben ve foto muhabiri arkadaş oturduk. Saat 13.00 olmak üzereydi. Rahmi Bey, restorandaki görevlilere seslendi: ‘Radyoyu getirin ajansı dinleyelim.’

Garsonlardan biri, küçük bir masa radyosu getirdi, TRT1’i açtı ve 13.00 haberlerinin ana özetlerini dinledik. Özetler bitince ise Rahmi Bey’in, ‘Tamamdır’ sözüyle birlikte radyo gitti ve biz yemeğe döndük. Başka benzerlikler de vardır mutlaka... Ama beni etkileyen bu üçüydü ve ‘fotoğraf makinesi’ benzetmesini fazlasıyla haklı çıkarıyordu.

FARKLILAŞMA HER ZAMAN İŞE YARAR
Sabiha Gökçen Havaalanı’na giderken, Viaport Alışveriş Merkezi’ne başlangıçta hayretle bakar, ‘Buraya kim gelecek’ diye düşünürdüm.

Açılıştan sonra fikrim değişti. Çünkü, bu kez otoparkındaki kalabalık dikkatimi çekiyordu. Açıkçası sahibini tanımak istiyordum.

Bu amacıma, Ekonomist’in ‘Yılın İş İnsanları’nın ödül töreninde ulaştım. ‘Yılın Erkek Girişimcisi’ seçilen Viaport’un sahibi Coşkun Bayraktar’la tanıştım ve işin sırrını ondan dinledim.

Türkiye’deki ‘AVM enflasyonuna’ rağmen gerçek bir başarı öyküsü yaratmışlar. Krizde açılmış olmasına rağmen, krizi hiç hissetmemişler.

Rakamlar, başarı hakkında fikir veriyor:

- 20 ayda 30 milyon kişi tarafından ziyaret edilmiş. 

- Aylık ziyaretçi sayısı 1.5 milyon kişiye ulaşmış. Ziyaretçi sayısı, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 20 oranında artıyor.

- Mayısta açılacak otelin önündekilerle birlikte mağaza sayısı 180’e ulaşacak. 

- Hedef, bu konsepti başta Avrupa yakası olmak üzere Türkiye’de başka yerlere de taşımak...

Arazi arayışları devam ediyor.

Viaport’tan çıkan ders

Bayraktar’dan sonra, başka perakendecilerle de konuştum, başarının sırrını dinledim. Özetle şunu söylemek mümkün:

1. ‘Komşu yaptı, ben de yaparım’ mantığına itibar edilmemiş, fark yaratmaya odaklanılmış.

2. Havaalanı yakınlığı, önemli bir karayolunun üzerinde olması ve trafik sorunu yaşamadan kolay ulaşılması, ziyaretçileri özendirici etki yapıyor.

3. Harvey Nichols’un ‘outlet’ konsepti gibi yaratıcı yaklaşımlar, Viaport’un farklı bir yere konumlanmasını kolaylaştırdı.