Candaş Tolga Işık

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170731.candaş_tolga_ışık_25.png

Ayırımcılığın her türlüsüne karşıyım

Pazar, 10 Ocak 2010 - 05:00

“Her şeyin laik olmasını istiyorum. Ne mutlu Türkiye!”
(Helin Avşar)“Atatürk ne demiş: Yurtta sulh barışta sulh!”
(Nihat Doğan)
“Trafikte güvenli takip mesafesi diye bir şey var. 40 kilometre hızla gidiyorsan önündeki araçla aranda 40 kilometre mesafe olacak!”
(Hilal Cebeci)(Not: Bu hesapla Ankara-İstanbul otoyolunda arka arkaya en fazla 13 araç gidebilir.)
*
“Apo’ yu Paşa yapıp Bodrum’a gönderelim…”
(Mümtaz’er Türköne)
“Türkiye için en büyük tehdit Türk Silahlı Kuvvetleri’dir”
(Mümtaz’er Türköne)“Türk askerinin şerefini, ülkemizin güvenliğini, Türkiye'nin birliğini, halkın hukukunu, devletin bekasını koruyabilmek için bu orduyu lağv edip yeni bir ordu kurmamız lâzım”
(Mümtaz’er Türköne) *İçişleri Bakanı Beşir Atalay geçen yaz polis akademisinde- Kürt Açılımı’na başlamadan önce-bir çalıştay yaptı.
Fikirlerine son derece “önem” verilen 12 kişinin davet edildiği bu toplantının adı Kürt Çalıştayı’ydı…
Davetliler arasında Mümtaz’er Türköne de vardı.
Koskoca İçişleri Bakanı yukarıdaki sözlerin sahibi Mümtaz’er Türköne’yi karşısına alıp akıl sordu.
*
Şimdi benim de Bakan Bey’e bir sorum var:
Demokratik Açılım’ın amacı neydi?
“Toplumdaki her türlü ayrımcılığa son vermek!”
Peki, yukarıdaki sözlere bakarak Mümtaz’er Türköne’ye akıl sorup da Helin’e, Nihat’a veya Hilal’e sormamak ayırımcılık değil mi?
Neden Helin değil Nihat değil Hilal değil de Mümtaz’er Türköne?
Ben sabahtan beri düşünüyorum bulamadım da!